Buzdan Ticaret: Rusya’nın Alaska’yı ABD’ye Satışı ve Yeni Bir Kıtanın Yükselişi

Buzdan Ticaret: Rusya’nın Alaska’yı ABD’ye Satışı ve Yeni Bir Kıtanın Yükselişi

12.01.2026 - 11:48:00

Tarih 30 Mart 1867, saat sabahın 04:00’ü. Washington D.C.'deki Dışişleri Bakanlığı ofisinde, gaz lambalarının titreşimi altında iki adam, dünya haritasını ebediyen değiştirecek bir belgeye imza atıyorlardı. Biri, Amerikan İç Savaşı'nın yorgunluğunu omuzlarında taşıyan ABD Dışişleri Bakanı William H. Seward, diğeri ise Rus Çarı’nın kurnaz temsilcisi Edouard de Stoeckl idi. İmzalanan bu belgeyle, bugünkü Türkiye yüzölçümünün neredeyse iki katı büyüklüğündeki devasa bir kara parçası el değiştiriyordu. Fiyat mı? Sadece 7.2 milyon dolar. Dönemin gazeteleri bu anlaşmayla alay edecek, olayı "Seward’ın Aptallığı" veya "Seward’ın Buzdolabı" manşetleriyle duyuracaktı. Ancak kimse, o "buzdolabının" içinde tarihin en büyük hazinelerinden birinin saklı olduğunu bilmiyordu. İşte modern tarihin en kârlı gayrimenkul yatırımının, buzlar altındaki hikâyesi.

Rusya Neden "Vazgeçti"?

Haritaya baktığınızda Alaska, Rusya’nın doğal bir uzantısı gibi görünür. 18. yüzyıldan beri Rus kürk tüccarları bu topraklarda (o zamanki adıyla Rus Amerikası) hüküm sürüyordu. Ancak 1860’lara gelindiğinde rüzgâr tersine dönmüştü.

Rusya, Kırım Savaşı’nda aldığı yenilgiyle ekonomik olarak sarsılmıştı. Çar II. Aleksandr’ın hazinesi boşalmış, borçlar dağ gibi birikmişti. Üstelik Alaska, korunması imkânsız bir yük haline gelmişti. Rusların en büyük korkusu, ezeli düşmanları olan İngilizlerin (o dönemde Kanada İngiliz kontrolündeydi) bir savaş durumunda Alaska’yı tek kurşun atmadan işgal etmesiydi.

Çar’ın mantığı basitti: "Bu toprakları er ya da geç İngilizlere kaptıracağıma, dostumuz Amerikalılara satarım; hem kasam para görür hem de İngilizlerin arasına bir tampon bölge koyarım."


Washington’da Bir Gece Yarısı Pazarlığı

Rus Büyükelçi Stoeckl, Washington’a tek bir görevle gelmişti: Bu buzlu araziyi Amerikalılara "kitlemek". Ancak alıcı bulmak kolay değildi. Amerikan halkı İç Savaş'tan yeni çıkmıştı ve kimsenin kutup ayılarına ev sahipliği yapacak donmuş bir toprak parçasına milyonlar harcamaya niyeti yoktu.

Ancak Dışişleri Bakanı Seward, vizyoner bir adamdı. O, Amerika’nın Pasifik’teki gücünün bu kuzey kalesine bağlı olduğunu görüyordu. Pazarlıklar çetin geçti ama Stoeckl ustaca bir diplomasi (ve iddialara göre kongre üyelerine dağıtılan rüşvetler) yürüttü.

Sonuçta varılan anlaşma matematiksel bir şoktu:

  • Toplam Tutar: 7.2 Milyon Dolar

  • Dönüm Başına Fiyat: Yaklaşık 2 Cent (Evet, sadece 2 kuruş!)

Anlaşma imzalandığında Seward’a "En büyük başarınız neydi?" diye soruldu. Cevabı netti: "Alaska’nın satın alınması. Ama bunu anlamaları bir nesil sürecek."


"Kutup Ayısı Bahçesi"nden Altın Madenine

Halkın tepkisi sertti. Gazeteler Seward’ı yerden yere vurdu. "Kim ne yapsın bu donmuş çölü?" diyorlardı. İlk yıllarda Alaska, gerçekten de sadece fok balıklarının ve birkaç maceraperestin uğradığı unutulmuş bir bölge olarak kaldı.

Fakat tarihin cilvesi 1896 yılında tecelli etti. Alaska ve Kanada sınırındaki Klondike bölgesinde altın bulundu! O "işe yaramaz buz kutusu" bir anda dünyanın en değerli topraklarından birine dönüştü. "Seward’ın Buzdolabı"nın kapağı açılmış ve içinden som altınlar dökülmeye başlamıştı.

Sadece altın da değildi; bakır, gümüş, kereste ve balıkçılık... Alaska, Amerika’ya ödediği parayı sadece birkaç yılda yüzlerce katıyla geri ödedi.


Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi

Alaska’nın gerçek stratejik değeri ise 20. yüzyılda anlaşıldı. II. Dünya Savaşı’nda ve sonrasındaki Soğuk Savaş döneminde, Alaska, Amerika’nın Sovyetler Birliği’ne en yakın olduğu (Bering Boğazı’nda mesafe sadece 4 km!) nokta haline geldi.

Eğer Rusya Alaska’yı satmamış olsaydı, Soğuk Savaş döneminde Sovyet füzeleri Kuzey Amerika kıtasının içinde konuşlanmış olacaktı. Tarihçiler sıkça şu soruyu sorar: "Eğer Alaska satılmasaydı, dünya haritası ve güç dengeleri bugün nasıl olurdu?"

1968’de ise son darbe geldi: Kuzey Yamacı'nda (Prudhoe Bay) devasa petrol rezervleri keşfedildi. Bugün Alaska, ABD’nin enerji bağımsızlığının kilit taşlarından biridir.


Sonuç: Tarihin En Pahalı Pişmanlığı

Bugün Rus milliyetçileri arasında hala "Alaska’yı geri alalım" söylemleri cılız da olsa duyulur. Rusya için bu satış, tarihin en büyük stratejik hatalarından ve en pahalı pişmanlıklarından biri olarak kayıtlara geçmiştir. ABD içinse 7.2 milyon dolarlık bu kumar, kıtalararası bir süper güç olmanın yolunu açan en ucuz biletti.

Seward haklıydı; ne yaptığını anlamaları bir nesil sürdü ama anladıklarında, Amerika artık eski Amerika değildi.


Kaynakça

Yerli Kaynaklar:

Yabancı Kaynaklar:

Web Kaynakları:

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: