Brezilya'nın kalbi Rio de Janeiro'ya ayak bastığınızda, nereye giderseniz gidin, hangi plajda güneşlenirseniz güneşlenin, üzerinizde hissettiğiniz o bakıştan kaçamazsınız. 700 metre yüksekliğindeki Corcovado Dağı'nın (Kambur Dağ) tepesinden, kollarını iki yana açmış, şehri hem kucaklayan hem de kutsayan devasa bir silüet sizi izler. 2007 yılında milyonların oyuyla "Dünyanın Yeni 7 Harikası"ndan biri seçilen Kurtarıcı İsa (Cristo Redentor), sadece Hristiyanlığın bir sembolü değil, aynı zamanda mühendislik dehasının, sanatın ve bir ulusun inanç krizine verdiği devasa bir cevaptır. Peki, tonlarca ağırlığındaki bu beton dev, o sarp kayalıkların üzerine nasıl çıkarıldı? Neden yüzeyi mozaik kaplı ve bu mozaiklerin arkasında hangi sırlar saklı? Gelin, Rio'nun puslu zirvelerine tırmanalım ve bu Art Deco şaheserinin betonarme kalbine bir yolculuk yapalım.
"Tanrısızlık" korkusu ve bir sembol arayışı
Hikayemiz, heykelin dikilmesinden çok önce, 19. yüzyılın ortalarında başlar. İlk fikir, İmparator II. Pedro'nun kızı Prenses Isabel onuruna Corcovado Dağı'na dini bir anıt dikilmesiydi. Ancak 1889'da Brezilya'da cumhuriyet ilan edilip kilise ile devlet işleri ayrılınca, bu proje rafa kaldırıldı.
Yıllar geçti, Birinci Dünya Savaşı'nın getirdiği yıkım ve belirsizlik, Brezilya'daki Katolik camiasını endişelendirmeye başladı. Ülke "tanrısızlık" uçurumuna mı sürükleniyordu? Rio Katolik Çevresi, şehri ve halkı manevi olarak bir arada tutacak, her yerden görülebilecek devasa bir simgeye ihtiyaç olduğuna karar verdi. Dağın zirvesine dikilecek bir İsa heykeli, "Mesih'in her şeyi geri aldığının" bir kanıtı olacaktı.
Haç mı, küre mi? Tasarım savaşı
1920'lerde proje için bir yarışma düzenlendi. Mühendis Heitor da Silva Costa'nın projesi kazandı. Ancak ilk tasarımı, bugün bildiğimiz heykelden çok farklıydı. Silva Costa, bir elinde devasa bir haç, diğer elinde ise dünyayı temsil eden bir küre tutan bir İsa hayal etmişti.
Halk bu tasarımla dalga geçti. İsa'nın elindeki küreye "futbol topu" benzetmeleri yapıldı. Silva Costa eleştirileri ciddiye aldı ve tasarımı sadeleştirdi. Ressam Carlos Oswald'ın önerisiyle, İsa'nın kollarını iki yana açarak bizzat kendisinin bir haç formunu aldığı o ikonik Art Deco tasarımda karar kılındı. Bu duruş, hem çarmıha gerilmeyi simgeliyor hem de "hepiniz bana gelin" diyerek evrensel bir kucaklaşmayı ifade ediyordu.
Fransız heykeltıraş ve betonarme iskelet
Tasarım harikaydı ama bir sorun vardı: 30 metre yüksekliğinde, kollarının açıklığı 28 metreyi bulan ve 635 ton ağırlığındaki bir heykeli, rüzgarın saatte 200 kilometre hızla estiği bir uçurumun kenarında nasıl ayakta tutacaktınız?
Brezilya'da o dönemde bu büyüklükte bir heykeli yapacak teknoloji sınırlıydı. Silva Costa, Avrupa'ya, betonarme teknolojisinin ustalarına gitti. Fransız mühendis Albert Caquot, heykelin iç yapısını tasarladı. Rüzgara dayanması için heykelin içinin dolu değil, tıpkı bir bina gibi kolon ve kirişlerden oluşan bir iskelet olması gerekiyordu.
Heykelin estetik detayları, yani o hüzünlü ama huzurlu yüzü ve elleri ise Paris'te, Fransız-Polonyalı heykeltıraş Paul Landowski tarafından şekillendirildi. Landowski, heykelin başını ve ellerini kil kalıplar halinde Paris'te hazırladı. Bu parçalar daha sonra beton dökümü için Brezilya'ya gönderildi. Yani Kurtarıcı İsa'nın kalbi Brezilyalı olsa da, yüzü ve elleri Fransız'dı.
Kadınların mozaiğe gizlediği sırlar
Heykelin kaba inşaatı betonarmeydi, ancak beton zamanla çirkinleşir, çatlar ve yağmurdan etkilenirdi. Silva Costa'nın heykelin "derisi" için mükemmel bir malzemeye ihtiyacı vardı. İlhamı Paris'te, bir çeşmede gördüğü mozaiklerde buldu.
Malzeme sabuntaşı (steatit) olacaktı. Yumuşak, kolay işlenebilir, suya ve aşırı sıcağa-soğuğa dayanıklı, gri-yeşil tonlarında bir taş. Ancak bu taşın devasa heykele nasıl kaplanacağı büyük bir sorundu.
Çözüm, Rio'nun kadınlarından geldi. Toplumun her kesiminden kadınlar, kiliselerde toplanarak sabuntaşlarını küçük üçgenler halinde kestiler ve bunları keten bezlerin üzerine yapıştırarak binlerce mozaik plaka oluşturdular. Efsaneye göre, bu kadınlar çalışırken sevdiklerinin isimlerini veya dualarını taşların arka yüzüne yazdılar. Bugün Kurtarıcı İsa'nın "derisinin" altında, binlerce gizli dua ve isim saklıdır.
İnşaat mucizesi ve tehlikeli tırmanış
1922'de başlayan inşaat, tam 9 yıl sürdü. Malzemelerin dağın zirvesine taşınması başlı başına bir lojistik kabustu. Neyse ki, turistler için yapılmış mevcut bir demiryolu hattı vardı. Çimento torbaları, su, kum ve çelik çubuklar bu trenle yukarı taşındı.
İşçiler, dağın zirvesinde, uçurumun kenarında kurulan iskelelerde, çoğu zaman güvenlik halatları bile olmadan çalıştılar. Rüzgarın şiddeti bazen o kadar artıyordu ki, çalışmak imkansız hale geliyordu. Buna rağmen, inşaat süresince tek bir ölümcül kaza bile yaşanmadı. Bu durum, dindar Brezilya halkı tarafından projenin kutsandığının bir kanıtı olarak görüldü.
Marconi'nin başarısız ışık şovu
12 Ekim 1931'de açılış günü geldiğinde, dünya basını Rio'ya kilitlenmişti. Organizatörler, heykelin ışıklandırması için bilim kurgu filmlerini aratmayan bir plan yaptılar. İtalyan mucit Guglielmo Marconi, Roma'dan göndereceği bir radyo sinyaliyle, 9.200 kilometre ötedeki Rio'da bulunan şalteri tetikleyecek ve heykelin ışıklarını yakacaktı.
Fikir muazzamdı ama doğa buna izin vermedi. Kötü hava koşulları sinyalin gücünü etkiledi ve ışıklar, Marconi'nin sinyaliyle değil, dağdaki görevlilerin manuel müdahalesiyle yakıldı. Yine de bu olay, teknolojinin ve inancın birleşimi olarak tarihe geçti.
Yıldırımların hedefindeki dev
Bulutların üzerinde yaşayan bir dev olmanın bedeli vardır. Kurtarıcı İsa, Rio'nun en yüksek noktalarından biri olduğu için sık sık yıldırımların hedefi olur. Yılda ortalama 3 ila 6 kez yıldırım çarpar.
2014 yılında Dünya Kupası öncesinde büyük bir fırtınada, heykelin sağ elinin başparmağına yıldırım isabet etti ve parmağın ucu koptu. Neyse ki, kilise yetkilileri orijinal sabuntaşı stoklarını (o dönemden kalan yedek taşları) saklamıştı. Restorasyon ekipleri, dağcı gibi iplerle sarkarak parmağı onardı. Ancak orijinal taş rezervi azaldıkça, gelecekteki onarımlarda renk tonu farkı oluşma riski, koruyucuları endişelendiren bir durumdur.
Sonuç: Bir heykelden fazlası
Bugün Kurtarıcı İsa, sadece Rio de Janeiro'nun değil, tüm Brezilya'nın ruhunu temsil eder. Gecekondu mahallelerinden (favelalar) lüks gökdelenlere kadar herkes, başını kaldırdığında onu görür. O, kollarını açmış duruşuyla sadece dindar bir figür değil, aynı zamanda "her ne olursan ol gel" diyen bir karşılama anıtıdır.
Beton ve sabuntaşından örülmüş bu dev, modern dünyanın karmaşasına tepeden bakarken, insanlığın ortak mirasının en etkileyici parçalarından biri olarak bulutların arasında nöbet tutmaya devam ediyor.
Kaynakça
Kitaplar:
-
Giumbelli, Emerson. Símbolos Religiosos em Controvérsia. (Brezilya'daki dini semboller ve Corcovado projesi üzerine sosyolojik analiz).
-
Bowden, Rob. Brazil. National Geographic Society. (Kültürel bağlam ve heykelin önemi).
-
Joffily, M. O Cristo Redentor. (Heykelin inşası ve tarihi üzerine detaylı Portekizce kaynak).
Makaleler ve Raporlar:
-
BBC News: Arms wide open: The story of Christ the Redeemer. (Tarihsel süreç ve tasarım detayları).
-
Britannica: Christ the Redeemer. Erişim bağlantısı
-
Instituto do Patrimônio Histórico e Artístico Nacional (IPHAN): Cristo Redentor. (Resmi koruma ve restorasyon raporları).
Web Kaynakları:
-
New7Wonders Foundation: Christ Redeemer - Brazil. (Oylama süreci ve tanıtım).
-
Sanctuary of Christ the Redeemer: Official Website. (Dini ve turistik bilgiler).