7. Hainan Adası Uluslararası Film Festivali geçen aralık ayında Çin’in Hainan Adası’nda gerçekleştirildi. 7. Hainan Adası Uluslararası Film Festivali'nin son günü, James Cameron, katıldığı Usta Sınıf’ta Avatar serisinin amacını ve filmin felsefesini paylaştı.
7. Hainan Adası Uluslararası Film Festivali geçen aralık ayında Çin’in Hainan Adası’nda gerçekleştirildi. İtalyan film tarihçisi ve yorumcusu, yapımcı Marco Müller’in başkanlığındaki 13 kişilik jüri, dünya genelinden gönderilen 4564 eser arasından 10 filmi ödülleriyle buluşturdu. Film festivali sırasında “Usta Sınıf”(Master Class) gibi etkinlikler düzenlendi.
9 Aralık'ta, 7. Hainan Adası Uluslararası Film Festivali'nin son günü, James Cameron, katıldığı Usta Sınıf’ta Avatar serisinin amacını ve filmin felsefesini paylaştı. Dünyanın film tarihini "Avatar Öncesi ve Sonrası" olarak ikiye ayıran ünlü yönetmen, sinema salonunda filmi izlemenin benzersiz değeri, AI ve yaratıcılığın sınırları, Avatar serisinin ilham kaynakları ve teknoloji ile sanat arasındaki denge gibi temel konular üzerine hayranlarıyla derinlemesine bir sohbet gerçekleştirdi ve film sanatına olan bağlılığını ve arayışını samimiyetle paylaştı.
Yaratıcılığının kaynakları: ailesi, maceraları ve tabiatın ilhamı
Avatar serisinin, dünyanın en görkemli film IP’si olarak 16 yıldır hala seyirciyi etkileyebilmesinin nedenine değinen Cameron, bu ilginin temelinde insanlığın ortak deneyimlerine odaklanmaları olduğunu vurguladı. “O yıl Çin’de de çok iyi bir gişe geliri elde edildi. Çinli oyuncular kullanmadık ve Çin’le ilgili herhangi bir konu yoktu filmde. Avatar hiçbir zaman belirli bir ülke veya dile ait olmadı. İnsan duyguları da dahil olmak üzere ortak sahip olduğumuz değerlerle, psikolojik büyüme sancıları, kimliğin kabulü gibi daha yaygın sorunlarla nasıl başa çıkacağımızla ilgiliydi.”

Dünya dışı bir gezegenin hikâyesini anlatmasına rağmen, Avatar filmindeki her detay Cameron’un kişisel deneyimlerinden ve hayat görüşünden uzak değil. Usta Sınıf”ta Cameron, filmin kendisiyle olan yakın bağlantısını aktararak, gençliğindeki kaygılarını ve beş çocuk babası olduktan sonra hayata bakış açısının nasıl değiştiğini, filmdeki büyüme, aile ve sorumluluk hakkındaki derin bir tartışmaya dönüştürdüğünü belirtti. “Gençliğimdeyken çok ciddi kaygılarım vardı ve gelecekte ne yapacağımı bilmiyordum, herkes de böyleydi. Filmin yapım sürecine katılan birçok kişinin çocuğu gençlik dönemindeydi ve bunu bir babanın bakış açısıyla yeniden inceledim. Filmde yenilmez bir kahramanın çocuk sahibi olduktan sonra nasıl değişeceğini göreceğiz. Bu, dünya çapında seyircilerde büyük yankı uyandırdı. Çok sayıda seyirci henüz çocuk sahibi değil, bazıları da zaten anne baba olmuşlardır, ben de duygularımı paylaşacağım. Bu, iyi bir iletişim.” diyor Cameron.
