Aristoteles’in Yarım Bıraktığını Tamamlayan Türk: "Muallim-i Sani" Farabi’nin Bağdat’tan Şam’a Uzanan Sessiz Devrimi

Aristoteles’in Yarım Bıraktığını Tamamlayan Türk:

21.01.2026 - 22:35:00

Tarih: 10. Yüzyılın başları. Yer: Abbasi Halifeliği’nin kalbi, dünyanın o dönemki entelektüel başkenti Bağdat. Şehrin dar sokaklarında, üzerinde Orta Asya Türkmenlerine özgü sade bir kıyafetle dolaşan, pek de göze çarpmayan yaşlıca bir adamı hayal edin. Gündüzleri bir bağda bekçilik yapıyor, kazandığı üç-beş kuruşla kandil yağı alıyor ve geceleri sabaha kadar Antik Yunanca parşömenlerin üzerine eğilerek insan aklının sınırlarını zorluyor. Çevresindekiler onun sadece gariban bir bekçi olduğunu sanıyor. Oysa o, birkaç yüzyıl sonra Avrupa üniversitelerinde "Magister Secundus" (İkinci Öğretmen) olarak anılacak, İbni Sina’nın "Onun kitabını okumasaydım metafiziği asla anlayamazdım" diyeceği, Batı’nın Alpharabius’u, Doğu’nun Farabi’sidir. Türkistan’ın bozkırlarından çıkıp felsefenin altın çağına damga vuran bu evrensel dehanın; mantığın, müziğin ve mutluluğun peşindeki hikayesine hoş geldiniz.

Otrar’dan Bağdat’a: Bilgiye Susamış Bir Göç

Asıl adı Muhammed bin Tarhan olan Farabi, 870 yılında bugün Kazakistan sınırları içinde kalan Farab (Otrar) şehrinde doğdu. Babası bir kale komutanıydı. İyi bir eğitim, rahat bir hayat onu bekliyordu ama o, konforlu bir hayatı değil, zorlu bir yolculuğu seçti. Çünkü "hakikat", doğduğu yerde değil, kitapların aktığı yerdeydi.

Heybesine sadece kitaplarını ve kopuzunu (veya icat ettiği kanunu) alarak yola çıktı. Rey, İsfahan ve Hemedan üzerinden Bağdat’a vardı. Rivayetlere göre 70 dil biliyordu. Bu belki bir abartıydı ama Arapça, Farsça, Türkçe, Süryanice ve Yunanca’yı, bu dillerde felsefe yapacak kadar mükemmel bildiği kesindi.

Bağdat’ta Hristiyan hocalardan mantık dersleri aldı. Ancak kısa sürede boynuz kulağı geçti. Hocaları, Aristo’nun metinlerini okurken belli bir noktada tıkanıyorlardı. Farabi ise o sınırları aşıp, Aristo’nun bile söylemediği şeyleri söylüyordu.

Neden "İkinci Öğretmen"?

Felsefe tarihinde Aristoteles, mantığın kurucusu olduğu için "Muallim-i Evvel" (Birinci Öğretmen) olarak kabul edilir. Farabi ise "Muallim-i Sani" (İkinci Öğretmen) unvanını alan tarihteki tek kişidir.

Peki neden? Çünkü Antik Yunan mirası kaybolmak üzereydi. Metinler karmaşıktı, tercümeler hatalıydı ve İslam dünyası bu "yabancı" düşünceye şüpheyle bakıyordu. Farabi, Aristo’nun mantığını aldı, temizledi, sistemleştirdi ve İslam düşüncesiyle harmanladı.

O, sadece bir çevirmen değildi; o bir köprüydü. "Din ile Felsefe çatışır mı?" sorusuna, "Hayır, ikisi de hakikate giden farklı yollardır; biri vahiy yoluyla, diğeri akıl yoluyla aynı yere varır" diyerek yüzyıllar sürecek bir tartışmaya zarif bir çözüm getirdi.

Ütopya’nın Mimarı: Erdemli Şehir (El-Medinetü'l Fâzıla)

Platon’un "Devlet"ini okuyan Farabi, kendi ideal toplum modelini kurdu: El-Medinetü'l Fâzıla (Erdemli Şehir).

Farabi’ye göre toplum, insan vücuduna benzerdi. Nasıl ki vücutta kalp en önemli organ olup diğer organları yönetiyorsa, devlette de bir "Reis" (Lider) olmalıydı. Ama bu lider, kılıcıyla değil, bilgeliğiyle hükmetmeliydi.

  • Filozof-Peygamber: Lider, hem aklen en üstün (filozof) hem de ruhen en temiz (peygamber vasıflı) kişi olmalıydı.

  • Mutluluk: Devletin amacı zenginlik veya fetih değil, vatandaşların "dünya ve ahiret mutluluğunu" sağlamaktı.

Onun bu "organizmacı" toplum teorisi, modern sosyolojinin temellerinden biri sayıldı.

Müziğin Efendisi: Ağlatan, Güldüren ve Uyutan Adam

Farabi sadece somurtkan bir mantıkçı değildi; o aynı zamanda büyük bir müzisyendi. Yazdığı "Kitâbü'l-Mûsîka'l-Kebîr" (Büyük Müzik Kitabı), müzik teorisi üzerine o güne kadar yazılmış en kapsamlı eserdi. Sesin fiziğini inceledi, notaları matematiksel oranlarla açıkladı. Bugün kullandığımız "Kanun" enstrümanının mucidi olduğu söylenir.

Onun müzik yeteneğiyle ilgili meşhur bir anekdot anlatılır:

Farabi, Halep Hükümdarı Seyfüddevle’nin meclisine, o dönemin yerel kıyafetleriyle girer. Kimse onu tanımaz. Hükümdar, "Otur" der. Farabi, "Kendi yerime mi, senin yerine mi?" diye sorar. Hükümdar şaşırır ama "Kendi yerine" der. Farabi gider, hükümdarın tahtının yanına oturur.

Meclisteki alimlerle tartışır, hepsini susturur. Sonra cebinden çubuklar çıkarır, bunları birleştirip bir enstrüman yapar ve çalmaya başlar.

  • Önce öyle bir makamda çalar ki, meclisteki herkes kahkahalarla gülmeye başlar.

  • Sonra makamı değiştirir, herkes hıçkırıklara boğulup ağlamaya başlar.

  • En sonunda makamı tekrar değiştirir, hükümdar dahil herkes derin bir uykuya dalar. Farabi de "Buraya kadar yetti" diyip, uyuyanların arasından sessizce çıkıp gider.

Bu hikaye, onun müziğin insan psikolojisi üzerindeki etkisini (Müzikle Terapi) ne kadar iyi bildiğinin kanıtıdır.

Bahçıvanın Mirası

Hayatının son dönemlerini Şam’da geçiren Farabi, sarayların lüksünden hep uzak durdu. Hükümdar Seyfüddevle ona "Ne kadar maaş istersin?" diye sorduğunda, sadece "Günlük 4 dirhem" istedi. Bu para, sadece karnını doyurmaya ve kandil yağına yetiyordu.

Hiç evlenmedi, mal mülk edinmedi. 950 yılında, 80 yaşlarında Şam’da vefat ettiğinde, arkasında ne bir saray ne de bir servet bıraktı. Bıraktığı tek şey, İbni Sina’yı, İbn Rüşd’ü ve Maimonides’i (İbn Meymun) yetiştiren, oradan da Thomas Aquinas üzerinden Avrupa Rönesansı’nı tetikleyen devasa bir külliyattı.

Sonuç: Işığın Kaynağı

Farabi, Doğu’nun "Akıl Çağı"nın güneşidir. O, Aristo’yu Müslümanlara, Müslümanları ise akla sevdiren adamdır.

İbni Sina, "Metafizik kitabını 40 kere okudum, ezberledim ama anlamadım. Sonra bir sahafta Farabi’nin bu konudaki risalesini buldum. Okuyunca sanki zihnimdeki perdeler kalktı, şükür secdesine kapandım" der.

Sadece bu itiraf bile, Farabi’nin bilim tarihindeki yerini anlatmaya yeter. O, karanlık bir odada kandilini yakıp, insanlığın önünü aydınlatan "Bilge Gezgin"dir.


Kaynakça

Ansiklopediler ve Başvuru Eserleri:

  • TDV İslâm Ansiklopedisi: Fârâbî Maddesi. (Cilt 12, Sayfa 145-162). Yazar: Mahmut Kaya. (Hayatı, felsefesi ve eserleri üzerine en kapsamlı Türkçe akademik kaynak).

  • Encyclopedia Britannica: al-Farabi - Muslim Philosopher. Erişim Linki.

Kitaplar:

  • Fârâbî. El-Medinetü'l Fâzıla (Erdemli Şehir). (Çev. Nafiz Danışman). Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. (Farabi'nin siyaset felsefesi üzerine temel eseri).

  • Netton, Ian Richard. Al-Farabi and His School. Routledge, 1992. (Farabi ekolü ve Batı'ya etkisi).

  • Ülken, Hilmi Ziya. İslam Felsefesi Tarihi. Yapı Kredi Yayınları. (Türk İslam felsefesi içindeki yeri - Syf. 110-145).

  • Walzer, Richard. Al-Farabi on the Perfect State. Oxford University Press, 1985.

Makaleler ve Web Kaynakları:

  • UNESCO Courier: Al-Farabi: The Second Teacher. (UNESCO'nun Farabi Yılı kapsamında yayınladığı biyografik makaleler).

  • Muslim Heritage: Al-Farabi: The Great Philosopher. Erişim Linki.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: