Tarih: M.S. 1900 yılının Paskalya öncesi. Yer: Ege Denizi’nin hırçın suları, Girit ile Mora Yarımadası arasında kalan küçük, ıssız bir ada: Antikythera. Sünger avcılığı yapan bir grup Yunan denizci, şiddetli bir fırtınaya yakalanır ve mecburen bu kayalık adaya sığınır. Fırtına dindiğinde, kaptan Dimitrios Kontos, "Hazır buradayken bir dalış yapalım, belki sünger buluruz" der. Dalgıçlardan biri olan Elias Stadiatis suya dalar. Ancak kısa süre sonra dehşet içinde, nefes nefese yüzeye çıkar. Aşağıda gördüğü şeyi, "Kadınlar... Atlar... Çürüyen ceset yığınları!" diye bağırarak anlatır. Kaptan, dalgıcının vurgun yediğini veya halüsinasyon gördüğünü sanır ve suya kendisi dalar. Ancak gördüğü manzara gerçektir. Ceset sandıkları şeyler, aslında yüzyıllardır denizin dibinde yatan, yosun tutmuş muazzam bronz ve mermer heykellerdir. O an kimse farkında değildi ama bu batık, sadece heykelleri değil, insanlık tarihini yeniden yazacak, "zamanının ötesinde" bir teknolojiyi saklıyordu. Heykellerin gölgesinde kalan, kireçlenmiş, yeşilimsi, ayakkabı kutusu büyüklüğündeki şekilsiz bir kaya parçası, dünyanın ilk analog bilgisayarıydı: Antikythera Düzeneği.
Arkeolojinin Çirkin Ördek Yavrusu
Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi'ne taşınan hazineler arasında herkes heykellere hayranlıkla bakarken, o şekilsiz bronz yığını bir kenara atılmıştı. Ta ki 1902 yılında, arkeolog Valerios Stais o kütlenin içinde "dişli çark"a benzer bir şey görene kadar.
Bilim dünyası şoktaydı. Çünkü tarih kitaplarına göre, bu kadar hassas dişli çarklar ancak 14. yüzyılda, yani mekanik saatlerin icadıyla ortaya çıkmıştı. Ancak bu batık M.Ö. 1. yüzyıla, Julius Sezar dönemine aitti. Bu, bir Mısır firavununun mezarından bir jet uçağı çıkması kadar imkansız bir durumdu. Çoğu uzman, "Bu modern bir gemiden düşmüş bir saat parçasıdır, batıkla ilgisi yok" diyerek konuyu kapattı.
Düzeneğin sırrı, 50 yıl boyunca o müzenin deposunda sessizce bekledi.
Sır Perdeleri Aralanıyor: X-Işınları Altındaki Mucize
1950'lerde İngiliz fizikçi ve bilim tarihçisi Derek J. de Solla Price, hayatını bu nesneye adadı. Cihazı X-ışınlarıyla tarattığında, iç içe geçmiş, milimetrik hassasiyetle yerleştirilmiş en az 30 adet bronz dişli çark olduğunu gördü.
Price, 1974'te yayınladığı makalesinde şöyle diyordu: "Bu, Antik Yunan'dan günümüze ulaşan diğer her şeyden daha karmaşık. Bu teknoloji geleneğinin tamamen yok olması tarihin en büyük gizemlerinden biridir."
Ancak asıl devrim, 2005 yılında Antikythera Düzeneği Araştırma Projesi (AMRP) kapsamında, 8 tonluk özel bir X-Ray tomografi cihazının müzeye sokulmasıyla gerçekleşti. Bu tarama, düzeneğin sadece dişlilerini değil, üzerindeki binlerce harflik "kullanma kılavuzunu" da ortaya çıkardı.
Peki, Bu Makine Ne Yapıyordu?
Antikythera Düzeneği, bugünkü anlamda programlanabilir bir dijital bilgisayar değildi; o bir Analog Bilgisayar ve bir Kozmos Simülatörüydü. Yan tarafındaki kolu çevirdiğinizde, zamanı ileri veya geri sarabiliyordunuz.
İşte bu küçük kutunun 2000 yıl önce yapabildiği akıl almaz işlemler:
-
Gök Cisimlerinin Konumu: Güneş'in, Ay'ın ve bilinen 5 gezegenin (Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn) zodyaktaki konumlarını gösteriyordu.
-
Ay Fazları: Siyah-beyaz dönen bir küre ile Ay'ın evrelerini anlık olarak simüle ediyordu.
-
Tutulma Tahminleri: Arka yüzündeki spirallerden biri (Saros Döngüsü), Güneş ve Ay tutulmalarını saatine kadar tahmin ediyordu. Hatta tutulmanın rengini ve rüzgar yönünü bile öngören notlar vardı.
-
Olimpiyat Oyunları: Düzeneğin bir kadranı, 4 yılda bir düzenlenen Olimpiyat oyunlarının (ve diğer Panhellenik oyunların) tarihlerini takip ediyordu.
