Çöldeki Einstein: Sosyolojiyi İcat Eden Adam ve Tarihin Kodları

Çöldeki Einstein: Sosyolojiyi İcat Eden Adam ve Tarihin Kodları

18.01.2026 - 21:21:00

Tarih 1377. Kuzey Afrika'nın ıssız bir köşesinde, Cezayir kırsalında sarp bir kalenin (Kal’atü Benî Selâme) loş odasında bir adam, titreyen mum ışığında hummalı bir şekilde yazıyor. Dışarıda dünya yanıyor; veba salgınları (Kara Ölüm) nüfusun üçte birini kırmış, sultanlıklar birbiri ardına yıkılıyor, entrikalar havada uçuşuyor. Bu adam, sadece olayları kaydeden sıradan bir tarihçi değil. O, tarihin "neden" ve "nasıl" aktığını, medeniyetlerin neden yükselip neden çöktüğünü matematiksel bir kesinlikle çözmeye çalışan bir dahi: İbn Haldûn. Batı dünyasının yüzyıllar sonra "Sosyolojinin Babası", "İktisadın Öncüsü" ve "Tarih Felsefesinin Kurucusu" olarak selamlayacağı bu Tunuslu bilginin hayatı, yazdığı teorilerden bile daha karmaşık ve aksiyon doluydu. Modern sosyal bilimlerin temellerini atan, "Game of Thrones"u aratmayan entrikalarla dolu bu hayat hikayesine ve onun ölümsüz eseri Mukaddime’ye yakından bakalım.

Sürgünler, Zindanlar ve Vezirlikler: Bir "Survivor" Hikayesi

İbn Haldûn (1332-1406), fildişi kulesinde oturan bir akademisyen değildi. O, hayatın tam göbeğindeydi. Tunus’ta doğdu, Endülüs’te (İspanya) diplomatlık yaptı, Mısır’da kadı oldu. Ancak bu parlak kariyer, düz bir çizgide ilerlemedi.

Siyasi zekası o kadar keskindir ki, bazen sultanların başdanışmanı, bazen de en korktukları düşman oldu. Fas’ta bir darbe girişimine adı karıştığı için 2 yıl hapis yattı. Endülüs’te, Kastilya Kralı Zalim Pedro ile diplomasi masasına oturduğunda, Kral onun zekasına o kadar hayran kaldı ki, "Burada kal, sana mülklerini geri vereyim" teklifinde bulundu. İbn Haldûn reddetti.

Sürekli yer değiştirmesi, bir maceraperestlikten değil, hayatta kalma güdüsündendi. Çünkü o dönemde Kuzey Afrika’da bir sultanın ömrü, bir kelebeğinkinden halliceydi.

"Mukaddime"nin Doğuşu: Tarihin Röntgenini Çekmek

Siyasi çalkantılardan yorulan İbn Haldûn, 45 yaşında her şeyden elini eteğini çekip Benî Selâme kalesine sığındı. Amacı dünya tarihini yazmaktı (Kitâbü’l-İber). Ancak tarihe başlamadan önce, bir "Önsöz" (Mukaddime) yazmaya karar verdi.

İşte mucize burada gerçekleşti. O "Önsöz", 5 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan, 7 ciltten oluşan ve bugün bile üniversitelerde ders kitabı olarak okutulan devasa bir başyapıta dönüştü.

İbn Haldûn, tarihin sadece "Kralların hikayesi" olmadığını haykırdı. Ona göre tarih; iklimin, coğrafyanın, ekonominin ve sosyal bağların bir ürünüydü. O meşhur sözü "Coğrafya kaderdir" (her ne kadar bu cümle birebir ona ait olmasa da, felsefesinin özetidir), işte bu anlayışın temelidir.

Medeniyetlerin Yaşam Döngüsü: 4 Nesil Teorisi

İbn Haldûn’un en çarpıcı tezi, devletleri canlı bir organizmaya benzetmesidir. Ona göre her devlet doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Bu kaçınılmazdır. Bu döngünün motoru ise "Asabiyet" (Toplumsal Dayanışma) kavramıdır.

Teorisine göre bir devletin ömrü ortalama 120 yıldır (3 insan nesli veya 4 aşama):

  1. Kuruluş (Bedarvet): Çölden veya kırsaldan gelen, sert şartlara alışkın, dayanışması (Asabiyet) çok güçlü olan grup, yerleşik ve yozlaşmış devleti yıkarak yönetimi ele geçirir.

  2. Yükseliş ve Otorite: Lider, gücü tekeline alır. Şehirler inşa edilir, bilim ve sanat gelişir. Medeniyet (Ümran) zirveye çıkar.

  3. Refah ve Taklit: Sonraki nesiller, atalarının zorluklarını görmemiştir. Hazıra konarlar, lükse alışırlar, vergileri artırırlar ve savaşçı özelliklerini kaybederler. Asabiyet zayıflar.

