Trive Yatırım’ın “Ons Altın Faiz Baskısı Geçici, Rezerv Dönüşümü Kalıcı” başlıklı değerlendirmesinde, ons altının Fed’in para politikası ve reel faizlerdeki değişimlere bağlı olarak kısa vadede baskı altında kaldığı, merkez bankalarının güçlü altın talebinin ise fiyatlara yapısal destek sağlamaya devam ettiği aktarıldı.
Değerlendirmeye göre ons altın, Fed’in temmuz toplantısında politika faizini sabit bırakmasının ardından 4.700 dolara kadar yükselirken, Fed Başkanı Kevin Warsh’ın 28 Ağustos’taki Jackson Hole konuşması ve 16 Eylül’deki faiz artırımı sonrasında 4.330 dolar seviyelerine geriledi. Bu seviyenin, 28 Ocak 2026’da görülen 5.589 dolarlık tarihi zirvenin yaklaşık yüzde 22 altında bulunduğu belirtildi.
Trive Yatırım, mevcut tabloda ABD-İran savaşının altın açısından doğrudan destekleyici olmaktan çok faiz kanalı üzerinden baskı oluşturduğunu ifade etti. Çatışmanın sona ermesinin ise enerji fiyatları ve enflasyon beklentileri üzerindeki baskıyı azaltarak altın açısından olumlu bir gelişme olabileceği değerlendirildi.
Raporda, temmuz ayında Fed’in politika faizini sabit bırakmasının enflasyonla mücadeledeki kararlılığa ilişkin soru işaretlerini artırdığı, enflasyon beklentilerinin nominal faizlerden daha hızlı yükselmesiyle reel faizlerin gerilediği ve faiz artırımı beklentilerinin azalmasının ons altını ağustos ayında 4.100 dolardan 4.700 dolara taşıdığı aktarıldı. Ancak bu görünümün kısa sürede tersine döndüğü belirtilerek, Warsh’ın Jackson Hole konuşmasının ardından Fed’in enflasyon konusundaki kararlılığına ilişkin beklentilerin güçlendiği ifade edildi.
Fed’in 16 Eylül’de politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına taşıdığı, Temmuz 2023’ten bu yana ilk faiz artırımının ardından yayımlanan nokta grafiğinde 18 üyeden 16’sının bu yıl en az bir faiz artırımı daha öngördüğü kaydedildi. ABD federal borcunun 40 trilyon doları aşmasının ve artmaya devam etmesinin beklenmesinin Hazine’nin ilave borçlanma ihtiyacını ve tahvil getirileri üzerindeki yukarı yönlü baskıyı artırabileceği belirtildi. Yapay zeka yatırımlarının önemli bölümünün borçla finanse edilmesinin de özel sektörün tahvil piyasasında Hazine ile rekabet etmesine yol açarak getiriler üzerinde ek baskı oluşturduğu aktarıldı. Bu gelişmeler sonucunda ons altının ağustos sonundaki 4.700 dolar seviyesinden 4.235 dolar seviyelerine gerilediği ifade edildi.
Güçlü hisse piyasası performansının da kısa vadede altının göreli cazibesini sınırladığı belirtildi. Yapay zeka temasının gelir ve kar büyümesini desteklemesiyle risk iştahının güçlü kaldığı, nakit akışı üretmeyen altının portföylerdeki fırsat maliyetinin arttığı aktarıldı. Bununla birlikte, 2024 ve 2025 yıllarında altın ile hisse senetlerinin birlikte rekor seviyelere ulaşmasının bu etkinin tek başına belirleyici olmadığını gösterdiği ve hisse piyasalarının altın üzerindeki etkisinin daha çok faiz baskısını güçlendiren ikincil bir unsur olduğu değerlendirildi.
