Su Altındaki Veda: Dumlupınar Denizaltısı Faciasının Dramatik Hikayesi

Su Altındaki Veda: Dumlupınar Denizaltısı Faciasının Dramatik Hikayesi

11.01.2026 - 16:48:00

4 Nisan 1953... Saatler sabaha karşı 02:15’i gösterdiğinde, Çanakkale Boğazı’nın soğuk ve karanlık suları, Türk denizcilik tarihinin en hüzünlü vedalarından birine ev sahipliği yapacaktı. Akdeniz’deki NATO tatbikatından dönen, donanmamızın gururu TCG Dumlupınar, evine sadece birkaç kulaç mesafede, Nara Burnu açıklarında sessizliğe gömülecekti. Bu hikâye sadece metal yorgunluğu ya da bir çarpışma hikâyesi değil; bir telefon hattının ucunda bekleyen umudun, vatan sevgisinin ve "Vatan Sağ Olsun" diyerek ölüme yürüyen 81 kahramanın destanıdır.

Boğaz'ın Karanlığında Beklenmedik Darbe

Dumlupınar, o gece Çanakkale Boğazı’na girdiğinde mürettebatın çoğu yorgun ama huzurluydu. Ancak puslu havada, İsveç bandıralı şilep Naboland, devasa gövdesiyle karanlığın içinden belirdi. Çarpışma o kadar şiddetliydi ki, Dumlupınar saniyeler içinde baş taraftan sulara gömüldü. Güvertede bulunan 8 kişi denize savrulurken, denizaltının geri kalanı için karanlık bir bekleyiş başladı.

Denizaltı, 81 metre derinlikte boğazın dibine oturduğunda, hayatta kalan 22 denizci kıç torpido dairesine sığınmayı başarmıştı. Ellerindeki tek koz, yüzeye fırlattıkları **"battı şamandırası"**ydı.


Telefon Hattındaki 72 Saatlik Umut

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, bölgede devriye gezen balıkçılar yüzeyde parlayan kırmızı bir şamandıra gördüler. Üzerinde şu yazı okunuyordu: "Denizaltı burada battı, kapağı açın ve irtibat kurun."

Şamandıranın içindeki ahizeyi kaldıran kurtarma gemisi personeli, derinlerden gelen bir sesle irkildi. Hattın ucunda Astsubay Selami Özben vardı. 22 arkadaşıyla birlikte daracık bir alanda mahsur kalmışlardı. Kurtarma ekipleri onlara moral vermek için, "Sizi kurtaracağız, merak etmeyin," diyordu. Ancak boğazın azgın akıntısı ve dönemin teknik yetersizlikleri, denizin altındaki o çelik tabutu yukarı çıkarmaya izin vermiyordu.


"Vatan Sağ Olsun": Son Sözler

Zaman daralıyordu. İçerideki oksijen tükenmek üzereydi. Kurtarma çalışmaları (meşhur Kurtaran gemisinin çabaları) sonuçsuz kaldıkça, umut yerini kabullenişe bıraktı. Selami Astsubay ile yapılan son görüşme, dünya tarihinin en acı telsiz kayıtlarından biri olarak tarihe geçti.

Ekipler, oksijeni boşa harcamamaları için onlara şu emri verdi: "Konuşmayın, şarkı söylemeyin, sigara içmeyin."

Ancak artık kurtuluşun imkânsız olduğu anlaşıldığında, o meşhur anons duyuldu: "Artık konuşabilirsiniz, şarkı söyleyebilirsiniz, hatta sigara bile içebilirsiniz..."

Hattın ucundan gelen son yanıt, Türkiye'nin kalbine mühürlendi: "Vatan sağ olsun!" O andan sonra şamandıranın kablosu koptu ve derinlerden gelen sesler yerini sonsuz bir sessizliğe bıraktı.


Ah Bir Ataş Ver: Bir Ağıtın Doğuşu

Bugün ne zaman "Ah bir ataş ver, cigaramı yakayım" türküsünü duysak, aklımıza o karanlık sular gelir. Efsaneye göre, denizcilerimiz son anlarında bu türküyü söyleyerek birbirlerine veda etmişlerdi. 81 denizcimiz, Çanakkale Boğazı’nın derinliklerinde, bugün hâlâ nöbetlerine devam ediyorlar. 4 Nisan, her yıl "Deniz Şehitlerini Anma Günü" olarak, bu hazin vedanın anısına sessizlikle karşılanır.


Kaynakça

Yerli Kaynaklar:

Yabancı Kaynaklar:

Web Kaynakları:

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: