Balkanların sarp dağlarında, Adriyatik'in hırçın dalgalarının kıyısında, yerel halkın kendilerine "Kartalların Oğlu" (Shqiptar), ülkelerine ise "Kartalların Ülkesi" (Shqipëria) dedikleri bir coğrafya uzanır. Bu coğrafyanın sembolü, dünya bayrakları arasında en karizmatik ve en sert tasarımlardan birine sahiptir: Kan kırmızısı bir zemin üzerinde, kanatlarını iki yana açmış, siyah, çift başlı bir kartal. Arnavutluk bayrağı, sadece bir ulusun bağımsızlık nişanesi değil, aynı zamanda 15. yüzyıldan günümüze uzanan bir direnişin, Bizans mirasının ve ulusal kimliğin ilmek ilmek işlendiği bir tarih dersidir. Görselde gördüğünüz bu asil sancağın, Krujë kalesinden Vlora'nın meydanlarına uzanan hikayesine yakından bakalım.
Kartalların gölgesinde bir uyanış
Hikayemiz, modern Arnavutluk devletinin kurulmasından yüzyıllar önceye, 1443 yılına gider. O dönemde Balkanlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun genişleme sahasıdır. Ancak bu genişlemeye "dur" diyen bir isim tarih sahnesine çıkar: Gjergj Kastrioti, ya da dünyaca bilinen adıyla İskender Bey (Skanderbeg).
Osmanlı sarayında eğitim görmüş, padişahın takdirini kazanmış başarılı bir asker olan İskender Bey, Niş Muharebesi sırasında taraf değiştirerek memleketi olan Krujë'ye (Akçahisar) döner. Kaleyi ele geçirdiğinde yaptığı ilk iş, bugün Arnavutluk bayrağı olarak bildiğimiz sancağı burçlara dikmek olur.
28 Kasım 1443 sabahı, Krujë kalesinde dalgalanan o kızıl bayrak, Arnavut halkı için bir dönüm noktasıydı. İskender Bey, bu bayrak altında dağınık Arnavut kabilelerini birleştirdi ve 25 yıl boyunca dönemin süper gücüne karşı direndi. O günden sonra bu bayrak, "Özgürlüğün Sancağı" olarak hafızalara kazındı.
Neden çift başlı kartal?
Bayrağın merkezindeki siyah kartal, rastgele seçilmiş bir hayvan figürü değildir. Bu sembolün kökleri, Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'na kadar uzanır.
Çift başlı kartal, Bizans'ın Palaiologos hanedanının sembolüydü ve imparatorluğun hem Doğu'ya hem de Batı'ya olan hakimiyetini, hem maddi hem de manevi gücünü simgeliyordu. Arnavut soylu aileleri, orta çağda bu sembolü kendi armalarında kullanmaya başladılar. Kastrioti ailesinin armasında da bu kartal vardı.
İskender Bey, bu armayı kızıla boyayarak, Bizans mirasını sahiplendiğini ve aynı zamanda Ortodoks-Katolik dünyası ile olan bağını vurgulamak istemişti. Kartalın siyah rengi gücü ve cesareti, çift başlı olması ise egemenliği temsil ediyordu.
Kırmızının derin anlamı
Bayrağın zeminini oluşturan o koyu kırmızı, basit bir renk tercihi değildir. Arnavut tarihçilerine ve halk ozanlarına göre bu kırmızı; tarih boyunca vatan savunması için dökülen kanı, cesareti ve bitmek bilmeyen yaşam enerjisini temsil eder.
Siyahın matemi ve gücü ile kırmızının canlılığı ve fedakarlığı arasındaki bu kontrast, bayrağa savaşçı ve mağrur bir hava katar. Bayrak, "Biz barış isteriz ama özgürlüğümüz için savaşmaktan da çekinmeyiz" mesajını, kelimelere ihtiyaç duymadan verir.