Dünya Altın Konseyi verilerine de yer verilen raporda, merkez bankası alımlarının altın için uzun süredir yapısal bir destek oluşturduğu belirtildi. 2010-2021 döneminde yıllık ortalama 473 ton olan net merkez bankası alımlarının 2022-2024 döneminde üç yıl üst üste 1.000 tonun üzerine çıktığı, 2025 yılında ise 863 tonla yüksek seviyesini koruduğu aktarıldı. 2026’nın ilk yarısında toplam alımların 345 ton olduğu, ilk çeyrekte yaklaşık 56 tona gerileyen çeyreklik alımların ikinci çeyrekte 289 tona yükselerek 2024’ün son çeyreğinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştığı ifade edildi.
Merkez bankalarının altına yönelmesinde rezerv çeşitlendirmesinin önemli bir faktör olduğu, 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının başlaması ve Rusya Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin önemli bölümünün dondurulmasının bu eğilimi hızlandırdığı aktarıldı. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Merkez Bankası çalışmalarının, rezervlerin getirisinin yanı sıra erişilebilirliği ve yaptırım riskinin de merkez bankalarının kararlarında önem kazandığını ortaya koyduğu belirtildi. Dünya Altın Konseyi’nin 2026 araştırmasına göre merkez bankalarının yüzde 82’sinin portföy çeşitlendirmesini altın tutma nedenleri arasında gösterdiği aktarıldı.
Raporda, IMF ve ABD Hazine verilerine göre küresel resmi altın rezervlerinin piyasa değerinin 2025’in son aylarında yabancı resmi kurumların elindeki ABD Hazine tahvillerinin değerini geride bırakarak 5 trilyon dolara yaklaştığı ifade edildi. Bazı ülkelerin güncel altın varlıklarını IMF’ye bildirmemesi nedeniyle gerçek değerin daha yüksek olabileceği değerlendirildi.
Trive Yatırım, merkez bankası talebine son dönemde fiziki, tezgahüstü (OTC) ve borsa yatırım fonu (ETF) kanallarındaki güçlenmenin de eklendiğini belirtti. Dünya Altın Konseyi verilerine göre bar ve sikke talebinin 2026’nın ilk yarısında yıllık yüzde 21 arttığı, OTC talebinin ikinci çeyrekte 327 tona, ilk yarıda ise 571 tona ulaştığı aktarıldı. Çin’in 2026’nın ilk sekiz ayında 1.000 tonun üzerinde altın ithal etmesinin Asya’daki fiziki ve yatırım amaçlı talebin gücünü gösterdiği ifade edildi. ETF tarafında ise ağustos ayında küresel altın ETF’lerine 18 milyar dolar, yaklaşık 121 ton net giriş gerçekleştiği ve toplam ETF altın varlıklarının 4.189 tonla tarihi zirveye ulaştığı kaydedildi.
Raporda, takı talebinin yüksek fiyatların baskısı altında kaldığı belirtildi. Dünya Altın Konseyi verilerine göre 2026’nın ikinci çeyreğinde küresel takı talebinin yıllık yüzde 17 düşerek 278 tona gerilediği, buna karşın takıya yapılan harcamanın yüzde 14 artarak 40 milyar dolara yükseldiği aktarıldı. Tüketicilerin daha az miktarda ancak daha yüksek tutarda alım yaptığı belirtilerek, fiyatlardaki geri çekilmenin Hindistan ve Çin gibi fiyata duyarlı pazarlarda takı talebini destekleyebileceği değerlendirildi.
Arz tarafında ise ikinci çeyrekte toplam arzın 1.269 tonla yatay kaldığı, maden üretiminin yıllık yüzde 2 artışla 966 tona yükseldiği, geri dönüşümün ise yüzde 6 gerilediği belirtildi. Dünya Altın Konseyi’nin önümüzdeki dönemde maden üretimi ve geri dönüşümde yalnızca sınırlı artış beklediği aktarıldı.
ABD-İran savaşının altın üzerinde hem jeopolitik risk primi hem de enflasyon beklentileri ve tahvil faizleri üzerinden etkili olduğu, mevcut konjonktürde faiz kanalının daha baskın olduğu ifade edildi. Petrol fiyatları ve rafineri marjlarındaki yükselişin küresel enflasyon beklentilerini artırdığı, bunun da merkez bankalarının daha sıkı para politikası uygulayacağı beklentisini güçlendirdiği ve tahvil faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğu aktarıldı.