Daha da şaşırtıcı olan, Ay'ın yörüngesinin eliptik olmasından kaynaklanan hız değişimini (Ay Dünya'ya yakınken hızlı, uzakken yavaş hareket eder) modellemek için, modern saatlerde bile zor bulunan "diferansiyel dişli" sistemine benzer bir mekanizma kullanılmıştı. Bu seviyede bir mühendislik dehasının Avrupa'da tekrar görülmesi için tam 1500 yıl geçmesi gerekecekti.
Mucidi Kimdi? Arşimet'in Parmağı Var mı?
Düzeneğin üzerindeki yazılar ve Ay takvimi incelendiğinde, Korint kolonilerine özgü ay isimleri kullanıldığı fark edildi. Bu ipucu, araştırmacıları Siraküza'ya, antik dünyanın en büyük dâhisi Arşimet'in şehrine götürdü.
Arşimet, bu gemi batmadan yıllar önce (M.Ö. 212) bir Roma askeri tarafından öldürülmüştü. Ancak Romalı yazar Cicero, Arşimet'in "Göklerin hareketini taklit eden bir küre" yaptığından bahseder. Muhtemelen Antikythera Düzeneği, Arşimet tarafından bizzat yapılmamış olsa bile, onun kurduğu okulun veya öğrencilerinin (belki de Rodoslu Posidonius veya Hipparkos'un) bir eseriydi.
Gemi muhtemelen Rodos veya Küçük Asya kıyılarından kalkmış, Roma'daki bir zafer geçidinde sergilenmek üzere Julius Sezar'a veya zengin bir Romalıya ganimet taşıyordu. Ancak Ege'nin fırtınaları, bu teknolojiyi Roma'ya değil, tarihin derinliklerine gömdü.
Kayıp Halka: Teknoloji Neden Unutuldu?
Antikythera Düzeneği, tarih algımızı kökten değiştirdi. Eskiden Antik Yunanlıları sadece filozof, şair ve heykeltıraş sanırdık. Şimdi biliyoruz ki, onlar aynı zamanda ileri düzey mühendislerdi.
Peki, bu teknoloji neden devam etmedi? Neden sanayi devrimi 2000 yıl önce başlamadı?
Tarihçiler buna genellikle "Ekonomik Gerekçeler" ile cevap verir. Köleliğin yaygın olduğu bir toplumda, iş gücü ucuz olduğu için karmaşık makineler yapıp hayatı kolaylaştırmaya ihtiyaç duyulmadı. Bu cihazlar, zenginlerin evini süsleyen pahalı oyuncaklar veya filozofların evreni anlama aracı olarak kaldı.
Bronz değerliydi. Roma İmparatorluğu çökerken, bu tür cihazların çoğu eritilip kılıç, kalkan veya şamdana dönüştürüldü. Antikythera Düzeneği'nin günümüze ulaşmasının tek sebebi, denizin dibinde, insan elinin ulaşamayacağı bir yerde saklanmış olmasıydı.
Sonuç: Denizin Dibindeki Gelecek
Bugün Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen o 82 parça, bize kibrimizi bir kenara bırakmamızı öğütlüyor. Bizler teknolojiyi son yüzyılın bir ürünü sanıyoruz. Oysa 2200 yıl önce birileri, bronz dişlileri birbirine geçirerek evrenin matematiğini avuçlarının içine sığdırmıştı.
Kaptan Kontos ve dalgıçları o fırtınada sığınacak bir yer ararken, aslında sığındıkları şey geçmiş değil, insanlığın unuttuğu bir gelecekti. Kim bilir, okyanusların derinliklerinde keşfedilmeyi bekleyen daha ne "imkansız" makineler yatıyor?
Kaynakça
Kitaplar:
-
Marchant, Jo. Decoding the Heavens: A 2,000-Year-Old Computer - and the Century-long Search to Solve Its Mystery. Da Capo Press, 2009. (Düzeneğin çözülme sürecini anlatan en kapsamlı popüler bilim kitabı).
-
Price, Derek J. de Solla. Gears from the Greeks: The Antikythera Mechanism, a Calendar Computer from ca. 80 B.C. Science History Publications, 1975. (Konunun temel taşı olan ilk detaylı analiz).
Makaleler ve Bilimsel Yayınlar:
-
Freeth, T. et al. "Decoding the Antikythera Mechanism: Investigation of an Ancient Astronomical Calculator". Nature, Vol 444, 2006. (Tomografi sonuçlarının açıklandığı devrim niteliğindeki makale). Makale Linki
-
Freeth, T. et al. "A Model of the Cosmos in the ancient Antikythera Mechanism". Scientific Reports, 2021. (Düzeneğin ön yüzünün çalışma prensibine dair son bulgular).
Web Kaynakları:
-
The Antikythera Mechanism Research Project (AMRP): (Projenin resmi web sitesi ve veri tabanı). Erişim Linki
-
TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi: Antik Bilgisayar Antikythera. (TÜBİTAK Arşivi).