1912: İsmail Kemal Bey ve Vlora balkonu
İskender Bey'in ölümünden sonra Arnavutluk yüzyıllar süren bir Osmanlı hakimiyetine girdi. Ancak kartal figürü halkın hafızasından hiç silinmedi. Kilims desenlerinde, ahşap oymalarda ve halk şarkılarında yaşamaya devam etti.
Tarih 28 Kasım 1912'yi gösterdiğinde, İskender Bey'in bayrağı dikmesinin üzerinden tam 469 yıl geçmişti. Arnavutluk'un kurucu babası İsmail Kemal Bey (Ismail Qemali), Vlora şehrindeki bir binanın balkonuna çıktı. Osmanlı'dan bağımsızlığı ilan ederken, elinde tuttuğu ve balkondan sallandırdığı bayrak, İskender Bey'in o meşhur sancağıydı. Bu olay, Arnavutluk'un yeniden doğuşuydu.
Şekil değiştiren kartal: Miğferler ve yıldızlar
Arnavutluk bayrağı, 20. yüzyılın çalkantılı siyasi ikliminden nasibini aldı. Temel tasarım (kırmızı zemin, siyah kartal) aynı kalsa da, rejime göre üzerine eklemeler yapıldı:
-
Krallık Dönemi: Kral Zog döneminde, kartalın üzerine İskender Bey'in meşhur "keçi başlı miğferi" eklendi.
-
İtalyan İşgali: Faşist İtalya döneminde, kartalın etrafına Roma fasces (balta demeti) sembolleri yerleştirildi.
-
Komünist Dönem: Enver Hoca liderliğindeki komünist rejim sırasında, kartalın üzerine sarı kenarlı kırmızı bir "komünist yıldızı" konuldu. Bu yıldız, ideolojik bağlılığı simgeliyordu.
1992 yılında komünizmin çöküşüyle birlikte, Arnavutluk Parlamentosu tarihi bir karar aldı. Bayrağın üzerindeki tüm ideolojik ve siyasi eklemeler kaldırıldı. Bayrak, 1443 yılında İskender Bey'in kalede dalgalandırdığı o saf ve sade haline geri döndü.
Sonuç: Bir ulusun parmak izi
Bugün Tiran sokaklarında, Kosova'da veya dünyanın herhangi bir yerindeki Arnavut diasporasında bu bayrağı gördüğünüzde, sadece bir kumaş parçasına bakmadığınızı bilin. O siyah kartalın kanatlarında; Roma İmparatorluğu'nun mirası, İskender Bey'in kılıcının ışıltısı ve İsmail Kemal Bey'in diplomatik zekası saklıdır.
Arnavutluk bayrağı, Avrupa'nın en eski ve en köklü sembollerinden biri olarak, Balkan rüzgarlarıyla dans etmeye ve "Kartalların Ülkesi"nin hikayesini anlatmaya devam ediyor.
Kaynakça
-
Kitap: Elsie, Robert. The Tribes of Albania: History, Society and Culture. I.B. Tauris, 2015. (Arnavut kabilelerinin sembolleri ve İskender Bey dönemi üzerine detaylı bilgi - Sayfa 15-22).
-
Makale: Frashëri, Kristo. "Skanderbeg ve Arnavut Bayrağının Kökenleri". Journal of Balkan Studies. (Kastrioti ailesinin arması ve Bizans etkisi).
-
Kitap: Jacques, Edwin E. The Albanians: An Ethnic History from Prehistoric Times to the Present. McFarland, 1995. (1912 bağımsızlık ilanı ve bayrağın modern tarihi - Sayfa 320-335).
-
Web Kaynak: Flags of the World (FOTW). "Albania - History of the National Flag". (20. yüzyıl boyunca değişen bayrak versiyonlarının görsel kataloğu). [Erişim bağlantısı: fotw.info]
-
Belge: Arnavutluk Cumhuriyeti Anayasası (1998). Madde 14. (Bayrağın resmi tanımı ve oranları).