Rusya-Ukrayna savaşında enerji altyapısının yeniden hedef alınmasının da enerji piyasalarındaki baskıyı artırdığı belirtildi. Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik saldırılarının ardından Rusya’nın dizel ihracatını kısıtladığı, ihracat yasağının eylül sonuna kadar uzatıldığı ve Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre Rus dizel üretiminin yıllık yaklaşık yüzde 30 gerilediği aktarıldı. Rusya kaynaklı arz sıkışıklığının küresel dizel piyasasında ürün makaslarını eylül ayında ABD ve Kuzeybatı Avrupa’da varil başına 100 doların üzerine taşıdığı ifade edildi.
Buna karşılık petrol fiyatlarındaki gerileme, Orta Doğu’daki çatışmayı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimler ve bölgedeki enerji akışının sürdüğüne ilişkin işaretlerin altına destek verdiği belirtildi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yapacağı konuşma ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile olası görüşmesinin de altın fiyatları açısından izlenmesi gereken gelişmeler arasında olduğu aktarıldı.
Teknik değerlendirmede, 8 haftalık üssel hareketli ortalama seviyesi olan 4.360 doların altında kalındığı sürece ons altında geri çekilmenin önce 4.225 dolar ara desteğine, ardından 4.100 dolar seviyesindeki trend desteğine kadar devam edebileceği belirtildi. 4.360 dolar üzerinde kalıcılık sağlanması halinde ise 4.575 dolar seviyesindeki alçalan trend direncinin takip edileceği aktarıldı.
Trive Yatırım, gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde ABD-İran savaşının yarattığı arz şoku ve Rus enerji altyapısına yönelik saldırıların faiz oranlarını yüksek tutması nedeniyle ons altında bir süre daha baskılı seyir beklediğini belirtti. Bununla birlikte fiyatlardaki geri çekilmenin yatırım amaçlı talebi destekleyebileceği ve aşağı yönlü hareketi sınırlayabileceği aktarıldı.
Raporda kısa vadede ons altında yatay veya hafif negatif bir görünüm öngörülürken, orta ve uzun vadede merkez bankalarının dedolarizasyon eğiliminin sürmesi ve ABD-İran savaşının sona ermesiyle enflasyon ve faiz beklentilerinin daha ılımlı seviyelere gerilemesinin altının tarihi zirvesini yeniden test etmesinin önündeki engelleri azaltabileceği değerlendirildi.
Yukarı yönlü riskler arasında Fed’in sıkılaşma döngüsünün büyüme ve istihdamı beklenenden hızlı yavaşlatması, faiz artırımlarının erken sona ermesi ve Fed üzerindeki siyasi baskının para politikasına ilişkin soru işaretlerini artırması gösterildi. ABD-İran savaşının hızlı bir diplomatik çözüme kavuşmasının da enerji fiyatları ve enflasyon beklentileri üzerinden bu süreci destekleyebileceği aktarıldı.
Aşağı yönlü riskler arasında ise savaşın uzaması, enerji altyapısına yönelik yeni saldırılarla petrol fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgası oluşması ve Fed’in beklenenden daha fazla faiz artırması sıralandı. Bu durumda 4.100 dolar desteğinin test edilebileceği belirtildi. Merkez bankalarının likidite ihtiyacı veya kur yönetimi nedeniyle taktiksel altın satışına yönelebileceği, özellikle kur baskısı altındaki gelişmekte olan ülke merkez bankalarının rezervlerini savunmak amacıyla altın satmasının yapısal desteği geçici olarak zayıflatabileceği ifade edildi. Yatırımcı akışlarının da hızlı şekilde tersine dönebileceği belirtilerek, 2026’nın ilk çeyreğinde ABD’deki altın ETF’lerinden mart ayında gerçekleşen yüksek çıkışların çeyreğin başındaki girişleri tamamen sildiği hatırlatıldı.
Hibya Haber Ajansı (6).png)