Tarih 1070’ler... Abbasilerin başkenti, dünyanın bilim ve kültür merkezi Bağdat. Dicle Nehri’nin kıyısındaki medreselerde, kütüphanelerde ve saray koridorlarında tek bir dilin hakimiyeti var: Arapça. Bilimin, dinin ve sanatın dili Arapça iken, kuzeyden gelen "Türk" kavimleri genellikle sadece "iyi savaşan, kılıç kullanan askerler" olarak görülüyordu. Ancak, elinde kağıt tomarları ve yıpranmış bir heybeyle şehre giren bir adam, bu algıyı kökünden değiştirecekti. O, sıradan bir gezgin değildi. Soylu bir kandan geliyor, yüreğinde bir vatan hasreti, zihninde ise devasa bir harita taşıyordu. Adı Mahmud’du. Biz onu asırlar sonra, doğduğu şehre ithafen Kaşgarlı Mahmud olarak tanıyacak ve minnetle anacaktık. Bu, bir sözlüğün değil; bir milletin varlık belgesinin, ölümden dönen bir prensin ve sahaflar çarşısında tesadüfen kurtarılan bir hazinenin hikayesidir.
Saraydan Sürgüne: Bir Prensin Kaçışı
Kaşgarlı Mahmud, aslında bir sözlük yazarı olarak doğmamıştı. O, Karahanlı hanedanına mensup bir şehzadeydi. Babası Hüseyin bin Muhammed, Barsgan şehrinin emiriydi. Ancak iktidar hırsı ve saray entrikaları, Mahmud’un hayatını bir gecede altüst etti.
Babası ve ailesinin büyük kısmı, bir darbe veya zehirlenme sonucu (kaynaklarda farklı rivayetler vardır) öldürüldüğünde, Mahmud canını kurtarmak için saraydan kaçmak zorunda kaldı. Artık o, tahtını kaybetmiş bir prens, "gezgin bir derviş" kılığında bir kaçaktı.
Ancak bu trajedi, Türk tarihi için bir lütfa dönüştü. Çünkü Mahmud, bir sarayda oturup hüküm sürmek yerine, at sırtında diyar diyar gezerek Türklerin yaşayan hafızası olmayı seçti.
Steplerin İlk Etnografı: "Ben Onları Tek Tek Gezdim"
Mahmud, 15 yıl boyunca Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarını, dağlarını ve şehirlerini dolaştı. O dönemde Türkler tek bir blok halinde yaşamıyordu; Oğuzlar, Kıpçaklar, Çiğiller, Yağmalar... Her boyun şivesi, geleneği, kelimeleri farklıydı.
Mahmud, modern bir antropolog titizliğiyle çalıştı.
-
Hangi boy "geliyorum" der, hangisi "keliyormen" der?
-
Hangi boy atına nasıl seslenir?
-
Düğünlerinde hangi şiirleri okurlar, yaslarında (sagu) nasıl ağlarlar?
Hepsini not etti. Amacı sadece kelime toplamak değildi; Türk kültürünü kayda geçirmekti. Kitabının önsözünde şöyle der:
"Ben onların en uz dillisi, en açık anlatanı, en iyi eğitim görmüşü, soyca en köklüsü ve mızrak kullanmada en yeteneklisi olduğum halde; Türklerin, Türkmenlerin, Oğuzların, Çiğillerin, Yağmaların ve Kırgızların şehirlerini, bozkırlarını boydan boya dolaştım. Dillerini, kafiyelerini topladım."
İki Atın Yarışı: Türkçe ve Arapça
Mahmud’un Bağdat’a geldiğinde tek bir amacı vardı: Divânu Lugâti't-Türk (Türk Dilleri Sözlüğü) adlı eserini Abbasi Halifesi’ne sunmak.
Peki neden? Sadece "Bakın bizde ne kelimeler var" demek için mi? Hayır. Mahmud’un motivasyonu politik ve stratejikti. O dönemde Araplar, Türkçeyi "barbar dili" olarak görüyor ve küçümsüyordu. Mahmud ise Türkçenin, Arapça kadar zengin, kurallı ve derin bir dil olduğunu kanıtlamak istiyordu.
Kitabında o meşhur benzetmeyi yapar:
"Türk dili ile Arap dili, at başı giden (yarışan) iki at gibidir."
Mahmud, bir hadis-i şerife (veya o dönem yaygın bir rivayete) atıfta bulunarak, "Tanrı'nın ordusu olan Türklerin dilini öğrenmenin vacip olduğunu" savunur. O, Araplara Türkçe öğretmek için yola çıkmış, ama aslında Türklere kim olduklarını hatırlatan bir anıt dikmiştir.
