Tarih 29 Mayıs 526. Güneş, Roma İmparatorluğu'nun doğudaki en parlak mücevheri, "Doğu'nun Kraliçesi" olarak anılan Antakya'nın (Antioch) üzerine her zamanki gibi doğmuştu. Asi Nehri'nin (Orontes) serin suları şehrin ortasından nazlı nazlı akıyor, Silpius Dağı’nın (Habib-i Neccar Dağı) eteklerine kurulan mermer sütunlu caddeler, yaklaşan "İsa'nın Göğe Yükselişi" (Ascension Day) yortusu için gelen hacılarla dolup taşıyordu. O gün Antakya, sadece bir ticaret merkezi değil, Roma, İskenderiye ve Konstantinopolis ile yarışan, nüfusu turistlerle birlikte yarım milyonu aşan bir metropoldü. Sokaklarında Latince, Yunanca, Süryanice ve İbranice birbirine karışıyor; zenginliğin, sefahatin ve inancın baş döndürücü kokusu havaya yayılıyordu. Hiç kimse, öğle saatlerinde yerin derinliklerinden gelen o uğursuz gürültünün, sadece bir sarsıntı değil, Antik Çağ’ın en büyük kıyametlerinden biri olacağını tahmin edemezdi. Bu, altın şehrin çöküşü ve tarihin tozlu sayfalarına gömülen çığlıkların hikayesidir.
Öğle Yemeğinde Gelen Felaket: 7.0’lık Yıkım
Dönemin tarihçisi İoannis Malalas’ın aktardığına göre, felaket tam öğle saatlerinde, halkın bir kısmı ibadethanelerde, bir kısmı ise yemek sofralarındayken geldi. Modern sismologların tahminlerine göre 7.0 büyüklüğündeki deprem, şehri beşik gibi sallamadı; adeta yerden yere vurdu.
O dönemki yapı stokunun büyük kısmı taş ve yığma tuğladan oluşuyordu. İlk sarsıntıyla birlikte, şehrin gururu olan devasa tiyatrolar, hamamlar ve Konstantin’in inşa ettirdiği o meşhur Domus Aurea (Altın Kilise) saniyeler içinde yerle bir oldu.
Ancak asıl trajedi, depremin zamanlamasındaydı. Yortu nedeniyle şehre çevre illerden on binlerce ziyaretçi akın etmişti. Dar sokaklar insan seliyle doluydu ve binalar çöktüğünde kaçacak hiçbir yer yoktu.
Ateşten Bir Mezar: Rüzgarın İhaneti
Depremin yıkamadığını, hemen ardından gelen yangın tamamladı. Evlerde yemek pişirmek için yakılan ocaklar, devrilen kandiller ve fırınlar, yıkıntılar arasında küçük kıvılcımlar başlattı. Ancak o gün Antakya’nın kaderinde, rüzgar da rol oynayacaktı.
Şiddetli bir rüzgar, kıvılcımları devasa alev toplarına dönüştürdü. Yıkıntıların altında sıkışıp kalan, "Kurtarın!" diye bağıran binlerce insan, ne yazık ki enkazın ağırlığından değil, şehrin üzerine çöken bu ateş fırtınasından can verdi. Tarihçi Prokopius, bu manzarayı "dünyanın sonu" olarak betimler. Taş taş üstünde kalmamış, gökyüzü dumanla kaplanmış ve Asi Nehri'nin rengi kızıla dönmüştü.
Korkunç Bilanço: 250.000 Can
Bugün modern bir şehirde bile hayal etmesi güç olan bir rakam, o gün Antakya’nın gerçeği oldu: Yaklaşık 250.000 ölü.
Bu sayı, o dönemki dünya nüfusu düşünüldüğünde inanılmazdır. Kayıpların bu denli yüksek olmasının sebebi, yıkılan binaların yoğunluğu ve şehirdeki "nüfus patlaması"ydı. Şehrin Patriği Euphrasius da bu felaketten kurtulamadı; rivayete göre, başının üzerine düşen bir sütunla değil, içine düştüğü kaynar zift dolu bir kazanda (veya yangın enkazında) feci şekilde can verdi.
Konstantinopolis’te Yas: İmparator Tacını Çıkardı
Haber, başkent Konstantinopolis’e (İstanbul) ulaştığında saray buz kesti. İmparator I. Justinus (Justinianus’un amcası ve selefi), haberi aldığında imparatorluk diyademini (tacını) başından çıkardı, erguvan renkli kaftanını attı ve bir yas alameti olarak sade kıyafetlere büründü.
Bizans İmparatorluğu için Antakya, sadece bir şehir değil, Doğu sınırının kalesi ve Hristiyanlığın en önemli merkezlerinden biriydi. İmparator, bayram günlerinde kiliseye gitmeyi reddetti ve tüm başkenti yasa boğdu. Hemen ardından şehre yüklü miktarda altın ve yardım gönderildi, ancak giden altınlar, kaybolan canları ve şehrin yok olan ruhunu geri getiremeyecekti.
Şehrin Ruhu Öldü mü? "Theopolis" ve Sonu Gelmeyen Felaketler
Depremden sonra şehir, İmparator Justinianus döneminde yeniden inşa edilmeye çalışıldı. Hatta şehre, Tanrı’nın koruması altında olması dileğiyle "Theopolis" (Tanrı'nın Şehri) adı verildi. Ancak Antakya’nın çilesi bitmemişti.
526 depremi, bir domino taşının ilk hareketiydi.
-
528: Bir deprem daha oldu.
-
540: Pers Kralı Hüsrev şehri yağmaladı ve yaktı.
-
542: Jüstinyen Vebası şehri vurdu.
Altın Şehir, bu ardı ardına gelen darbelerle "Doğu'nun Kraliçesi" unvanını yavaş yavaş kaybetti. Mermer caddelerin yerini daha mütevazı yapılar aldı, nüfus azaldı ve şehir eski ihtişamlı günlerine bir daha asla tam olarak dönemedi.
Sonuç: Tarihin Tekerrürü ve Toprağın Hafızası
M.S. 526 Antakya depremi, sadece jeolojik bir olay değil, geç antik çağın sonunu hazırlayan tarihsel bir kırılma noktasıydı. O gün yıkılan sütunların altında, Roma'nın doğudaki gücü de zayıflamaya başlamıştı.
Bugün, 6 Şubat 2023'te yaşanan büyük felaketin ardından Antakya'ya baktığımızda, toprağın hafızasının ne kadar derin ve acımasız olduğunu bir kez daha görüyoruz. Tarihçiler için 526 depremi, medeniyetlerin ne kadar kırılgan olduğunun, en görkemli "Altın Şehirlerin" bile doğanın kudreti karşısında saniyeler içinde nasıl diz çöktüğünün ibretlik bir vesikasıdır.
Antakya, tarih boyunca yedi kez yıkılıp yedi kez yeniden kurulan, küllerinden doğmayı bilen bir anka kuşudur. 526'da olduğu gibi, bugün de o kadim ruh, enkazın altından kalkıp hikayesini anlatmaya devam edecektir.
Kaynakça
Birincil ve Antik Kaynaklar:
-
Malalas, John. The Chronicle of John Malalas. (Çev. Elizabeth Jeffreys vd.), Australian Association for Byzantine Studies, 1986. (Kitap XVIII, s. 419-421). [Orijinal kroniklerdeki deprem anlatımı].
-
Procopius. History of the Wars. (Persian War, II.14). [Justinianus dönemi ve şehrin yıkımı].
Modern Akademik Kaynaklar:
-
Guidoboni, E., et al. Catalogue of Ancient Earthquakes in the Mediterranean Area up to the 10th Century. INGV, 1994. (Bilimsel deprem kataloğu ve 526 depreminin analizi).
-
Downey, Glanville. A History of Antioch in Syria: From Seleucus to the Arab Conquest. Princeton University Press, 1961. (s. 520-525). [Antakya tarihinin en kapsamlı modern kaynağı].
-
Sbeinati, M.R., Darawcheh, R., & Mouty, M. "The historical earthquakes of Syria: an analysis of large and moderate earthquakes from 1365 B.C. to 1900 A.D." Annals of Geophysics, Vol. 48, N. 3, 2005. (s. 365). Makale Bağlantısı
Web Kaynakları ve Makaleler:
-
Encyclopaedia Britannica: Antioch - History. Erişim Linki
-
DergiPark (Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi): Tarihsel Süreçte Antakya Depremleri. Erişim Linki