On birinci yüzyılın Nişabur’unda, Selçuklu İmparatorluğu’nun en parlak döneminde, bir adam geceleri yıldızların hareketini izleyip gündüzleri karmaşık denklemlerin içine gömülüyordu. Bugün pek çoğumuz onu elinde bir kadeh, dilinde dünyevi zevkleri öven rubaileriyle tanısak da; Ömer Hayyam, aslında döneminin çok ötesinde bir bilimsel zekâya sahip, modern matematiğin ve astronominin temellerini atan gerçek bir polimattı (evrensel deha). Onun hikâyesi, sadece kafiyeli mısraların değil, sayıların sonsuzluğuna duyulan bir aşkın ve evrenin düzenini anlama çabasının öyküsüdür.
Mermer ve Sayılar: Kübik Denklemlerin Efendisi
Hayyam’ın matematik dünyasındaki en büyük başarısı, bugün lise sıralarında ter döken öğrencilerin bile aşina olduğu üçüncü dereceden denklemlerin sistematik çözümüdür. O dönemde cebir henüz emekleme aşamasındaydı ve Hayyam, bu denklemleri sadece aritmetik olarak değil, geometrik yöntemlerle (konik kesitlerin kesişimiyle) çözerek devrim yarattı.
O meşhur eseri Cebir Problemlerinin Kanıtları Üzerine adlı kitabında, $ax^3 + bx^2 + cx + d = 0$ formundaki denklemleri sınıflandırmış ve çözümleri için dâhice yöntemler geliştirmiştir. Hayyam, denklemlerin birden fazla kökü olabileceğini öngörerek, modern analiz yöntemlerine giden yolu yüzyıllar öncesinden aydınlatmıştır.
Güneşe Ayar Vermek: Celali Takvimi
Hayyam’ın dehası sadece kağıt üzerinde kalmadı, gökyüzünün sonsuz boşluğuna da uzandı. Selçuklu Sultanı Melikşah’ın isteğiyle kurulan bir heyetin başına geçen Hayyam, o dönemde kullanılan takvimlerin hatalarını fark etti. Sonuç? Bugün hala kullandığımız Miladi (Gregoryen) takvimden bile daha hassas olan Celali Takvimi.
Peki, bu takvimi bu kadar özel kılan neydi? Gregoryen takvimi her 3.300 yılda bir günlük hata yaparken, Hayyam’ın hesapladığı Celali Takvimi ancak 5.000 yılda bir günlük hata payına sahipti. O, güneş yılını 365,24219858156 gün olarak hesaplayarak, modern ölçümlere inanılmaz bir yakınlık sağladı.
Rubailerin Arkasındaki Mantık
Peki, bu kadar rasyonel ve bilimsel bir zihin nasıl olur da o hüzünlü ve akışkan şiirleri yazabilir? Aslında Hayyam’ın rubaileri, onun bilimsel sorgulamasının edebi bir dışavurumudur. Şiirlerinde hayatın geçiciliğini anlatırken kullandığı keskin mantık, aslında bir matematikçinin netliğidir. Onun için dünya; başlangıcı ve sonu belli olan, ancak içindeki değişkenlerin (insan hayatı) sürekli yer değiştirdiği devasa bir denklemdir.
Sık sık sorguladığı "Varlık ve Yokluk" teması, aslında felsefi bir problemden ziyade, bir bilim insanının evrenin kökenine duyduğu merakın yansımasıdır.
Zamanı Aşan Bir Miras
Ömer Hayyam, Batı dünyasında ancak 19. yüzyılda Edward FitzGerald’ın çevirileriyle tanınsa da, bilim dünyası onun hakkını çoktan teslim etmişti. Bugün aydaki bir krater ve pek çok asteroid onun adını taşıyor. O, Orta Çağ’ın dogmatik karanlığında aklın ve gözlemin meşalesini taşıyan, sayıların şiirini yazan ve yıldızların dilini çözen bir köprüydü.
Kaynakça
Yerli Kaynaklar:
-
TDV İslâm Ansiklopedisi: ÖMER HAYYAM - Hayatı, Eserleri ve Bilimsel Çalışmaları – (Sayfa 66-71).
-
Prof. Dr. Aydın Sayılı: Hayyam ve Bilim, Türk Tarih Kurumu Yayınları. Link.
-
TÜBİTAK Bilim Genç: Ömer Hayyam: Şair, Matematikçi ve Astronom.
Yabancı Kaynaklar:
-
The MacTutor History of Mathematics Archive: Omar Khayyam Profile – (University of St Andrews).
-
Encyclopaedia Britannica: Omar Khayyam - Persian Poet and Mathematician.
-
Rashed, R.: The Development of Arabic Mathematics: Between Arithmetic and Algebra, Kluwer Academic Publishers. Doi: 10.1007/978-94-011-2550-5.
Web Kaynakları:
-
UNESCO: The Celebration of Omar Khayyam’s Scientific and Literary Legacy.
-
ScienceDirect: Geometric constructions in the work of Omar Khayyam.