Bundan tam bin yıl önce, ne uydular vardı ne de gelişmiş teleskoplar. Ancak Orta Asya’nın kalbinde, elinde basit bir usturlap ve zihninde sarsılmaz bir matematik mantığıyla bir adam, içinde yaşadığımız gezegenin sırlarını çözmeye kararlıydı. Ebû Reyhan el-Birûnî, modern dünyanın ancak yüzyıllar sonra kabul edeceği gerçekleri, henüz 11. yüzyılın başında, tozlu kütüphaneler ve sarp dağ yamaçlarında keşfediyordu. Gazneli Mahmud’un meşhur ifadesiyle "Sarayımın en kıymetli hazinesi" olan Biruni, sadece bir bilim insanı değil; tarihin gördüğü en büyük "bilimsel cesaret" örneklerinden biriydi.
Nandana Kalesi’nde Bir Dağ ve Bir Formül
Biruni’nin dehasını anlamak için bugün Pakistan sınırları içinde kalan Nandana Kalesi'ne gitmek gerekir. Gazneli Mahmud’un ordusu Hindistan seferindeyken, Biruni askeri stratejilerle değil, kalenin yanındaki yüksek bir dağla ilgileniyordu. O dönemde dünyanın çevresini ölçmek için düz bir ovada uzun mesafeler kat etmek gerekiyordu; ancak Biruni, o güne kadar kimsenin denemediği bir yöntem geliştirdi: Trigonometri.
Dağın zirvesine çıktı, ufuk açısını ölçtü ve karmaşık bir geometrik formülle dünyanın yarıçapını hesapladı. Bugünün uydu teknolojileriyle ölçülen değer ile Biruni’nin bin yıl önceki hesabı arasındaki fark yüzde 1’den bile azdı. O gün orada sadece bir dağın boyunu değil, insanlık tarihinin ufkunu da ölçmüştü.
Biruni: Ortaçağ’ın "Google"ı mıydı?
Biruni’ye sadece bir gökbilimci demek, ona haksızlık olur. O, döneminin "evrensel zekası" (Polymath) idi. Hayatı boyunca 180’den fazla eser kaleme alan bu dâhi; astronomiden tıbba, matematikten coğrafyaya, tarihten dinler tarihine kadar el atmadığı alan bırakmamıştı.
-
Coğrafya: Amerika kıtasının varlığını, Kristof Kolomb’dan beş asır önce matematiksel verilerle tahmin etmişti.
-
Tıp: Eczacılık üzerine yazdığı Kitâbü’s-Saydele, yüzyıllarca temel kaynak olarak kullanıldı.
-
Jeoloji: Hindistan Vadisi’nin bir zamanlar deniz olduğunu, oradaki tortul tabakaları inceleyerek keşfeden ilk kişiydi.
Önyargıları Yıkan Bir Antropolog: "Tahkîku mâ li’l-Hind"
Biruni’nin bilimsel cesareti sadece sayılarla sınırlı değildi; o aynı zamanda muazzam bir kültürel cesarete sahipti. Gazneli Mahmud ile Hindistan’a gittiğinde, orayı sadece "fethedilecek bir toprak" olarak görmedi. Sanskritçe öğrendi, Hint rahiplerle (Brahmanlar) felsefe tartıştı ve Hinduizm’i anlamaya çalıştı.
Sonucunda ortaya çıkan "Tahkîku mâ li’l-Hind" adlı eseri, bugün modern antropolojinin ilk büyük örneği kabul edilir. Kendi inancından farklı bir kültürü, hiçbir önyargı gütmeden, bir laboratuvar titizliğiyle incelemiş; "öteki"ni anlamanın kapılarını aralamıştır.
Bilim İçin Atan Bir Kalp
Anlatılır ki Biruni ölüm döşeğindeyken, bir dostu ziyaretine gelir. Biruni, o haldeyken bile dostuna miras hukukuyla ilgili karmaşık bir matematik sorusunun çözümünü sorar. Dostu şaşırarak, "Bu haldeyken bile mi?" der. Biruni’nin cevabı, bilim tarihinin en asil cümlelerinden biridir:
"Bilmeden bu dünyadan ayrılmaktansa, bu meseleyi öğrenip de ölmek daha iyi değil mi?"
Biruni, karanlık çağlar olarak adlandırılan bir dönemde, aklın meşalesiyle dünyayı aydınlatan adamdı. Onun mirası, sadece bulduğu formüllerde değil; merakın, araştırmanın ve hakikate duyulan sarsılmaz sadakatin kendisinde yaşamaya devam ediyor.
Kaynakça
Yerli Kaynaklar:
-
TDV İslâm Ansiklopedisi: BÎRÛNÎ – (Cilt 6, Sayfa 206-215).
-
Prof. Dr. Fuat Sezgin: İslam'da Bilim ve Teknik, (Cilt 1-2), Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Yayınları.
-
TÜBİTAK Bilim Genç: Dünya’nın Çevresini Ölçen Bilim İnsanı: El-Biruni.
Yabancı Kaynaklar:
-
George Sarton: Introduction to the History of Science, Carnegie Institution of Washington. (Sarton, 11. yüzyılı "Biruni Çağı" olarak adlandırır).
-
UNESCO Courier: Al-Biruni: A Universal Genius – (Special 1974 issue).
-
E.S. Kennedy: A Commentary upon Biruni's Kitab Tahdid al-Amakin, American University of Beirut.
Web Kaynakları:
-
Britannica: al-Biruni - Persian Scholar and Scientist.
-
World History Encyclopedia: The Life and Works of Al-Biruni.
-
History of Information: Al-Biruni Measures the Circumference of the Earth.