Güneş batıp alacakaranlık çöktüğünde, doğadaki çoğu çiçek yapraklarını kapatıp uykuya çekilirken, bir tanesi tam tersini yapar. Sarı, narin yapraklarını ay ışığına doğru açar ve sadece gece uçan güveleri kendine çeker. Bu, doğanın "gece vardiyası" hemşiresi olan Akşam çiçeğidir (Oenothera biennis). Kuzey Amerika yerlilerinin yüzyıllar önce yaraları iyileştirmek için lapa yaptığı bu bitki, 17. yüzyılda Avrupa'ya taşındığında öyle bir şöhret kazandı ki, İngiliz kraliyet bahçelerinde ona "Kralların devası" (King's cure-all) lakabı takıldı. Bugün ise aromaterapi ve fitoterapi raflarında, özellikle kadın sağlığı ve zorlu cilt problemleri için bir "kurtarıcı" olarak yerini koruyor. Gelin, bu gece kuşunun tohumlarında sakladığı ve modern tıbbın "gama linolenik asit" adını verdiği o mucizevi molekülün hikayesine yakından bakalım.
Kızılderililerden saray mutfağına
Hikayemiz, Amerika kıtasının yerlileriyle başlar. Ojibwe ve Cherokee kabileleri, bu bitkinin köklerini kaynatıp öksürük şurubu yapıyor, yapraklarını ezip morluklara sarıyorlardı. Onlar için bu bitki, "tembel" bir bitkiydi çünkü güneş varken uyuyor, sadece akşamları çalışıyordu.
Avrupalı kaşifler bitkiyi gemilere yükleyip eski kıtaya getirdiklerinde, botanikçiler şaşkına döndü. Bitki o kadar hızlı yayılıyor ve o kadar çok derde duman oluyordu ki, bir dönem her hastalığa iyi geldiğine inanıldı. Ancak asıl sırrı, 20. yüzyılda laboratuvarlarda o minik, siyah tohumların soğuk presle sıkılmasıyla ortaya çıktı.
Anne sütündeki gizli ortak: Gama linolenik asit
Akşam çiçeği yağını sıradan bir bitkisel yağdan ayıran şey, kimyasal yapısındaki nadir bir yağ asididir: Gama linolenik asit (kısaca Gla).
Doğada Gla'nın bu kadar yüksek oranda bulunduğu kaynaklar bir elin parmaklarını geçmez: Anne sütü, hodan yağı ve akşam çiçeği yağı.
Peki, bu madde ne işe yarar? Vücudumuzda "prostaglandinler" adı verilen, hormon benzeri sinyalci moleküller vardır. Bunlar vücudun trafik polisleri gibidir; iltihabı durdurur, damarları genişletir, ağrıyı keser. Vücudumuz normalde yediğimiz gıdalardaki yağları bu maddelere dönüştürür.
Ancak stres, yaşlanma, şeker tüketimi ve düzensiz beslenme yüzünden vücudumuzdaki bu "dönüştürücü fabrika" (delta-6-desatüraz enzimi) bazen greve gider. İşte akşam çiçeği yağı tam burada devreye girer. O, fabrikadaki grevi kırar ve vücuda doğrudan, işlemeye hazır hammaddeyi verir.
Hormonların hız trenini yavaşlatmak
Kadınlar için akşam çiçeği yağı, adeta bir "sırdaş" gibidir. Adet öncesi sendromu (pms) denilen o gergin, ağrılı ve duygusal olarak fırtınalı dönemlerde, vücuttaki prostaglandin dengesi bozulur.
Araştırmalar, akşam çiçeği yağının bu dönemdeki göğüs hassasiyetini, şişkinliği ve sinirlilik halini yatıştırmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Menopoz dönemindeki "ateş basmaları" için de sıkça başvurulan bir destek olmasının sebebi, yine bu prostaglandin dengesini düzenleme yeteneğidir. O, hormonların yarattığı o kaotik hız trenini yavaşlatıp, daha sakin bir yolculuk sunmaya çalışır.
Egzamanın kaşındıran yangısını söndürmek
Cildimiz, dış dünyaya karşı bizi koruyan bir duvardır. Bu duvarın harcı ise yağ asitleridir. Atopik dermatit veya egzama sorunu yaşayan kişilerin ciltlerinde, genellikle o bahsettiğimiz "dönüştürücü enzim" eksiktir. Bu yüzden ciltleri su tutamaz, kurur, çatlar ve dayanılmaz şekilde kaşınır.
Dermatologlar, akşam çiçeği yağının egzama üzerindeki etkisini "bariyer onarıcı" olarak tanımlar. Hem ağızdan kapsül olarak alındığında hem de cilde sürüldüğünde, cildin nem tutma kapasitesini artırır ve kaşıntıyı tetikleyen iltihabı içeriden söndürür. Pullanmış, kızarmış bir cilt için o, serinletici bir merhem gibidir.
Getty Images
Kullanırken dikkat edilmesi gereken ince çizgi
Her güçlü kahramanın bir zayıf noktası vardır. Akşam çiçeği yağı da masum görünse de herkes için uygun değildir.
Özellikle "epilepsi" (sara) hastaları ve kan sulandırıcı ilaç kullananlar için bu yağ riskli olabilir. Bazı çalışmalar, nöbet geçirme eşiğini düşürebileceğini öne sürmüştür. Bu nedenle, bu "gece şifacısını" hayatınıza sokmadan önce mutlaka bir uzmana danışmak, hikayenin mutlu sonla bitmesi için elzemdir.
Sonuç: Karanlığın içindeki ışık
Gündüzün karmaşasında gözden kaçan, ancak sessizlik çöktüğünde gerçek yüzünü gösteren akşam çiçeği, doğanın bize verdiği en zarif derslerden biridir: Şifa, bazen en beklenmedik zamanda, en karanlık saatlerde gelir.
İster cildinizdeki yangıyı söndürmek, ister ruhunuzdaki hormonal fırtınayı dindirmek için olsun; bu sarı çiçekli bitkinin tohumları, yüzyıllardır olduğu gibi bugün de modern insanın yardımına koşmaya hazır.
Kaynakça
Kitaplar:
-
Tisserand, Robert & Young, Rodney. Essential Oil Safety: A Guide for Health Care Professionals. Churchill Livingstone, 2013. (Sabit ve uçucu yağların güvenlik profilleri üzerine temel kaynak - Sayfa 40-42).
-
Balacs, Tony. The Chemistry of Aromatherapeutic Oils. (Gla ve prostaglandin mekanizması üzerine teknik detaylar).
-
Grieve, Maud. A Modern Herbal. (Bitkinin tarihsel ve geleneksel kullanımları - Cilt 2, Sayfa 662).
Makaleler ve Bilimsel Yayınlar:
-
Morse, N. L. & Clough, P. M. "A meta-analysis of randomized, placebo-controlled clinical trials of Efamol evening primrose oil in atopic eczema". British Journal of Dermatology, 2006. (Egzama üzerindeki etkileri üzerine klinik çalışma analizi). Makale Linki
-
Pruthi, S. et al. "Vitamin E and evening primrose oil for management of cyclical mastalgia: a randomized pilot study". Alternative Medicine Review, 2010. (Göğüs ağrısı ve pms üzerine çalışma).
Web Kaynakları:
-
National Center for Complementary and Integrative Health (NCCIH): Evening Primrose Oil. Erişim Linki
-
Mount Sinai: Evening Primrose Oil Health Library.
Etiketler:
akşam çiçeği yağı, evening primrose oil, oenothera biennis, gama linolenik asit, gla, egzama tedavisi, pms, menopoz, doğal cilt bakımı, aromaterapi, fitoterapi