Orta Çağ’ın karanlık zannedilen dehlizlerinde, Bağdat’ın yıldızlı gökyüzü altında bir adam, o güne kadar "lekesiz ve kusursuz" olduğuna inanılan Güneş'e, antik dünyanın tabularını yıkacak bir cüretle bakıyordu. Batı dünyasının yüzyıllar sonra "Alfraganus" adıyla tanıyacağı, Dante’nin "İlahi Komedya"sında cennetin katlarını anlatırken referans alacağı bu isim, Türkistan’ın Fergana vadisinden kopup gelen Ahmet bin Muhammed bin Kesir el-Fergani idi. Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfederken (yanlışlıkla da olsa) onun hesaplarına güvendiği, Nil Nehri’nin hırçın sularını dize getiren bu mühendis-astronomun; gökyüzünü bir matematik problemine, yeryüzünü ise bir rasathaneye çeviren hikayesine hoş geldiniz.
Türkistan’dan Bağdat’a uzanan merak
9. yüzyılın başları... Abbasilerin "Altın Çağ"ını yaşadığı, bilimin başkenti Bağdat. Halife El-Memun, "Beytü'l Hikme" (Bilgelik Evi) adını verdiği akademisinde dünyanın en parlak zihinlerini toplamıştı. Fergana’da (bugünkü Özbekistan) doğan genç Ahmet, yıldızlara olan tutkusuyla bu cazibe merkezine çekildi.
O dönemde astronomi, sadece takvim yapmak veya namaz vakitlerini belirlemek için değil, evrenin "Tanrısal düzenini" anlamak için yapılıyordu. Ancak hakim görüş, Antik Yunanlı Batlamyus’un (Ptolemy) "Kusursuz Küreler" teorisiydi. Buna göre gök cisimleri mükemmeldi, lekesizdi ve Dünya evrenin tam merkezinde hareketsiz duruyordu. Fergani, eline aldığı usturlap ve zekasıyla bu "kusursuzluğu" sorgulayan ilk cesur gözlerden biri olacaktı.
Güneşin yüzündeki "leke" ve apogee keşfi
Fergani’nin en büyük takıntısı Güneş’ti. O güne kadar Güneş’in yörüngesinin sabit ve değişmez olduğu sanılıyordu. Ancak Fergani, Bağdat ve Şam’daki rasathanelerde (Şemmasiye ve Kasiyun) yaptığı hassas ölçümlerde bir gariplik fark etti.

Güneş’in "Apogee"si, yani Dünya’ya en uzak olduğu nokta sabit durmuyordu; hareket halindeydi. Bu, gökyüzünün "değişmez" olduğu inancına vurulmuş büyük bir darbeydi. Fergani, Güneş’in hareketlerini o kadar detaylı inceledi ki, onun yüzeyindeki değişimleri, tutulma anlarındaki gölgelenmeleri not etti. Tarihsel kayıtlarda bazen "Güneş lekelerini teleskopsuz fark eden alim" olarak anılmasının kökeni, onun Güneş diski üzerinde yaptığı bu milimetrik ve "kusur arayan" gözlemlerine dayanır. O, Güneş'in sadece ışık saçan bir top değil, fiziksel yasaları olan ve kendi içinde hareketleri bulunan bir cisim olduğunu matematiksel olarak kanıtladı.
Kolomb’un hayatını kurtaran (ve yanıltan) hesap
Fergani sadece gökyüzüne bakmadı, ayak bastığı Dünya’nın boyutlarını da merak etti. Sincar Ovası’nda yapılan ölçümlere katılarak, bir meridyen yayının uzunluğunu hesapladı. Onun hesaplamasına göre Dünya’nın çevresi yaklaşık 40.248 kilometreydi. Bu, bugünkü modern ölçümlere (40.075 km) inanılmaz derecede yakın bir sonuçtu.
