Çook Tatlı Hayat | HAYAT'tan haberiniz olsun.

Atıktan Sanata: CMG Muhabiri Türkiye’deki sürdürülebilir kalkınma uygulamalarını inceliyor

Çin Medya Grubu (CMG) Başmuhabiri Huihui Chen, endüstriyel atıkları ham maddeye dönüştüren sanatçı Deniz Sağdıç’ın İstanbul'daki sıfır atık merkezini yerinde inceledi. Mimarisinden enerjisine kadar kendi kendine yeten bu ekolojik atölye, sürdürülebilir bir dünyanın teoride kalmadığını bizzat yaşayan bir modelle kanıtlıyor.
Atıktan Sanata: CMG Muhabiri Türkiye’deki sürdürülebilir kalkınma uygulamalarını inceliyor

Çin Medya Grubu (CMG) Başmuhabiri Huihui Chen'in haberine göre,küresel iklim kriziyle mücadelede yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi hamleleri ülkelerin uzun vadeli stratejik öncelikleri haline gelirken, Türkiye’de sanatı bu dönüşümün somut bir parçası kılan öncü bir adım dikkat çekiyor. Sürdürülebilir sanat kavramını 2010'lu yıllardan itibaren küresel ölçekte ilk savunan isimlerden biri olan Sanatçı Deniz Sağdıç, İstanbul'daki merkezinde endüstriyel atıkları üretime dahil ederek döngüsel ekonominin sanatsal modelini sergiliyor.

Çin Halk Cumhuriyeti'nin küresel ölçekte yürüttüğü "Yeşil Kalkınma" gündemi, karbon nötr hedefleri ve kaynakların sürdürülebilir kullanımı politikalarıyla doğrudan örtüşen bu pratikler, küresel çevre koruma çabalarının sanatsal ve toplumsal ayağına somut bir örnek teşkil etmesi yönüyle Çin Medya Grubu tarafından mercek altına alındı.

Atık Nesnelerin Piksellere Dönüştüğü Biçimsel Devrim

Deniz Sağdıç’ın "Ready-ReMade" (Hazır-Yeniden Yapım) adını verdiği yaratıcı konsept, sanat tarihi açısından nesneye yüklenen anlamı farklı bir boyuta taşıyor. Klasik resim sanatının boya ve tuval gibi geleneksel malzemelerinin ötesine geçen sanatçı, tüketim toplumunun geride bıraktığı artıkları adeta birer renk paleti ve pikselsel birer parça olarak kullanıyor. Tekstil sanayisinin kenar kırpıntıları, eski kot kumaşları, kablolar, plastik düğmeler, elektronik devre kartları ve ilaç ambalajları, Sağdıç’ın tekniğinde insan yüzlerinin duygu dolu ifadelerini oluşturan birer gölge ve ışık unsuruna dönüşüyor.

Uzaktan bakıldığında kusursuz birer yağlıboya portre hissi uyandıran bu eserler, yaklaşıldığında her gün çöpe atılan binlerce atık nesnenin mikro dünyasını gözler önüne seriyor. Sanatçı, insan portrelerini seçmesinin nedenini, çevre krizinin ve aşırı tüketimin öznesinin yine insanın kendisi olmasıyla açıklıyor. Atığın kendi biçimsel dilini bozmadan, onu keserek, birleştirerek veya üst üste yığarak oluşturduğu bu özgün teknik, sürdürülebilirliği teorik bir söylemden çıkarıp kitlelerin hayranlıkla izlediği estetik bir gerçekliğe kavuşturuyor.

Endüstriyel atıklara karşı somut mücadele: Sıfır Atık Atölyesi

Sağdıç’ın bu sanatsal felsefesi, üretim aşamasında endüstriyel ve evsel atıkların sisteme geri kazandırıldığı somut bir sürdürülebilirlik projesiyle birleşiyor. Tekstil sanayisinin artıkları, kartonlar, kablolar, elektronik devreler ve alüminyum içecek kutuları gibi dünya üzerinde 50’den fazla insan üretimi atık nesne bu merkezde titizlikle temizlenip türlerine göre ayrıştırılıyor.

Atık yönetiminin ve kaynağında ayrıştırma kültürünün önemini vurgulayan Sağdıç, üretici firmalar, markalar ve fabrikalarla doğrudan iş birliği yapıyor. Sanatçı, fabrikaların bertaraf etmekte zorlandığı plastik kırpıntıları ve endüstriyel üretim fazlası ahşap parke gibi malzemeleri doğrudan tesislerden teslim alarak döngüsel bir üretim zinciri oluşturuyor. Bu kolektif süreç, kitlesel tüketim çağında endüstriyel atıkların çevreye zarar vermeden ekonomiye, üretime ve son tahlilde yüksek sanat eserlerine nasıl geri kazandırılabileceğini somut bir modelle kanıtlıyor.

Kendi kendine yeten ekolojik altyapı: Sanatta karbon nötr yaklaşım

Çin'in sürdürülebilir ekosistemler ve yeşil şehirler kurma vizyonuyla paralellik gösteren en önemli unsur ise Sağdıç'ın hem yaşam alanı hem de üretim merkezi olarak kullandığı iki katlı binanın teknik altyapısı. Sanatçının atölyesindeki bu ekolojik mimari, ürettiği eserlerin sürdürülebilirlik felsefesini mekansal olarak tamamlıyor. Bina, mimari inşasından günlük işleyişine kadar tamamen çevre koruma kriterlerine göre tasarlanmış durumda.

Binanın yapımında plastik gibi çevreye zararlı materyallere yer verilmezken, önceki inşaattan çıkan molozlar dahi kum haline getirilerek sıva malzemesi olarak geri dönüştürüldü. Ağaç kesilmesinin önüne geçmek adına kapılarda bile ahşap kullanılmayan merkez, operasyonel olarak da tam bir döngüsellik sağlıyor. Çatıya kurulan güneş enerji panelleri binanın tüm elektrik ihtiyacını yeşil enerjiden karşılarken, yağmur suyu arıtma sistemiyle entegre çalışan 2 tonluk su dönüşüm depoları ise merkezdeki günlük su kullanımını ve bahçe sulamasını tamamen yağmur suyundan sabitlemektedir.

Küresel yeşil gündemle kesişen ortak vizyon

Daha önce COP İklim Zirvesi’ne katılarak sürdürülebilirlik politikalarının küresel düzeyde daha ciddiye alınması gerektiğine dikkat çeken Deniz Sağdıç, haftanın üç günü uluslararası ziyaretçileri ve koleksiyonerleri bu ekolojik merkezde ağırlıyor. Sürdürülebilir bir yaşamın, yeşil üretimin ve çevre dostu bir sanatın mümkün olduğunu somut uygulamalarla gösteren Sağdıç, sayfalar dolusu akademik metin ve makaleyle anlatılması zor olan "ayrıştırma kültürü" ve "yeşil kalkınma" vizyonunu, kitlelerin çok daha rahat algılayabileceği güçlü bir görsel dile dönüştürüyor.

Çin'in sanayide yeşil dönüşüm, karbon emisyonlarının azaltılması ve çevre dostu üretim teknolojilerine geçiş konusundaki kararlı politikaları göz önüne alındığında, Türkiye’deki bu sürdürülebilir sanat merkezi küresel çevre koruma gündemine önemli bir yerel katkı sunuyor. İstanbul'da tescillenen bu çevre dostu üretim modeli, önümüzdeki dönemde de uluslararası yeşil kalkınma diyaloglarının ve sürdürülebilir endüstri uygulamalarının ilham veren başlıklarından biri olmaya aday görünüyor.

  Hibya Haber Ajansı
Yorumlar
Kalan karakter: