75 Bin Mil, 40 Ülke ve Bitmek Bilmeyen Bir Merak: Ortaçağ’ın En Büyük Kaşifi İbn Battuta

75 Bin Mil, 40 Ülke ve Bitmek Bilmeyen Bir Merak: Ortaçağ’ın En Büyük Kaşifi İbn Battuta

02.05.2025 - 20:49:00

Bundan tam 700 yıl önce, 1325 yılının bir bahar sabahında, Fas’ın Tanca limanından 21 yaşında bir genç yola çıktı. Amacı sadece kutsal toprakları ziyaret edip hac vazifesini yerine getirmekti. Ancak bu genç hukukçu, evinden ayrılırken ne 30 yıl boyunca dönmeyeceğini ne de yaklaşık 120 bin kilometre (75 bin mil) yol kat ederek bilinen dünyanın neredeyse tamamını arşınlayacağını biliyordu. Bu isim, tarih sayfalarına İbn Battuta olarak kazınacaktı. Marco Polo’dan üç kat daha fazla yol kat eden, Kristof Kolomb’dan asırlar önce okyanusları ve kıtaları birbirine bağlayan bu adam, sadece bir gezgin değil; aynı zamanda bir antropolog, coğrafyacı ve hukukçuydu.

Tanca’dan Çin’e: Tek Kişilik Bir Keşif Ordusu

İbn Battuta’nın yolculuğu, Ortaçağ dünyasının sosyal ve kültürel dokusunu anlamamızı sağlayan devasa bir veri madeni gibidir. Kuzey Afrika’dan başlayıp Mısır, Arap Yarımadası, Anadolu, Orta Asya, Hindistan, Maldivler, Güneydoğu Asya ve nihayetinde Çin’e kadar uzanan rotası, dönemin "küresel" ağlarını gözler önüne serer.

Onu sıradan bir seyyahtan ayıran en önemli özellik, olaylara bir bilim insanı ve hukukçu (Kadı) gözüyle bakmasıydı. Gittiği her yerde sadece manzaraları izlemekle kalmadı; toplumların evlilik geleneklerini, dini ritüellerini, mutfak kültürlerini ve yönetim biçimlerini titizlikle not etti. Hindistan’da Delhi Sultanı Muhammed bin Tuğluk’un sarayında kadılık yaparken devlet yönetimini inceledi; Maldivler’de adli sistemi düzenledi.

Anadolu’da Bir "Kardeşlik" Molası

İbn Battuta’nın notları arasında Anadolu’nun (onun deyimiyle Bilâd-ı Rûm) ayrı bir yeri vardır. Anadolu’yu "Dünyanın en güzel ve en bereketli toprağı" olarak tanımlayan gezgin, burada karşılaştığı Ahilik teşkilatından övgüyle bahseder. Misafirperverlik karşısında duyduğu hayranlığı anlatırken, Anadolu insanının cömertliğini ve toplumsal dayanışmasını Ortaçağ Avrupa’sının karanlık atmosferiyle tezat oluşturacak bir netlikte betimler.

Rıhle: Bir Hafızanın Kitaba Dönüşümü

İbn Battuta seyahatlerini tamamlayıp Fas’a döndüğünde, dönemin sultanı Ebu İnan el-Merini bu muazzam birikimin kaybolmasına izin vermedi. Sultan, genç şair ve katip İbn Cüzey’i görevlendirerek İbn Battuta’nın anılarını kaleme almasını istedi. İşte bugün "Rıhle" (Seyahatname) olarak bildiğimiz ve tam adı "Tuhfetü'n-Nuzzâr fî Garâibi'l-Emsâr ve Acâibi'l-Esfâr" olan o muazzam eser böyle doğdu.

Eleştirmenler bazen İbn Battuta’nın anlatılarında mübalağa olduğunu iddia etse de, modern coğrafyacılar ve tarihçiler onun verdiği bilgilerin (özellikle iklim koşulları, ticari rotalar ve siyasi isimler) şaşırtıcı derecede doğru olduğunu kanıtlamıştır. O, Ortaçağ’ın en güvenilir etnografik gözlemcilerinden biridir.

Ortaçağ’ın Modern Mirası

İbn Battuta’nın hikayesi, insanın bilinmeyene karşı duyduğu bitmek bilmeyen merakın zaferidir. O, sınırların sadece haritalarda olduğunu, merakın ise tüm engelleri aşabileceğini kanıtlamıştır. Bugün ayın üzerindeki bir kratere adı verilmiş olması (Ibn Battuta Krateri), onun sadece yerküreyi değil, insanlık ufkunu da genişlettiğinin en büyük kanıtıdır.


Kaynakça

Yerli Kaynaklar:

Yabancı Kaynaklar:

Web Kaynakları:

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: