Milli Savunma Bakanı Güler, Kafkas İslam Ordusu ve Bakü’nün kurtuluşunun 108’inci yıl dönümü dolayısıyla Türkiye-Azerbaycan Dostluk ve İşbirliği Vakfı (TADİV) tarafından düzenlenen anma programına katıldı.
Program öncesinde Kafkas İslam Ordusu Anıtı’nın açılışını gerçekleştiren Güler, törende yaptığı konuşmada anıtın 1918 yılında ortaya konulan kardeşlik, fedakarlık ve dayanışmayı hatırlatacağını belirtti.
Güler, “Bakü’nün kurtuluşunun 108’inci yıl dönümünde böylesine tarihî bir mana taşıyan Kafkas İslam Ordusu Anıtı’nı açmaktan büyük bir gurur duyduğumu da ifade etmek isterim.” dedi.
Anıtın Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ortak tarihin gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlayacağını ifade eden Güler, 1918 yılında Azerbaycan’ın istiklali ve Bakü’nün kurtuluşu için Anadolu’dan bölgeye giden askerlerin Kafkas İslam Ordusu bünyesinde mücadele ettiğini belirtti.
Güler, Kafkas İslam Ordusu ve Nuri Paşa komutasında mücadele eden askerler ile Türkiye ve Azerbaycan’ın istiklali uğruna hayatını kaybedenleri andı.
Anma programında konuşan Güler, 15 Eylül 1918 tarihinin yalnızca Bakü’nün kurtuluşu açısından değil, Azerbaycan’ın siyasi ve askerî tarihi bakımından da önemli olduğunu belirtti.
Güler, şöyle konuştu:
“Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Kafkasya’daki dengelerin değiştiği, Azerbaycan Türklerinin ağır tehditlerle karşı karşıya kaldığı bir ortamda, 28 Mayıs 1918’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti ile 4 Haziran’da imzaladığı Dostluk Antlaşması çerçevesinde kardeşlerinden yardım istemiştir. Bu çağrıya kayıtsız kalmayan Osmanlı Devleti tarafından Nuri Paşa komutasında Kafkas İslam Ordusu teşkil edilmiştir.”
Kafkas İslam Ordusu’nun Azerbaycan millî kuvvetleriyle birlikte yürüttüğü harekâtın Gence’den başlayarak Gökçay ve Şamahı üzerinden Bakü’ye ulaştığını aktaran Güler, 15 Eylül 1918’de Bakü’nün işgalden kurtarıldığını ve ardından harekâtın Karabağ istikametinde genişletildiğini ifade etti.
Güler, “Dolayısıyla Kafkas İslam Ordusunun bu mücadelesi Azerbaycan’ın egemenliğinin güçlendirilmesine ve ülkenin toprak bütünlüğünün tesis edilmesine imkân sağlayan tarihî bir dönüm noktası olmuştur.” ifadelerini kullandı.
Kafkas İslam Ordusu’nun Türk ve Azerbaycanlı askerlerin birlikte mücadele ettiği bir süreci temsil ettiğini belirten Güler, ordunun 1132 şehidinin bulunduğunu ifade etti.
Güler, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine ilişkin değerlendirmesinde, “Türkiye-Azerbaycan kardeşliği, yalnızca sözlerle ifade edilen bir yakınlık değildir. Bu kardeşlik, gerektiğinde aynı cephede omuz omuza verilmiş mücadelelerle, fedakarlıkla ve kanla mühürlenmiştir.” dedi.
Güler, 1918’deki mücadelenin ruhunun sonraki dönemlerde de devam ettiğini belirterek, Azerbaycan’ın Karabağ’daki askerî mücadelesine değindi.
Karabağ’ın yaklaşık 30 yıl işgal altında kaldığını ifade eden Güler, Azerbaycan ordusunun 44 gün süren mücadele sonucunda bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını belirtti.
Güler, Karabağ’daki gelişmelerin Azerbaycan açısından olduğu kadar Türk dünyası açısından da önemli olduğunu söyledi ve Türkiye’nin süreç boyunca Azerbaycan’ın yanında olduğunu ifade etti.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin tarihî ve stratejik boyutuna dikkati çeken Güler, iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik iş birliğinin de geniş bir alanda sürdüğünü bildirdi.
Güler, “Özellikle savunma ve güvenlik alanında ulaştığımız bu mümtaz seviye, birbirimize olan sarsılmaz güvenimiz ve geniş kapsamlı dayanışmamızın en somut göstergelerinden biridir.” dedi.
Türk ve Azerbaycan ordularının karşılıklı personel eğitimleri, müşterek ve çok uluslu tatbikatlar, askerî tecrübe paylaşımı, mayın temizleme çalışmaları, savunma sanayisi projeleri ile teknoloji ve kabiliyet geliştirme alanlarında faaliyet yürüttüğünü belirten Güler, iki ülke orduları arasındaki birlikte çalışabilirlik ve koordinasyonun Kafkasya’nın güvenliği açısından da önem taşıdığını ifade etti.
Güler, “Türkiye’nin gücü Azerbaycan’ın gücü, Azerbaycan’ın gücü de Türkiye’nin gücüdür.” ifadelerini kullandı.
Güney Kafkasya’daki gelişmelere de değinen Güler, Azerbaycan ve Ermenistan arasında barışın tesisine yönelik atılan adımları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
Güler, kapsamlı ve kalıcı bir barışın tesis edilmesini temenni ettiklerini belirterek, Türkiye’nin bölgesel istikrarı güçlendiren ve bölge halklarının huzur ve refahına katkı sağlayan bir anlayışla yürütülen çalışmaları desteklediğini ifade etti.
“Kafkasya’nın artık çatışmalara değil güvene, iş birliğine, kalkınmaya ve refaha ihtiyacı vardır.” diyen Güler, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki dayanışmanın bölgedeki yeni dönemin unsurlarından biri olduğunu kaydetti.
Güler, Türkiye’nin Azerbaycan ile savunma, diplomasi, ekonomi, enerji, ulaştırma ve teknoloji başta olmak üzere farklı alanlardaki iş birliğini geliştirmeye devam edeceğini bildirdi.
Hibya Haber Ajansı (6).png)