Yüzyıllar sonra, 1492’de Kristof Kolomb okyanusa açılırken elinde Fergani’nin kitabı vardı. Kolomb, Fergani’nin "Dünya sandığınızdan daha küçük" (aslında Fergani tam tersini, yani doğruyu söylüyordu ama birimler karışmıştı) dediğini sandı. Fergani, mesafeyi "Arap mili" ile vermişti, Kolomb ise bunu daha kısa olan "Roma mili" sandı. Bu yüzden Hindistan’a çabucak varacağını zannederek yola çıktı ve Amerika’ya ulaştı. Eğer Fergani’nin hesabını doğru anlasaydı, belki de okyanusun büyüklüğünden korkup yola hiç çıkmayabilirdi. Yani Amerika’nın keşfi, ironik bir şekilde Fergani’nin doğruluğuna değil, Kolomb’un onu yanlış anlamasına borçluydu.
Nil’in sularını ölçen adam: Mikyasü’n-Nil
Halife Mütevekkil döneminde Fergani’ye bambaşka bir görev verildi. Astronomiyle uğraşan bu adam, şimdi bir inşaat mühendisi olmak zorundaydı. Mısır’a, Kahire’ye gönderildi. Görevi, Nil Nehri’nin taşkınlarını ölçmekti.
Nil Nehri, Mısır’ın can damarıydı ama ne zaman taşıp ne zaman kuruyacağı belli olmuyordu. Fergani, astronomideki hassasiyetini mühendisliğe döktü ve 861 yılında **"Mikyasü’n-Nil"**i (Nilometre) inşa etti. Bu yapı, nehrin su seviyesini ölçen, yer altına inen basamaklar ve ortasında dereceli bir sütundan oluşan bir şaheserdi.
Bu sayede devlet, o yıl hasadın nasıl olacağını önceden tahmin edebiliyor ve vergileri ona göre adil bir şekilde belirliyordu. Gökyüzünün matematikçisi, yeryüzünün sularını da bir denkleme oturtmayı başarmıştı.
Batı’nın başucu kitabı: "Cevami"
Fergani’nin asıl mirası, yazdığı "Cevami İlmü’n Nucum" (Yıldızlar İlminin Özeti) adlı eseridir. Bu kitap, 12. yüzyılda Latinceye çevrildi ve Avrupa’da "Alfraganus" imzasıyla yayımlandı.
Avrupa üniversitelerinde tam 700 yıl boyunca astronomi derslerinde ana ders kitabı olarak okutuldu. Dante Alighieri, meşhur "İlahi Komedya"sını yazarken evrenin katmanlarını, gezegenlerin dizilişini ve göklerin işleyişini tamamen Fergani’nin bu kitabından öğrendi. Rönesans ressamları, "Astronomi"yi simgeleyen figürler çizerken, ellerine tutuşturdukları kitap genellikle Alfraganus’un kitabıydı.
Sonuç: Ay’daki kraterin ismi
Fergani, 861 yılından kısa bir süre sonra Kahire’de hayata veda ettiğinde, arkasında sadece taş binalar veya kitaplar değil, değişmiş bir evren algısı bıraktı. O, bilimsel şüpheciliğin ve gözlemin gücünü, dogmaların önüne koyan öncü bir zihindi.
Bugün Ay’a baktığınızda, orada "Alfraganus" adında bir krater vardır. Gökyüzüne ömrünü adayan, Güneş’in sırlarını çözmek için gözlerini yoran ve Nil’in sularına hükmeden bu Ferganalı çocuk, ismini hak ettiği yere, yıldızların arasına yazdırmayı başarmıştır.
Kaynakça
-
Kitap: Sezgin, Fuat. İslam'da Bilim ve Teknik. Cilt 2 (Astronomi). İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Yayınları, 2008. (Fergani'nin astronomi bilimine katkıları ve aletleri - Sayfa 125-130).
-
Ansiklopedi: TDV İslâm Ansiklopedisi. "Fergânî". Cilt 12, Sayfa 371-374. Erişim Bağlantısı
-
Kitap: Unat, Yavuz. Tarih Boyunca Türklerde Astronomi. (Fergani'nin güneş hareketleri ve apogee hesaplamaları üzerine).
-
Makale: "Al-Farghani and the Short Degree". The Warburg Institute. (Kolomb'un Fergani'nin hesaplamalarını nasıl kullandığına dair analiz).
-
Web Kaynak: NASA - Lunar Crater Alfraganus. (Ay kraterinin isimlendirilmesi hakkında).