Bugün modern Efes harabelerinin biraz uzağında, bataklıkların ortasında tek başına duran mahzun bir sütun var. Ancak MÖ 550 yıllarında orada duruyor olsaydınız, başınızı göğe doğru kaldırmanız gerekecekti. Çünkü karşınızda, mermerin dile geldiği, devasa heykellerle süslü ve dönemin tarihçisi Philon’un deyimiyle "Güneşin hiç bu kadar güzel bir şeyin üzerinden doğmadığı" o efsanevi yapı duruyor olacaktı: Artemis Tapınağı. Antik dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen bu devasa yapı, sadece bir ibadethane değil; paranın, sanatın ve trajedinin merkez üssüydü. Gelin, mermerlerin efendisi olan bu tapınağın yükselişine ve hüzünlü sonuna bir yolculuğa çıkalım.
Mermerden Bir Rüyanın Doğuşu: Lidya Altını ve Mimari Deha
Tapınağın hikâyesi, zenginliğiyle nam salmış Lidya Kralı Kroisos (Karun) ile başlar. Kroisos, bereket ve avcı tanrıçası Artemis onuruna dünyanın en büyük tapınağını inşa etmek istediğinde, hiçbir masraftan kaçınmadı. Giritli mimar Chersiphron ve oğlu Metagenes, bataklık bir zemine bu devasa kütleyi nasıl dikeceklerini kara kara düşündüler.
Çözüm dâhiceydi: Temele kömür ve koyun derileri serilerek bir "yastık" oluşturuldu. Bu, antik dünyanın ilk sismik izolasyon sistemlerinden biriydi. Tamamı mermerden inşa edilen ilk tapınak olan bu yapı, 127 adet devasa sütunuyla gökyüzüne meydan okuyordu. Her bir sütun, dönemin en ünlü heykeltıraşları tarafından işlenmiş kabartmalarla bezeliydi.
Bir Delinin Ateşi: Herostratus ve Ölümsüzlük Hırsı
Tapınak yaklaşık 200 yıl boyunca ihtişamını korudu. Ancak MÖ 21 Temmuz 356 gecesi, tarih sayfalarına kara bir leke olarak geçecek bir olay yaşandı. Herostratus adında bir adam, sadece adının sonsuza dek hatırlanması için tapınağı ateşe verdi.
Efsaneye göre, o gece tanrıça Artemis tapınağını koruyamamıştı; çünkü aynı gece Makedonya’da Büyük İskender doğuyordu ve tanrıça onun doğumuyla meşguldü. Efesliler, Herostratus’un adının anılmasını yasaklayan ağır kanunlar çıkardılar (bu durum tarihte Damnatio Memoriae olarak bilinir), ancak ironiktir ki, bu sayede adı günümüze kadar ulaştı.
İskender’in Reddedilen Teklifi ve Sonun Başlangıcı
Büyük İskender Anadolu’ya geldiğinde, yıkık haldeki tapınağı görünce derinden etkilendi. Tapınağın yeniden inşasını üstlenmek, tüm masrafları karşılamak istedi; ancak tek bir şartı vardı: Kendi isminin tapınağın üzerine yazılması. Gururlu Efesliler bu teklifi kibarca ama dâhice bir cevapla reddettiler: "Bir tanrının, bir başka tanrıya tapınak yapması uygun düşmez."
Efesliler tapınağı kendi imkânlarıyla eskisinden daha görkemli bir şekilde yeniden inşa ettiler. Ancak yüzyıllar sonra, Got akınları, nehrin taşıdığı alüvyonlarla limanın dolması ve Hristiyanlığın yayılmasıyla tapınak yavaş yavaş gözden düştü. Tapınağın o eşsiz mermer sütunları, bugün İstanbul’daki Ayasofya gibi pek çok büyük yapıda yaşamaya devam ediyor olsa da, Artemis'in evi sessizliğe gömüldü.
Kaynakça
Yerli Kaynaklar:
-
TDV İslâm Ansiklopedisi: EFES - Artemis Tapınağı ve Şehir Tarihi - (Cilt 10, Sayfa 464-467).
-
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı: Efes Örenyeri ve Artemis Tapınağı - (Resmi Ziyaretçi Portalı).
-
Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal: Anadolu Uygarlıkları, Net Turistik Yayınlar, 2000.
Yabancı Kaynaklar:
-
Herodotus: The Histories, Oxford University Press.
-
Pliny the Elder: Naturalis Historia, (Book 36, Chapter 21 - The Temple of Diana at Ephesus). Online Access.
-
World History Encyclopedia: Temple of Artemis at Ephesus.
Web Kaynakları:
-
Britannica: Temple of Artemis - Seven Wonders of the Ancient World.
-
UNESCO World Heritage Centre: Ephesus.