Kuzey İsrail’de, Hayfa’nın güneydoğusunda uzanan uçsuz bucaksız bir ova vardır: Yezreel Vadisi. Bugün baktığınızda yemyeşil tarlaların, sakin çiftliklerin ve sessiz rüzgarların hakim olduğu bu vadi, binlerce yıldır dünyanın en kanlı satranç tahtalarından biri olmuştur. Ancak teolojinin ve popüler kültürün iddiasına göre, bu vadinin asıl misafiri henüz gelmedi. Hollywood filmlerinde dev göktaşları veya nükleer felaketlerle özdeşleşen "Armageddon", aslında bir senaryo yazarının hayal ürünü değil; üç büyük dinin (İslam, Hristiyanlık, Yahudilik) eskatolojisinde (ahir zaman bilimi) yer alan, iyilik ile kötülüğün son kozlarını paylaşacağı o nihai meydan savaşının kod adıdır. Peki, dünya neden korku ve merakla bu savaşı bekliyor? Bu bir kehanet mi, yoksa tarihin tekerrüründen ibaret bir mit mi? Gelin, kıyamet saatinin tik-taklarını dinleyerek bu gizemli vadinin tozunu kaldıralım.
Kelimenin Sırrı: Har Megiddo
"Armageddon" kelimesi kulağa ne kadar ürkütücü gelse de, kökeni oldukça dünyevi bir coğrafi koordinata dayanır. İbranice "Har Megiddo" yani "Megiddo Tepesi" demektir.
Yuhanna'nın Vahiy Kitabı'nda (İncil'in son bölümü) geçen "Onları İbranice Armagedon denilen yere topladı" (Vahiy 16:16) ifadesi, bu kavramın çıkış noktasıdır. Ancak Megiddo, rastgele seçilmiş bir yer değildir. Tarih boyunca Mısır firavunlarından Asurlulara, Romalılardan Osmanlılara kadar orduların geçiş güzergahı olan stratejik bir boğazdır.
Tarihçi Eric H. Cline’ın dediği gibi: "Eğer bir yerde savaş çıkacaksa, tarihsel istatistiklere göre orası Megiddo'dur."
Napolyon’dan Allenby’ye: Kanlı Bir Tarihçe
Megiddo’nun toprağı kana öylesine doymuştur ki, kehanetler olmasa bile burası savaşın doğal adresi gibidir. M.Ö. 15. yüzyılda Mısır Firavunu III. Thutmose, tarihin kayıtlara geçen ilk büyük savaşını burada yapmıştır.
Yüzyıllar sonra, 1799'da bu vadiye bakan Napolyon Bonapart, araziyi incelediğinde yanındakilere dönüp şöyle demiştir: "Dünyanın bütün ordularının manevra yapabileceği en ideal savaş alanı burası."
Ve daha yakın bir tarih: I. Dünya Savaşı'nın sonlarında, 1918'de İngiliz General Edmund Allenby, Osmanlı ordusunu tam da bu vadide, Megiddo Muharebesi’nde (Nablus Meydan Muharebesi) mağlup etmiştir. Allenby bu zaferden o kadar etkilenmiştir ki, kendisine "Megiddo Vikontu" unvanını almıştır.
Yani Armageddon, sadece geleceğin bir kehaneti değil, geçmişin kanlı bir özetidir.
Kutsal Kitaplarda Senaryo Nasıl?
Hristiyanlık: Deccal’in Çöküşü

Hristiyan inancına göre, ahir zamanda "Canavar" (Deccal) ve dünya kralları, Tanrı’ya ve ordularına karşı savaşmak için bu vadide toplanacak. Mesih (Hz. İsa) göklerden inecek ve bu savaşı sonlandırarak bin yıllık barış dönemini başlatacak. Evangelist Hristiyanlar için bu savaş, kaçınılmaz ve gerekli bir süreçtir; bu yüzden bölgedeki siyasi gelişmeler "kehanetin ayak sesleri" olarak yakından takip edilir.
