Dünyanın 7 Harikası; Bodrum'un kalbinde yatan kayıp taç: Bir kralın kibri ve bir kraliçenin aşkıyla yükselen Halikarnas Mozolesi

Dünyanın 7 Harikası; Bodrum'un kalbinde yatan kayıp taç: Bir kralın kibri ve bir kraliçenin aşkıyla yükselen Halikarnas Mozolesi

28.01.2026 - 06:57:00

Bugün Bodrum'un dar sokaklarında, beyaz badanalı evlerin ve begonvillerin arasında dolaşırken, ayaklarınızın altında antik dünyanın en büyük aşk ve güç gösterilerinden birinin yattığını hissetmeniz zordur. Diskoteklerin ışıkları ve yatların parıltısı arasında, tarih sessizce uyur. Oysa tam burada, binlerce yıl önce gökyüzüne meydan okuyan, mermerden bir dağ yükseliyordu. Mısır Piramitleri'nin ihtişamını Yunan estetiğiyle birleştiren, Romalıların bile kıskançlıkla baktığı ve bugün "anıt mezar" (mausoleum) kelimesini dünya dillerine hediye eden o yapı: Halikarnas Mozolesi. Bir Satrap'ın (vali) hırsı mı, yoksa yaslı bir eşin gözyaşları mı bu taşları üst üste dizdi? Dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen bu mimari şaheserin, zaferden yıkıma uzanan tozlu hikayesine hoş geldiniz.

Hırslı bir çift: Mausolos ve Artemisia

Hikayemiz M.Ö. 4. yüzyılda başlar. Pers İmparatorluğu'na bağlı Karya bölgesinin valisi (Satrapı) olan Mausolos, aslında kağıt üzerinde bir valiydi ama ruhunda bir kral yatıyordu. Yanında ise hem kız kardeşi hem de karısı olan (o dönem kraliyet ailelerinde yaygın bir gelenek) II. Artemisia vardı.

Bu ikili, başkentlerini stratejik bir liman kenti olan Halikarnas'a (bugünkü Bodrum) taşıdılar. Amaçları sadece bir şehir kurmak değil, Atina'ya rakip olacak bir medeniyet merkezi yaratmaktı. Mausolos, ölmeden önce öyle bir mezar yaptırmak istiyordu ki, hem düşmanlarına korku salsın hem de tanrılarla aynı seviyede görülsün.

Üç medeniyetin "mimari pastası"

Mausolos inşaatı başlattı ancak bitmiş halini göremedi. M.Ö. 353 yılında öldüğünde, proje karısı Artemisia'nın omuzlarına kaldı. Artemisia, dönemin en iyi mimarları Pytheos ve Satyros'u çağırdı. Ortaya çıkan tasarım, antik dünyanın o güne kadar görmediği eklektik bir şaheserdi.

Mozole'yi gözünüzde canlandırmak için üç katlı devasa bir pasta hayal edin:

  1. Taban: Yüksek ve masif bir podyum (Likya mimarisinden esintiler).

  2. Orta: Etrafı 36 iyon sütunuyla çevrili bir Yunan tapınağı.

  3. Çatı: Mısır piramitlerine benzeyen, 24 basamaklı piramidal bir çatı.

Ve pastanın üzerindeki kiraz: En tepede, dört atın çektiği devasa bir savaş arabası (kadriga) heykeli. İçinde Mausolos ve Artemisia, şehre tepeden bakıyorlardı. Yapının toplam yüksekliği yaklaşık 45 metreydi; yani modern bir 15 katlı apartman kadar. O dönemde, piramitler dışında bu yüksekliğe ulaşabilen başka bir yapı yoktu.

Rekabetin yarattığı sanat: Dört cephe, dört usta

Artemisia, kocasının anısını ölümsüzleştirmek için kesenin ağzını sonuna kadar açtı. Dönemin en ünlü dört heykeltıraşını (Skopas, Bryaxis, Timotheos ve Leochares) işe aldı.

İşin ilginç yanı, bu sanatçılar arasında tatlı ama sert bir rekabet vardı. Her birine binanın bir cephesi (doğu, batı, kuzey, güney) emanet edildi. "Bakalım kim daha iyi yapacak?" diyerek sanatlarını yarıştırdılar. Söylenen odur ki, kraliçe Artemisia inşaat bitmeden öldüğünde bile, bu sanatçılar para alamasalar dahi "kendi şöhretleri ve sanatın zaferi için" çalışmaya devam ettiler. Duvarlardaki Amazonlarla Yunanlıların savaşını anlatan kabartmalar (frizler), sanki taş değil, hareket eden canlılardı.

Aşkın en uç hali: Kül ve şarap

Tarihçilerin anlattığı en çarpıcı ve biraz da tüyler ürpertici efsane, Artemisia'nın yasıyla ilgilidir. Kraliçe, kocasının ölümüne o kadar üzülmüştür ki, onun küllerini her gün içtiği şaraba ve suya karıştırarak içmiştir. Böylece kendisi "canlı bir mezar" haline gelmiştir.

Mozole, aslında Mausolos'un taş mezarıydı; Artemisia ise onun etten ve kemikten mezarı oldu. Bu hikaye, Rönesans ressamlarına yüzyıllarca ilham kaynağı olmuştur.

Yüzyılların direnişi ve şövalyelerin yıkımı

İskenderiye Feneri depremlere yenik düştü, Babil'in Asma Bahçeleri kurudu, Artemis Tapınağı yakıldı... Ancak Halikarnas Mozolesi, Büyük İskender'in istilasını, Romalıların yağmalarını ve barbar akınlarını atlattı. Yaklaşık 1500 yıl boyunca Bodrum semalarında gururla yükseldi.

Ancak 1304 yılında yaşanan büyük Anadolu depremi, bu dev yapının sonunu getirdi. Sütunlar devrildi, çatı çöktü ve o muazzam araba heykeli yere çakıldı. Yine de taş yığını halinde bile görkemliydi.

Asıl yok oluş ise insan eliyle geldi. 15. yüzyılda Rodos Şövalyeleri (Saint Jean Şövalyeleri) Bodrum'a geldiklerinde, bölgeyi savunmak için bir kale yapmaya karar verdiler (Bugünkü Bodrum Kalesi). Etrafta hazır kesilmiş, cilalanmış, mükemmel taşlar varken neden taş ocağıyla uğraşsınlar ki?

Şövalyeler, bir zamanların dünya harikasını bir "taş ocağı" olarak kullandılar. O eşsiz heykelleri parçaladılar, mermerleri eritip kireç yaptılar ve yeşil taş blokları kalenin duvarlarına ördüler. Bugün Bodrum Kalesi'nin duvarlarına dikkatli bakarsanız, Mozole'den kalan o asil mermer parçalarını görebilirsiniz. Bir harika yıkılmış, bir başka harikaya (kaleye) dönüşmüştü.

İngilizlerin hazine avı

  1. yüzyılda, Osmanlı topraklarında arkeoloji "moda" olduğunda, İngiliz araştırmacı Charles Newton, British Museum adına Bodrum'a geldi. Amacı kayıp harikayı bulmaktı.

Zorlu kazılar sonucunda Mozole'nin temellerine ulaştı. Şövalyelerin elinden kurtulan bazı frizleri, aslan heykellerini ve en önemlisi Mausolos ile Artemisia'ya ait olduğu düşünülen o devasa heykelleri buldu. Maalesef bu parçalar, dönemin izinleriyle gemilere yüklenip Londra'ya götürüldü. Bugün Mozole'nin en görkemli parçaları Bodrum'da değil, British Museum'un loş salonlarında sergilenmektedir.

Sonuç: Kelimelerde yaşayan miras

Bugün Halikarnas Mozolesi'nin yerinde sadece bir çukur, birkaç kırık sütun ve temel taşları var. İlk bakışta hayal kırıklığı yaratabilir. Ancak orası, mimarlık tarihinin sıfır noktalarından biridir.

Mausolos belki bedenen yok oldu ama ismi ölümsüzleşti. Bugün dünyadaki tüm görkemli anıt mezarlara "Mozole" denmesinin sebebi, Bodrumlu bu hırslı valinin rüyasıdır. Mustafa Kemal Atatürk'ün yattığı Anıtkabir bile, mimari form olarak Halikarnas Mozolesi'nden izler taşır.

Bodrum'a yolunuz düşerse, kaleye çıkıp şehre bakın ve o boşluğa doğru hayal gücünüzü serbest bırakın. Belki o zaman, dört atın çektiği arabasıyla bulutların üzerinde giden Mausolos ve Artemisia'yı görebilirsiniz.


Kaynakça

Kitaplar:

  • Jeppesen, Kristian. The Maussolleion at Halikarnassos. (Danimarkalı arkeolog Jeppesen, ömrünü bu kazılara adamış en yetkin isimdir. 7 ciltlik bu eser, yapının en detaylı analizidir). Jutland Archaeological Society Publications.

  • Pliny the Elder (Yaşlı Plinius). Naturalis Historia (Doğa Tarihi). (M.S. 1. yüzyılda yazılan bu eser, Mozole'nin boyutlarını ve sanatçılarını anlatan temel antik kaynaktır - Kitap 36, Bölüm 4).

  • Hornblower, Simon. Mausolus. Oxford University Press, 1982. (Mausolos'un politik hayatı ve dönemi üzerine detaylı biyografi).

Makaleler ve Rehberler:

  • Clayton, Peter A. & Price, Martin J. The Seven Wonders of the Ancient World. Routledge. (Halikarnas bölümü - Sayfa 100-124).

  • Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Yayınları: Karyalı Prenses ve Mozole.

Web Kaynakları:

  • The British Museum: The Mausoleum at Halicarnassus. (Müzedeki parçaların detaylı kataloğu ve tarihçesi). Erişim linki

  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı: Muğla - Halikarnas Mozolesi Örenyeri. Erişim linki

  • Livius.org: Halicarnassus: The Mausoleum. (Antik kaynakların çevirileri ve rekonstrüksiyon çizimleri).

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: