Mehmet Bayer, 15 Ocak (Hibya) - Ülkelerindeki savaş nedeniyle Suriyelilerin Türkiye'ye yönelik göçü, 100 yıl önce yine aynı topraklardan bu kez Güney Amerika'ya, Arjantin'e yönelmişti.
İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Fakültesi İktisat Bölümü'nde görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Tuğrul Arık, ''Suriye'den göçlere tarihi bir örnek: 19. yüzyılda Arjantin'e göç eden Osmanlı Suriyelilerinin ekonomik durumu'' adlı çalışmasında, 100 yıl önce Suriye ve Lübnan topraklarından Arjantin'e yapılan günümüz benzeri göç olayını ele aldı.
Dr. Öğr. Üyesi Arık, HİBYA muhabirine yaptığı açıklamada, 15 Mart 2011'de başlayan Suriye'deki iç savaş nedeniyle milyonlarca Suriye vatandaşının ülkesinden göç ettiğini, 13,5 yıl süren savaşın 2024 yılının sonlarında rejim değişikliğiyle başka bir safhaya geçtiğini söyledi.

Söz konusu iç savaştan en çok etkilenen ülkeler sıralamasında, Suriye'nin ardından Türkiye'nin geldiğinin söylenebileceğini vurgulayan Arık, Suriye dışına çıkan milyonlarca göçmenin en ağır yükünü Türkiye'nin üstlendiğini, Türkiye'nin konuya salt politik olarak yaklaşmadığını, Suriyeli vatandaşlarla doğrudan doğruya bir bağ kurarak, 10 yılı aşkın bir süre o insanları ''geçici koruma altındaki kişiler'' statüsünde misafir olarak ağırladığını anımsattı.
Arık, bu misafirlik sürecinin, insanın doğası itibarıyla bir entegrasyona dönüştüğünü belirterek, şu görüşleri paylaştı:
“Çünkü insanlar, doğası gereği bulundukları ortama uyum sağlama güdüsüyle hareket eden canlılardır. Suriye'deki savaş nedeniyle ortaya çıkan güvensizlik ortamından kaçıp, Türkiye'ye sığınan bu kişiler, Türkiye topraklarında yaşamışlar, evlenmişler, çocuk sahibi olmuşlar, çocuklarını Türk okullarında okutmuşlar, Türk hastanelerinde tedavi olmuşlar, para kazanmak için yasal veya kaçak olarak çalışmışlar ve ticarete girmişlerdir. Olumlu veya olumsuz diğer tüm tecrübeleri de yaşamanın haricinde birçok Suriyeli de Türk vatandaşlığına geçmiştir. Suriye'de yeni başlayan süreçte aktif rol oynayan Türkiye, yeni yönetimle ileri düzeyde ilişkiler tesis etmeyi başarmıştır. Güvenlik konuları haricinde ekonomik ve ticari konularda da birlikte hareket etme niyetinde olduklarını açıklamışlardır.”

Benzer olay 1 asır önce de yaşanmıştı
Dr. Öğr. Üyesi Tuğrul Arık, bugün karşılaşılan benzer gelişmelerin, 100 yıl öncede yaşandığını, o dönem Osmanlı Devleti'ne ait olan bugünkü Suriye ve Lübnan topraklarından yüzbinlerce kişinin, ekonomik ve ticari koşullarını iyileştirmek gayesiyle, kitlesel olarak göç ettiğini bildirdi.
Bu kişilerin din ve etnik köken farkı gözetmeden geçimlerini sağlamak, bir miktar servet edinip, vatanlarına geri dönmek amacıyla Amerika kıtasına doğru uzun bilinmez bir yolculuğa çıktığını, Amerika'ya vardıklarında ise onlara en büyük yardımı bugünkü ticaret ataşeleri gibi görev yapan Osmanlı Şehbenderlerinin (dış temsilci ünvanı) olduğunu aktaran Arık, bilhassa Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te görevli Baş Şehbender Emin Arslan Bey'in büyük bir özveriyle, Arjantin'deki Suriyeli ve diğer Osmanlı vatandaşlarının ekonomik ve ticari haklarını savunmaya çalıştığını söyledi.
Arık, Osmanlı Suriyelilerini göçe zorlayan etkenler arasında, yoksulluk ve işsizlik gibi ekonomik sorunlar, bedevi aşiretlerinin eşkıyalık faaliyetinden doğan asayiş sorunları, zorunlu askerlik hizmetine tabi tutulan kimi gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarının savaş döneminde bu hizmetten kaçmak istemesi, göç edilecek ülkelerdeki ekonomik koşulların iyi olması ve kısa sürede zengin olma ihtimali, deniz taşımacılığındaki gelişmelerle uzun mesafe yolculuğun daha kısa sürede ve az maliyetli gerçekleşebilmesi, vatanlarına zengin olarak geri dönen göçmenlerin diğerlerini de özendirmesi gibi olayların sıralanabileceğini dile getirdi.

Osmanlı Devleti'nin ilk başlarda işgücü ve asker kaynağını kaybediyor olma gibi sebeplerle göçü engellemeye çalıştığını anlatan Arık, sonraki süreçte, gerek bu engelleme çabalarında çok başarı sağlayamaması gerekse de giden göçmenlerin vatanlarına büyük miktarlarda para göndermeye başlaması üzerine göçü kısıtlayıcı uygulamaları gevşettiğini belirtti.
Arjantin'in göçmenlere yönelik olumlu uygulamaları
Dr. Öğr. Üyesi Tuğrul Arık, Arjantin'in göçmenlere yönelik yürüttüğü liberal göç politikası çerçevesinde çıkardığı yasalarla, hem göçü teşvik ettiğini hem de göçmenlerin Arjantin'e entegrasyonunu sağlayan uygulamaları hayata geçirdiğini söyledi.
Bu noktada, büyük bir göçmen oteli inşa ederek, gemiyle limana gelen göçmenleri ücretsiz olarak bu otelde konaklattığını, ücretsiz yemek dağıtıldığını, hem Arapça hem de Türkçe bilen resmi tercümanlar görevlendirerek, ücretsiz şekilde göçmenlerin ihtiyaç duydukları tüm bilgileri kendilerine verdiğine işaret eden Arık, bunlara ilaveten, göçmenlerin sağlık muayenelerinin ücretsiz şekilde yapıldığını, iş bulmalarına yardımcı olunduğunu, ülkenin diğer yerlerine gitmek isteyenlere ücretsiz ulaşım tedariki gibi kolaylıklar sağlandığını vurguladı.
Arık, Arjantin yönetiminin göçmenlere yönelik diğer olumlu uygulamaları hakkında şunları dile getirdi:
''Yanlarında para getirip, Arjantin Pezosu ile değiştirmek isteyen göçmenlere resmi bir sarraf atayarak, kur farkı zararı olmadan paralarını değiştirmeleri sağlanmıştır. 18 yaşını doldurmuş ve 2 yıl Arjantin'de ikamet etmiş olan göçmenlere, Arjantin vatandaşlığına geçme hakkı tanınmıştır. Arjantin yapısı gereği Katolik Hristiyanlığa daha yakın dursa da Müslümanlara yönelik herhangi bir baskıda bulunmamıştır. Arjantin, ekonomik yapısı itibarıyla gelen göçmenlerin tarım işçisi olarak çalışmasını istese de ağırlıklı olarak ticari faaliyetlerle uğraşan Suriyeli Osmanlı vatandaşlarına yönelik herhangi bir kısıtlayıcı müdahalede bulunmamıştır. Bu ortamdan yararlanan Suriyeli Osmanlı göçmenleri, evvela ürünleri sırtlarında taşıyarak seyyar satıcılık yapmış, ardından kazandıkları parayla at ve katır tedarik edip onlar sayesinde daha uzak mesafede seyyar satıcılığa yani çerçiliğe çıkmışlardır.''

1913 yılında Arjantin'de ikamet eden Osmanlı vatandaşlarının çalışan nüfusunun yüzde 40'ının tüccar ve seyyar satıcı olarak ticari faaliyetlerle meşgul olurken, yüzde 54'ünün de çiftçilikle geçimini sağladığına işaret eden Arık, ''Ticaretle uğraşan Suriyeliler, Arjantin'e veresiye, yani vadeli satış usulünü tanıtmışlar ve takas sistemini getirmişlerdi. Özellikle veresiye sistemi, Arjantin'in diğer halkları ile Suriyeli Osmanlı vatandaşları arasında müthiş bir güven bağının kurulmasını sağladı. Arjantin'deki yaşam koşullarından memnun kalmaları, orada evlenip yuva kurmaları, zamanla dil ve dinlerini unutarak asimile olmaları ve savaş halindeki Osmanlı topraklarının geri dönüş için cezbedici olmaması gibi sebeplerle geri dönüş oranı düşük seviyede kalmıştır. 1900-1910 döneminde Arjantin'e giden ve geri dönen Osmanlı vatandaşlarına baktığımızda geri dönüş oranının yüzde 14,6 düzeyinde kaldığını görmekteyiz.'' diye konuştu.
Dr. Öğr. Üyesi Tuğrul Arık, günümüzde, Türkiye'deki Suriyelilerin geri dönüş oranının artırılması için ''Suriye'deki asayiş sorunları tamamen giderilmesi, geçim sıkıntısı endişesi kalmayacak kadar ekonomik iyileşmenin sağlanması, Suriye'deki üretim ve ticaret ağlarının düzgün şekilde işler olması, Suriye'nin yeniden imarında yerli işgücü kullanılması ve ticari rekabette belli bir süre yerli tüccarın kollanması'' gibi önerilerinin olduğunu sözlerine ekledi.
Hibya Haber Ajansı