Tarih perdesini aralayıp 11. yüzyılın puslu ama bir o kadar da hareketli Orta Asya bozkırlarına, İpek Yolu'nun kalbine gidiyoruz. Yıl 1069. Karahanlılar Devleti'nin başkenti Kaşgar'da, kandil ışığında sabahlayan, elindeki kamış kalemle hem Türklerin savaşçı ruhunu hem de İslam'ın incelikli felsefesini harmanlayan bir bilge var. Adı Yusuf. Henüz "Has Hacib" unvanını almamış, sadece "Balasagunlu Yusuf" olarak biliniyor. O, Türk edebiyatının ve devlet yönetim anlayışının "Kurucu Babası" sayılacak bir esere son noktayı koymak üzere. Yazdığı şey sadece bir şiir kitabı değil; krallara nasıl kral olunacağını, insanlara ise nasıl "insan" kalınacağını öğreten devasa bir rehber: Kutadgu Bilig. Bugün size, sadece bir yazarın değil, Türklerin göçebe çadırından saray medeniyetine geçiş sancılarının ve bu geçişi bir sanat eserine dönüştüren Yusuf Has Hacib’in hikayesini anlatacağım.
Balasagun’dan Kaşgar’a: Bir Arayışın Hikayesi
Yusuf, bugünkü Kırgızistan sınırları içinde yer alan, dönemin kültür ve ticaret merkezi Balasagun’da (Kuz-Ordu) dünyaya geldi. İyi bir eğitim aldığı, Arapça ve Farsça bildiği, ancak ana dili Türkçeye (Hakaniye lehçesi) tutkuyla bağlı olduğu eserinden anlaşılıyor.
O dönemde Türkler, kitleler halinde İslamiyet’i kabul ediyor ve yerleşik hayata geçiyordu. Bu, büyük bir kültürel depremdi. Bozkırın töresi ile İslam’ın şeriatı, Fars’ın bürokrasisi ile Türk’ün sadeliği çatışıyor, bazen de kaynaşıyordu. Yusuf, bu kaosun içinde bir düzen aradı. 50 yaşlarına geldiğinde, 18 ay sürecek bir inzivaya çekildi ve "Mutluluk Veren Bilgi" anlamına gelen Kutadgu Bilig’i yazmaya başladı. Balasagun’da başladığı eserini, Karahanlı hükümdarı Tavgaç Buğra Han’ın sarayının bulunduğu Kaşgar’da tamamladı.
Sahne Arkası: Dört Sembolik Karakter
Kutadgu Bilig, sıkıcı bir öğütler kitabı değildir. Yusuf Has Hacib, dehasını konuşturarak eseri bir tiyatro gibi kurgulamıştır. Soyut kavramları somutlaştırarak dört ana karakter üzerinden bir "Devlet ve Hayat Felsefesi" tartışması başlatır. Bu karakterler birbiriyle konuşur, mektuplaşır ve tartışır.
İşte o muazzam kadro:
-
Kün-Togdı (Hükümdar): Adından da anlaşılacağı gibi "Güneş Doğdu" demektir. Adaleti temsil eder. Güneş nasıl herkese eşit ısı ve ışık verirse, hükümdar da öyle olmalıdır. Sabittir, değişmez.
-
Ay-Toldı (Vezir): "Dolunay" demektir. Mutluluğu (Saadet/Devlet) temsil eder. Ancak Ay gibi bir büyür, bir küçülür; yani talih dönektir, güvenilmez.
-
Ögdülmiş (Vezirin Oğlu): "Övülmüş" demektir. Aklı ve Bilgiyi temsil eder. Sorunları çözen, devleti ayakta tutan bürokrasidir.
-
Odgurmış (Vezirin Kardeşi): "Uyanmış/Uyanık" demektir. Akıbeti (Yaşamın sonunu/Kanaati) temsil eder. Dünyadan elini eteğini çekmiş bir derviştir.
Yusuf Has Hacib, bu dört karakteri konuşturarak aslında okuyucuya şu soruyu sorar: "Dünya işleri (siyaset ve akıl) ile ahiret işleri (kanaat ve ölüm) arasında dengeyi nasıl kuracağız?"
Hükümdar Kün-Togdı, devleti yönetmek için bilge Ögdülmiş'e muhtaçtır; ancak ruhunu huzura erdirmek için derviş Odgurmış'ı da saraya çağırmak ister. Odgurmış ise sarayın ihtişamını reddeder. Bu diyaloglar, bugün bile modern insanın "kariyer mi, huzur mu?" ikileminin 1000 yıl önceki yansımasıdır.
Sultanın Huzurunda: "Has Hacib" Unvanı Nasıl Alındı?
Eser bittiğinde Yusuf, hayatının kumarını oynadı. 6645 beyitten oluşan, aruz vezniyle yazılmış bu dev eseri (Mesnevi) koltuğunun altına alıp Karahanlı Hükümdarı Tavgaç Buğra Han’ın huzuruna çıktı.
Bu riskliydi çünkü hükümdar beğenmezse kellesi gidebilirdi. Ancak Buğra Han, kendisine sunulan bu Türkçe şaheser karşısında büyülendi. Eserde, hükümdara "Öfkelenme, sabırlı ol, halkı aç bırakma, liyakate önem ver" gibi çok cesur uyarılar vardı.
"Beyler örs gibidir, halk ise demir; örs ne kadar sert olursa olsun, demiri döver ama incitmez."
Bu sözlerdeki derinliği gören Hükümdar, Yusuf'a ihsanlarda bulundu ve ona sarayın en kritik görevlerinden birini verdi: Ulu Has Hacib.
Bu unvan, bugünkü "Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü" veya "Protokol Müdürü" ile "Başdanışman" karışımı çok yüksek bir makamdı. Hükümdar ile halk arasındaki perdeyi o açar, o kapardı. Yusuf artık sadece bir şair değil, devletin kilit taşıydı.
Neden Hala Önemli?
Kutadgu Bilig, Türk edebiyatının ilk siyasetnamesidir. Machiavelli'nin Prens kitabından yaklaşık 450 yıl önce yazılmıştır ancak ondan çok daha insancıl ve ahlakidir. Machiavelli "Amaca giden her yol mübahtır" derken, Yusuf Has Hacib "Adalet göğün direğidir, yıkılırsa gök çöker" der.
Ayrıca eser, Türkçenin gücünün bir kanıtıdır. O dönemde bilim dili Arapça, edebiyat dili Farsça iken; Yusuf Has Hacib inatla ve gururla Türkçe yazmış, Türkçenin yüksek bir felsefe ve sanat dili olabileceğini kanıtlamıştır.
Son Söz: Mezarının Başındaki Fısıltı
Yusuf Has Hacib, 1077 yılında Kaşgar'da vefat etti. Bugün türbesi Doğu Türkistan'ın (Çin) Kaşgar şehrindedir. Ne yazık ki, bölgedeki siyasi durum nedeniyle mirası zaman zaman tehdit altında kalsa da, Kutadgu Bilig’in ışığı sönmemiştir.
O, bize şu altın öğüdü bırakarak gitti:
"İnsan nadir değil, insanlık nadirdir. İnsan az değil, doğruluk azdır."
-
yüzyıldan gelen bu ses, modern dünyanın karmaşasında hala en çok ihtiyaç duyduğumuz pusula değil mi? Yusuf Has Hacib, bir vezir olarak adalet dağıttı, bir yazar olarak ise mutluluğun formülünü fısıldadı.
Kaynakça
Kitaplar ve Eserler:
-
Arat, Reşit Rahmeti. Kutadgu Bilig. Türk Tarih Kurumu Yayınları. (Eserin Türkiye'deki en yetkin çevirisi ve incelemesi). Eser Bilgisi
-
Kafesoğlu, İbrahim. Kutadgu Bilig ve Kültür Tarihimizdeki Yeri. Kültür Bakanlığı Yayınları.
-
Dilçin, Cem. Örneklerle Türk Şiir Bilgisi. Türk Dil Kurumu Yayınları.
Makaleler ve Dijital Kaynaklar:
-
TDV İslâm Ansiklopedisi: Yûsuf Has Hâib Maddesi. (Erişim tarihi: Güncel).
-
TDV İslâm Ansiklopedisi: Kutadgu Bilig Maddesi. (Eserin detaylı analizi).
-
UNESCO: Yusuf Khass Hajib. (UNESCO'nun 2016 yılını Yusuf Has Hacib yılı ilan etmesi üzerine yayınlanan bilgiler). UNESCO Web Sitesi.
Yabancı Kaynaklar:
-
Dankoff, Robert. Wisdom of Royal Glory (Kutadgu Bilig): A Turko-Islamic Mirror for Princes. University of Chicago Press. (Eserin İngilizce akademik çevirisi ve analizi - Sayfa 5-20).