  4. Yıkılış: Artık devlet hantallaşmıştır. Ordu paralı askerlerden oluşur. Ve dışarıdan gelen, "Asabiyeti" güçlü yeni bir "Bedevi" grup, bu çürümüş yapıyı yıkar. Döngü yeniden başlar.

Bugün şirketlerin, imparatorlukların ve hatta siyasi partilerin yükseliş ve çöküşlerini analiz eden modern uzmanlar, hala bu 600 yıllık şablonu kullanmaktadır.

Timur ile Satranç: İki Devin Karşılaşması

İbn Haldûn’un hayatının finali, Hollywood senaryolarına taş çıkartacak cinstendir. Yıl 1401. Moğol fatihi Timur (Timurlenk), ordularıyla Şam kapılarına dayanmıştır. Şehir korku içindedir. O sırada şehirde bulunan 70 yaşındaki İbn Haldûn, şehrin ileri gelenleri tarafından Timur’la müzakere etmesi için seçilir (veya kendisi gitmek ister).

Tarihi kaynaklar, İbn Haldûn’un Şam surlarından bir sepetle aşağı sarkıtılarak Timur’un otağına gittiğini yazar.

Çadırda, dünyayı titreten "Aksak Timur" ile dünyayı analiz eden "Bilge İbn Haldûn" karşı karşıya gelir. Timur, Kuzey Afrika coğrafyası hakkında bilgi ister. İbn Haldûn ona öyle detaylı bir rapor sunar ve iltifatlarla karışık öyle bir diplomatik dil kullanır ki, Timur’un saygısını kazanır. Bu sayede hem kendi canını kurtarır hem de Şam’daki birçok alimin hayatını bağışlatır. Hatta Timur’un ona "Benimle gel" dediği, ancak İbn Haldûn’un kibarca reddedip Mısır’a dönmek istediği bilinir.

Batı’nın Geç Keşfi ve Modern Miras

İbn Haldûn öldüğünde İslam dünyası bir duraklama dönemine girerken, Batı dünyası onu yüzyıllar sonra keşfetti. 19. ve 20. yüzyılda Osmanlı tarihçileri ve Batılı oryantalistler Mukaddime’yi çevirdiklerinde şok oldular. Adam Smith’ten önce iş bölümünü, Marx’tan önce ekonomik determinizmi, Comte’dan önce sosyolojiyi anlatmıştı.

Ünlü İngiliz tarihçi Arnold Toynbee, Mukaddime için şöyle demiştir:

"Bu, herhangi bir zamanda, herhangi bir ülkede, herhangi bir zihin tarafından yaratılmış, kendi türündeki en büyük eserdir."

Hatta eski ABD Başkanı Ronald Reagan bile ekonomi politikalarını savunurken İbn Haldûn’un "Vergileri düşürürseniz, üretim artar ve devlet daha çok kazanır" (Laffer Eğrisi’nin atası) teorisine atıfta bulunmuştur.

Sonuç: Zamansız Bir Rehber

İbn Haldûn, 1406 yılında Kahire’de vefat ettiğinde, arkasında sadece kitaplar değil, dünyayı okumak için bir "gözlük" bıraktı. O, bize tarihin rastgele olaylar yığını olmadığını, toplumsal yasaların yerçekimi kanunu kadar gerçek olduğunu öğretti.

Bugün borsadaki dalgalanmalara, devletlerin krizlerine veya toplumsal hareketlere bakarken, aslında hala o Tunuslu bilgenin çizdiği dairenin içinde dönüyoruz. Medeniyetler değişiyor, teknoloji değişiyor ama insan doğası ve "Asabiyet" yasaları hükmünü sürdürmeye devam ediyor.


Kaynakça

Kitaplar:

  • İbn Haldûn. Mukaddime. (Çev. Süleyman Uludağ). Dergah Yayınları. (Eserin en kapsamlı Türkçe çevirisi ve şerhi).

  • Rosenthal, Franz. The Muqaddimah: An Introduction to History. Princeton University Press. (Batı dünyasındaki en yetkin çeviri - Önsöz bölümü: s. 30-45).

  • Toynbee, Arnold J. A Study of History. Oxford University Press. (Cilt III, s. 322 - İbn Haldûn hakkındaki meşhur övgüsü).

  • Meriç, Cemil. Umrandan Uygarlığa. İletişim Yayınları. (İbn Haldûn sosyolojisinin Türk düşüncesindeki yeri).

Makaleler ve Ansiklopediler:

Web Kaynakları:

  • Britannica: Ibn Khaldun - Muslim Historian and Scholar. Erişim Linki.

  • TRT World: How Ibn Khaldun became the father of sociology. Erişim Linki.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: