Birinci yüzyılın Kurtuba’sı (Cordoba)... Avrupa’nın geri kalanı karanlık, soğuk ve çamurlu yollarda yürümeye çalışırken, Endülüs’ün bu incisi, sokak lambalarıyla aydınlatılan, kütüphanelerinde yüz binlerce kitabın bulunduğu bir bilim cennetiydi. Portakal çiçeği kokularının sindiği bu sokaklarda, omuzlarında Aristo’nun bilgeliğini, ellerinde ise neşterin keskinliğini taşıyan bir adam yürüyordu. Batı’nın "Averroes" diyerek baş tacı ettiği, Doğu’nun ise bazen göklere çıkarıp bazen sürgüne gönderdiği o büyük dâhi: İbn-i Rüşd. Çoğumuz onu "Filozof" olarak tanırız. "Zamanın en büyük Aristo yorumcusu" der geçeriz. Ancak İbn-i Rüşd’ün tıp tarihine, özellikle de görme duyusuna attığı imza, en az felsefesi kadar büyüktür. Bin yıldır dokunulmaz kabul edilen "Görme mercekte gerçekleşir" tabusunu yıkan ve "Hayır, gören yer retinadır!" diyen o cesur sesin hikayesidir bu.
Galen’in Bin Yıllık Yanılgısı
Hikayeyi anlamak için önce sahnedeki "kötü adamı" tanıyalım: Yanlış bilgi.
Antik Yunan’ın efsanevi hekimi Galen, tıbbın babası sayılırdı ve sözleri adeta kutsal metin gibiydi. Galen’e göre görme olayının merkezi, gözün tam ortasında duran o parlak, kristal yapıydı: Göz Merceği (Lens).
Mantıklı geliyordu değil mi? Gözün en parlak, en merkezi yeri orasıydı. Işık oraya geliyor ve sihirli bir şekilde "görme" orada oluyordu. Yüzyıllar boyunca Hıristiyan ve Müslüman hekimler bu bilgiye şüpheyle yaklaşmaktan korktular. Ta ki İbn-i Rüşd, El-Külliyat fi't-Tıbb (Tıbbın Genel İlkeleri) adlı eserini yazmak için masasının başına oturana kadar.
"Buz Gibi Bir Kristal Göremez!"
İbn-i Rüşd, hem bir hekim hem de bir fizikçi gibi düşünüyordu. Işığın kırılma prensiplerini ve göz anatomisini incelediğinde Galen’in teorisinde büyük bir çatlak fark etti.
Onun mantığı basitti ama devrimseldi:
Göz merceği şeffaftı, geçirgendi. Tıpkı bir pencere camı gibi. Bir cam, görüntüyü üzerinde tutamazdı, sadece arkaya iletirdi. Görüntünün oluşması için ışığın bir yere çarpıp orada bir "resim" oluşturması gerekiyordu. Tıpkı karanlık bir odada (Camera Obscura) duvara yansıyan görüntü gibi.
İbn-i Rüşd, gözün arkasını kaplayan, örümcek ağına benzeyen o ince tabakaya dikkat kesti: Retina (Ağ Tabaka).
Tıp tarihinde ilk kez şu cümleyi kurdu:
"Gözdeki asıl görme organı, kristal mercek (lens) değil, ağ tabakadır (retina). Mercek sadece ışığı oraya iletmekle görevlidir."
Bu, bugünkü modern oftalmolojinin (göz bilimi) temel taşıydı. O, gözü bir fotoğraf makinesi gibi (o zamanlar makine olmasa da mantığıyla) kurgulayan ilk kişiydi. Işık mercekten geçer (objektif) ve retinaya düşer (film şeridi/sensör).
El-Külliyat: Avrupa’nın Ders Kitabı
İbn-i Rüşd’ün bu keşfi, yazdığı dev ansiklopedi El-Külliyat fi't-Tıbb (Batı'da bilinen adıyla Colliget) içinde yer aldı. Bu kitap, sadece bir anatomi kitabı değildi; hastalıkların sebeplerinden korunma yollarına kadar her şeyi kapsıyordu.
Kitap Latinceye çevrildiğinde, Avrupa’daki tıp fakültelerinde (Padova ve Bologna gibi) yüzyıllar boyunca ders kitabı olarak okutuldu. İbn-i Rüşd’ün "Retina Teorisi", daha sonra Batılı bilim insanları (özellikle Kepler) tarafından da doğrulandı ve geliştirildi. Ancak ilk kıvılcım, Endülüs’ün o sıcak güneşinin altında çakılmıştı.
Sürgün ve Onur
İbn-i Rüşd’ün hayatı, keşifleri kadar parlak geçmedi maalesef. Felsefi görüşleri nedeniyle döneminin tutucu çevreleri tarafından hedef gösterildi. Kitapları yakıldı, kendisi Kurtuba’dan sürgün edildi. Lucena’da, "sapkın" ilan edilmiş bir halde yaşamak zorunda bırakıldı.
Ancak tarih, her zaman olduğu gibi son sözü söyledi. Onu sürgüne gönderenlerin isimlerini bugün kimse hatırlamazken, İbn-i Rüşd’ün adı Ay’daki bir kraterde (Ibn Rushd Krateri), Paris’teki bir üniversite duvarında ve her göz doktorunun bildiği o temel gerçekte yaşamaya devam ediyor.
Sonuç: Işığı Gören Zihin
İbn-i Rüşd, sadece gözün nasıl gördüğünü değil, zihnin nasıl görmesi gerektiğini de öğretti. Otoriteye (Galen’e) körü körüne inanmak yerine, "Gözlem ve akıl ne diyor?" sorusunu sordu.
Bugün retinamıza düşen her ışık huzmesinde, aslında İbn-i Rüşd’ün bin yıl önce yaktığı o bilim meşalesinin bir yansıması var. O, Endülüs’ün sadece filozofu değil, aynı zamanda en keskin gören gözüydü.
Kaynakça
Yerli Kaynaklar:
-
TDV İslâm Ansiklopedisi: İBN RÜŞD - İlim ve Fikir Hayatı - (Cilt 20, Sayfa 280-297).
-
TÜBİTAK Bilim Genç: İbn-i Rüşd Kimdir?
-
Prof. Dr. Bekir Karlıağa: İbn Rüşd (Averroes), Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.
Yabancı Kaynaklar:
-
National Center for Biotechnology Information (NCBI): Ibn Rushd (Averroes): Prince of Science - Annals of Saudi Medicine.
-
Encyclopaedia Britannica: Averroes - Philosophy and Science.
-
Muslim Heritage: Ibn Rushd (Averroes) as a Physician.
Web Kaynakları:
-
History of Medicine: Islamic Medical Manuscripts at the National Library of Medicine.
-
Stanford Encyclopedia of Philosophy: Ibn Rushd.