Filmdeki “Bir aile asla birbirlerinden ayrılmaz ve vazgeçmez” sözleri, Cameron’un hayatını yöneten inançların doğrudan bir yansımasıdır. Cameron kendini tanıtırken, “Ben asla vazgeçmeyen biriyim. Yönetmen olduğum ilk yıllarda kendime hep keşfetmeye devam edeceksin dedim.” ifadesini kullandı. Genç sinemacıları da bu şekilde teşvik etti:
“Vazgeçmeyin, kimse size her şeye yararlı ilacı veremez, hayalleriniz için çaba göstermelisiniz ve aynı zamanda takımınızla bağlantıyı değerlendirmelisiniz.” Aile ve kararlılığa büyük önem verilmesi, Avatar serisinin bilim kurgu türünün ötesine geçmesini ve “insan” temalı bir film haline gelmesini sağladı.
Derin deniz keşifleri deneyimi, Avatar'ın fantezi dünyasına etki eden ilham kaynakları oldu. Doğaya olan saygı ve gizem, Avatar'daki fantastik yaratıklar ve ekosistemlerini gerçek ayrıntılarla doldurdu. Doğa ile insan ilişkileri hakkında derin düşünceler üretti.
Sekiz derin deniz keşfi tecrübesine sahip olan Cameron, 2012 yılında gerçekleştirdiği derin deniz yolculuğunda gördüğü ve sığ denizden tamamen farklı olan gizemli dalışları hiç unutmadı: küçük yaratıklar, renkli mercan resifleri, iki metre çapında ve ağustos böceğinin kanadı gibi ince denizanaları. Avatar 3'te havada yüzen denizanası şeklindeki yaratıklar Cameron'un derin denizde gördüğü denizanalarından ilham alınarak tasarlanmıştır. “Bu mistik yere her adım attığımda, hatta öylesine girdiğimde bile, her zaman bir şeyler buldum.” Çinli hayranları Cameron’u “Aziz Ca” olarak tanıdılar ve onun olağanüstü hayal gücünün yarattığı dünyada büyüdüler. Cameron “İnsanın hayal gücü doğadan çok daha düşük ve düşündüğümüz otantik tasarımlar milyonlarca yıl önce doğa tarafından oluşturulmuştur.” dedi.
AI filmin yaratılışındaki engelleri aşmaz

Teknolojik açıdan mükemmel bir başarıya sahip olan yönetmen Cameron’a Usta Sınıf’ta film endüstrisinin en çok ilgilendiği AI konuları yönetildi.
Yapay Zekâ teknolojisinin dünyada yaygınlaşmasına ragmen, Cameron’un tavrı net ve mantıklıydı: “Ben üretken Yapay Zekây’la hiç ilgilenmiyorum. Asla insanın yerini alamaz.” Cameron’a göre, Yapay Zeka sadece mevcut eserleri kopyalabilir, ancak “daha önce görmediğimiz şeyler” yaratamaz. Bu, Yapay Zekâ’nın esas eksikliğidir. AI, Avatar'a benzer bir film üretebilir ama Avatar'ın gösterime girmesinden önce yapamaz. Avatar’ın ikinci ve üçüncü devam filmlerindeki hareketleri yakalamak için tam bir buçuk yıl harcayan Cameron, AI’nın oyuncuların yerini alabileceğini düşünmüyor. “Eskiden oyuncuların karakterleri yaratmak için özel efekt makyajı kullanmaları gerekiyordu, şimdi CG kullanabilirler ama yine de oyunculara ihtiyacı var.”
Cameron sözlerine şöyle devam etti: “Teknoloji sanatı fedakarlık etmemelidir. AI'ın gerçek oyuncuların yerini almasına asla izin vermeyeceğim, onlarla çalışmaktan zevk alıyorum.” Cameron, Avatar'daki hareket yakalama teknolojisi temelindeki performansı "en saf performans biçimi" olarak adlandırdı, çünkü aktörlerin performanslarına kendi yaşam deneyimlerini entegre ettiklerini belirtti. Cameron, "Bir zamanlar hissettikleri neşe, acı ve sevgi, yaşadıkları her türlü deneyim, bugün inanılmaz ve etkileyici bir eser ortaya koydu." Üretken Yapay Zekâ’ya değinen Cameron, "Geçmişteki araştırmalara dayandırılarak geliştirilen bir modeli kullanmaya çalışırsan, bu gerçekten insanın kalbine nasıl dokunabilir ki?" ifadesini kullandı.
Usta Sınıf’taki dinleyicilere “Avatar 2’yi izlerken içindeki karakterlerden Natalie ya da Jack’in gerçekten yaşadığına inandınız mı?” diye sordu Cameron, “Eğer evet ise, o zaman teknolojimiz başarılı oldu. Çünkü teknolojinin kendisi bir amaç değil, sadece duygulara ve hikâyelere hizmet etmek için bir araçtır.” dedi.
16 yıl önce Avatar, 3D teknolojisinin film için taşıdığı anlamı yeniden tanımladı. Bu çağda sinema salonunda izlenmesi gereken bir hikâye varsa, Avatar serisi belki de en iyi olandır.
Aslında, Avatar serisinin yüksek maliyetleri de Cameron'un karşılaştığı bir zorluk. Gelecekteki yaratıcılığından bahsederken Cameron şunları söyledi: “En azından öncelikle sinemada gösterilmesi gereken filmleri çekmeye devam etmek istiyorum.” Veri Akışı ve kısa videoların canlanmasıyla daha az insanın sinemaya adım attığını itiraf eden Cameron, bu durumdan rahatsız olduğunu belirtti: “Evde film izleyen biri kolayca uzaktan kumandayı kullanıp filmi duraklatabilir, hızlı ilerletebilir, geri döndürebilir, hatta ortada arkadaşlarıyla sohbet edebilir. Bu, çok parçalanmış bir izlemedir.” Ancak sinema salonunun insanların filme odaklanmasındaki katkısına değinen Cameron, cep telefonundan uzak olan karanlık salonda insanların duygularının daha hassas olacağını ve başlangıçta göremediklerini daha iyi görebileceklerini dile getirdi.
Cameron, filmi bir tür “hayat simülatörü” olarak tanımladı: “Aşk, kayıplar, cesaret ve fedakarlık… bu insanlığın ortak kaderini önceden deneyimlememizi sağlar.”
“Hainan Adası, ideal bir çekim yeri”
Usta Sınıf etkinliği başlamadan önce Cameron gazetecilerle röportaj yaptı. Gelecekteki filmleri için Çin’deki hangi manzaraların onun ilham kaynağı olabileceği ve ilk kez ziyaret ettiği Hainan Adası’nın kendisinde ne gibi izlenim bıraktığı sorulduğunda Cameron ilginç cevaplar verdi.
İlk olarak Avatar serisinin tamamen dijital dünyada yaratıldığını ve hiçbir zaman yerinde çekim yapılmadığını açıkça belirtti. Cameron, Avatar serisindeki hiçbir sahnenin sahada çekilmediğini belirtti. Filmde gerçek görünen nehir ve kaya sahnelerini örnek göstererek, aslında yüzde 100 bilgisayar yapımı olduğunu ve dijital icadın bazen yerinde çekimden daha pratik olduğunu anlattı.
Hainan Adası ile ilgili olarak Cameron, adanın güzelliğini ve gelecekte yerinde çekime ihtiyacı olduğunda mantıklı bir seçim olacağını dile getirdi. Ancak başka bir iş birliği yönteminden yana: “Belki de gelecekteki Avatar’ın bazı sahnelerini tasarlamak için Hainan’a özgü fotoğraf materyallerini kullanabiliriz. Tabii ki bunun bir şartı var, o da daha fazla Avatar çekmeye devam etmemiz.”
Cameron, Hainan eyaletinin doğal ekolojinin korunmasına verdiği önemi takdirle karşıladığını vurguladı ve bunun, Avatar serisinin savunduğu çevre koruma teması ve doğaya saygı anlayışına fazlasıyla uyumlu olduğunu savundu. Cameron, Avatar 3’ün Çin’deki galasını Hainan eyaletinin merkezi Sanya’da gerçekleştirmesinin nedeni olarak, adadaki doğal manzaralar ile filmdeki sahneler arasındaki uyumu gösterdi.
Hibya Haber Ajansı