İslam: Melhime-i Kübra
İslam kaynaklarında "Armageddon" kelimesi geçmez, ancak içerik olarak buna çok benzeyen "Melhime-i Kübra" (Büyük Savaş / Büyük Kıyım) kavramı hadislerde yer alır.
Hz. Peygamber’in hadislerinde, ahir zamanda gerçekleşecek çok büyük ve kanlı bir savaştan bahsedilir. Bu savaşın Amik Ovası (Hatay) veya Dabık (Suriye) civarında gerçekleşeceği rivayet edilir. Müslümanlar ile Rumlar (Batılılar/Romalılar) arasında geçecek bu savaş, Deccal’in çıkışından ve Hz. İsa’nın inişinden önceki en büyük kırılma noktasıdır. İslam alimleri, Armageddon ile Melhime-i Kübra’nın aynı olayı işaret edip etmediği konusunda farklı görüşlere sahip olsa da, "iyiler ve kötülerin son savaşı" teması ortaktır.
Yahudilik: Gog ve Magog
Yahudi eskatolojisinde ise olaylar biraz daha farklıdır. Onlar için bu savaş, "Gog ve Magog" (Ye'cüc ve Me'cüc) savaşı olarak bilinir. Mesih gelmeden önce İsrail topraklarına kuzeyden büyük bir saldırı olacağı ve Tanrı’nın müdahalesiyle İsrail’in kurtulacağı inancı hakimdir.
Modern Dünyada Armageddon: Siyaset ve Popüler Kültür
Bugün Armageddon, teolojik bir terim olmaktan çıkıp nükleer savaşı, iklim krizini veya dünyaya çarpacak bir asteroidi tanımlayan popüler bir korku ögesi haline gelmiştir.
Ancak işin siyasi boyutu çok daha ciddidir. Özellikle ABD'deki "Hıristiyan Siyonizmi" akımı, İsrail'in varlığını ve güvenliğini, Armageddon savaşının gerçekleşmesi ve Mesih'in gelmesi için bir ön koşul olarak görür. Bu inanç, 20. ve 21. yüzyıl Ortadoğu politikasını derinden etkilemiştir. Bazı teorisyenler, bu beklentinin "kendini gerçekleştiren bir kehanet" (self-fulfilling prophecy) yaratmasından korkmaktadır: İnsanlar savaşı o kadar çok bekliyor ki, onu bizzat kendileri çıkarabilirler.
Sonuç: Vadi Hala Sessiz
Bugün Megiddo Tepesi'ne giden bir turist, kıyamet koptuğunu değil; sadece rüzgarın sesini ve arkeologların kazma kürek tıkırtılarını duyar. Burası UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan sakin bir ören yeridir.
Armageddon; kimileri için korkutucu bir son, kimileri için ilahi adaletin tecelli edeceği bir başlangıç, tarihçiler için ise jeopolitiğin değişmez kaderidir. Ancak kesin olan tek bir şey var: İnsanlık tarihi boyunca "son savaş" denilen hiçbir savaş "son" olmamıştır.
Megiddo ovası, binlerce yıldır olduğu gibi sessizce beklemeye devam ediyor. O "son" gün gelene kadar, bu hikaye insanlığın zihnindeki en büyük gerilim filmi olmaya devam edecek.
Kaynakça
Yabancı Kaynaklar:
-
Encyclopaedia Britannica: Armageddon - Biblical Place & Event
-
Cline, Eric H.: The Battles of Armageddon: Megiddo and the Jezreel Valley from the Bronze Age to the Nuclear Age. University of Michigan Press. Kitap Bilgisi
-
National Parks Authority of Israel: Tel Megiddo National Park
Yerli Kaynaklar:
-
TDV İslâm Ansiklopedisi: Melhime-i Kübra ve Kıyamet Alametleri
-
Tarih Dergisi: Tarihin En Kanlı Kavşağı: Megiddo. (Genel tarih incelemeleri).