Dünyanın İlk Türk Haritası ve Japonya Detayı
Kitabın en büyüleyici parçalarından biri, Mahmud’un bizzat çizdiği dünya haritasıdır. Bu harita, dönemin coğrafya anlayışını yansıtır ama merkezi şaşırtıcıdır: Haritanın merkezinde Bağdat veya Mekke değil, Balasagun (Türk Hakanının şehri) vardır.
Daha da ilginci, haritanın en doğusunda, bir ada parçası çizilmiş ve üzerine "Cabarqa" (Japonya) yazılmıştır. Bu, dünya haritacılık tarihinde Japonya’nın gösterildiği ilk haritalardan biri olarak kabul edilir. Kristof Kolomb’dan asırlar önce, bir Türk bilgini dünyanın doğu ucunu kağıda dökmüştü.
Bir Tesadüf, Bir Sahaf ve 30 Altın: Kitabın İkinci Hayatı
Kaşgarlı Mahmud eserini 1077’de tamamlayıp halifeye sundu. Ancak sonra ne oldu? Kitap yüzyıllar boyunca kayboldu. Kütüphaneler yandı, şehirler yağmalandı ve Türkçenin bu "kutsal kitabı" bir efsaneye dönüştü. Varlığı biliniyor ama kendisi bulunamıyordu.
Tarih şeridini 1910’lu yıllara, İstanbul’a saralım.
Fatih’teki Sahaflar Çarşısı’nda, Burhan Bey adında bir sahafın dükkanına yaşlı bir kadın gelir. Elinde eski, yıpranmış bir yazma eser vardır. Kadın kitaba 30 altın ister. Sahaf, "Bu kitap para etmez" diyerek kadını geri çevirmek üzeredir.
Tam o sırada, kitap aşığı ve kültür tarihçisi Ali Emiri Efendi oradan geçmektedir. Kitabı eline alır, sayfalarını çevirir ve gözlerine inanamaz. Bu, yüzyıllardır aranan, tek nüshası (unik) olan Divânu Lugâti't-Türk’tür!
Ali Emiri, heyecanını belli etmemeye çalışır (fiyatı artmasın diye) ama kalbi yerinden çıkacak gibidir. Hemen parayı bulur, kitabı satın alır. Rivayete göre, kitabı eve götürdüğünde çalınmasından korktuğu için geceleri yastığının altına koyup uyumuş, kimseye dokundurtmamıştır.
Daha sonra Kilisli Rifat Bilge’nin titiz çalışmasıyla bu eser temizlenmiş, düzenlenmiş ve matbaada basılarak tüm dünyaya, özellikle de Türk milletine hediye edilmiştir. Eğer o gün o sahaf kitabı almasaydı veya Ali Emiri oradan geçmeseydi, bugün Türkçenin köklerine dair bildiğimiz her şey eksik kalacaktı.
Sonuç: Geçmişten Geleceğe Bir Köprü
Kaşgarlı Mahmud’un eseri, sadece bir sözlük değildir.
-
İlk Türk yemek kitabıdır (Yoğurt, mantı gibi kelimelerin ilk geçtiği yerdir).
-
İlk Türk halk edebiyatı antolojisidir (Atasözleri, destanlar).
-
İlk Türk coğrafyası kitabıdır.
Bugün "Damlaya damlaya göl olur" diyorsak, Mahmud’un kaydettiği "Tag tagka kavuşmaz, kişi kişiye kavuşur" (Dağ dağa kavuşmaz, kişi kişiye kavuşur) atasözünü kullanıyorsak, bunu o sürgün prensin inatçı çabasına borçluyuz.
Kâşgarlı Mahmud, kalemini kılıçtan keskin kullanan bir fatihti. Fethettiği topraklar değil, kelimelerdi. Ve kurduğu imparatorluk, yani Türkçe, bugün hala Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar yaşamaya devam ediyor.
Kaynakça
Ana Kaynaklar:
-
Kaşgarlı Mahmud. Divânu Lugâti't-Türk. (Çev. Besim Atalay). Türk Dil Kurumu Yayınları. (Eserin en temel modern çevirisi). TDK E-Mağaza Linki
-
Ercilasun, Ahmet B. Kaşgarlı Mahmud ve Divânu Lugâti't-Türk. Akçağ Yayınları.
Akademik Makaleler ve Ansiklopediler:
-
TDV İslâm Ansiklopedisi: Kâşgarlı Mahmud Maddesi. (Cilt 24, Sayfa 593-595).
-
TDV İslâm Ansiklopedisi: Divânu Lugâti't-Türk Maddesi.
-
UNESCO: 2008 Year of Kaşgarlı Mahmud. UNESCO Linki.
Web Kaynakları:
-
Türk Dil Kurumu: Divânu Lugâti't-Türk Veri Tabanı. Erişim Linki.
-
Fikriyat: Ali Emiri Efendi ve Divânu Lugâti't-Türk'ün Bulunuş Hikayesi. Makale Linki.