Hindistan’ın kuzeyinde, Yamuna Nehri’nin puslu kıyılarında, şafak vakti güneşin ilk ışıklarıyla birlikte pembeleşen, öğle sıcağında göz kamaştırıcı bir beyaza bürünen ve ay ışığında gümüşi bir hayale dönüşen o yapıyı düşünün. Nobel ödüllü şair Rabindranath Tagore’un "Zamanın yanağında bir damla gözyaşı" olarak betimlediği bu eser, sadece taş ve harçtan ibaret bir bina değildir. 2007 yılında milyonların oyuyla "Dünyanın Yeni 7 Harikası"ndan biri seçilen Tac Mahal, bir imparatorun yasına, bir kadının zarafetine ve binlerce isimsiz sanatçının parmak uçlarındaki sihre ev sahipliği yapar. Çoğu kişinin saray sandığı, ancak aslında dünyanın en görkemli "aşk mezarı" olan bu beyaz rüyanın ardındaki hüzünlü ve büyüleyici hikayeye hoş geldiniz.
On dördüncü doğumun getirdiği veda
Hikayemiz 17. yüzyılın başlarında, Babür İmparatorluğu'nun altın çağında başlar. İmparator Şah Cihan (o zamanki adıyla Prens Hürrem), Meena Çarşısı'nda gezerken genç ve güzel bir kıza rastlar: Ercümend Banu Begüm. İlk görüşte aşktır bu. Evlendiklerinde Şah Cihan ona "Sarayın Mücevheri" anlamına gelen Mümtaz Mahal adını verir.
Onlar sadece bir karı koca değil, ruh eşidirler. Mümtaz Mahal, seferlerde bile eşini yalnız bırakmaz, devlet işlerinde ona danışmanlık yapardı. Ancak bu masalsı birliktelik, 1631 yılında trajik bir şekilde son buldu. Mümtaz Mahal, 14. çocuklarını (evet, on dört) doğururken hayata veda etti.
Efsanelere göre ölmeden hemen önce kocasından tek bir şey istedi: "Bana öyle bir anıt yap ki, dünya üzerinde eşi benzeri olmasın ve aşkımızı sonsuza dek yaşatsın."
Şah Cihan'ın yası o kadar büyüktü ki, saçlarının bir gecede beyazladığı söylenir. Ve bu yas, insanlık tarihinin en büyük mimari meydan okumalarından birini başlattı.
22 yıl, 20.000 el ve 1.000 fil

Şah Cihan, sözünü tutmak için imparatorluğun hazinesini sonuna kadar açtı. 1632 yılında başlayan inşaat tam 22 yıl sürdü. Bu devasa şantiye için Osmanlı İmparatorluğu'ndan, İran'dan, Orta Asya'dan ve Hindistan'ın dört bir yanından en iyi mimarlar, hattatlar, taş ustaları ve kakmacılar Agra'ya getirildi. Mimar Sinan'ın talebeleri olan İsa Efendi ve İsmail Efendi'nin de bu projede baş mimar üstad İsa'ya yardım ettiği tarihi kayıtlarda geçer.
Lojistik bir kabus ancak bu kadar estetik yönetilebilirdi. Yapıda kullanılan o meşhur, yarı şeffaf beyaz mermer, 300 kilometre uzaktaki Makrana ocaklarından getirildi. Bu dev mermer blokları taşımak için 1.000'den fazla filden oluşan bir filo kullanıldı.
Mermere çiçek açtırmak: Pietra dura sanatı

Tac Mahal'i uzaktan gördüğünüzde devasa bir beyazlık sizi çarpar. Ancak yaklaştıkça, o soğuk mermerin üzerinde açan rengarenk çiçekleri fark edersiniz. Bunlar boya değildir.
Kullanılan teknik "Pietra Dura" (taş kakma) sanatıdır. Mermer oyulur ve içine lapis lazuli, turkuaz, malakit, kalsedon, akik gibi yarı değerli taşlar milimetrik hassasiyetle yerleştirilir. Öyle ki, 3 santimetrelik bir çiçek figürü için bazen 50 farklı taş parçası kullanılmıştır.
Duvarlardaki Kuran ayetleri ise ayrı bir optik illüzyon harikasıdır. Hattatlar, ayetleri yazarken harflerin boyutunu yukarıya doğru çıktıkça büyütmüşlerdir. Böylece aşağıdan bakan biri, en alttaki harfle en tepedeki harfi aynı boyutta görür.
Simetrinin mükemmelliği ve bir istisna
Tac Mahal, simetrinin (tenasüp) dünyadaki en kusursuz örneğidir. Bahçeler, havuzlar, minareler ve ana bina; ortadan ikiye katlasanız birbiriyle tam örtüşecek şekilde tasarlanmıştır.
Minare demişken, bir mühendislik dehasına değinmek gerekir. Dört köşedeki minareler, dikkatli bakıldığında hafifçe dışarıya doğru eğimlidir. Bu bir hata değildir. Olası bir depremde minareler yıkılırsa, ana binanın (türbenin) üzerine değil, dışarıya doğru devrilsinler diye bilinçli olarak böyle yapılmıştır.
Ancak bu kusursuz simetriyi bozan tek bir şey vardır: Şah Cihan'ın mezarı.
Mümtaz Mahal'in lahdi (temsili mezarı) tam merkezdedir. Şah Cihan öldüğünde, oğlu onu eşinin yanına gömmüştür. Ancak Şah Cihan'ın lahdi, merkezdeki Mümtaz'ın yanına sıkıştırılmış gibi durur ve o muazzam simetriyi bozan tek unsurdur. Kimileri bunu "Aşkın simetriye bile sığmaması" olarak yorumlar.
Efsaneler ve gerçekler: Siyah Tac Mahal?
Tac Mahal hakkında en çok konuşulan efsane, Şah Cihan'ın nehrin karşı kıyısına kendisine siyah mermerden bir anıt mezar (Siyah Tac Mahal) yaptırmak istediği, ancak oğlu tarafından tahttan indirilince bunu başaramadığıdır.
Arkeologlar nehrin karşı kıyısındaki Mehtap Bahçesi'nde (Mahtab Bagh) siyah mermer kalıntıları aradılar ancak bulamadılar. Bulunan siyah taşların aslında zamanla kararmış beyaz mermerler olduğu anlaşıldı. Muhtemelen "Siyah Tac Mahal", Şah Cihan'ın havuzdaki yansımasını izlediği bir hayal veya yanlış anlaşılmış bir metafordu.
Bir diğer korkunç efsane ise, Şah Cihan'ın inşaat bittikten sonra "Buna benzer bir şey bir daha yapılmasın" diye işçilerin ellerini kestirdiğidir. Bu, tarihçiler tarafından doğrulanmayan, dönemin abartılı anlatımlarından türemiş bir şehir efsanesidir. Hatta aynı ustaların daha sonra başka projelerde çalıştığına dair kanıtlar vardır.
Hüzünlü final: Bir pencereden izlenen aşk
Şah Cihan, hayatının son 8 yılını, kendi oğlu Evrengzib tarafından hapsedildiği Agra Kalesi'nde geçirdi.
Kalenin pencereleri, nehrin kıvrımındaki Tac Mahal'e bakıyordu. Devrik imparator, ölüm döşeğindeyken bile yatağından kalkıp, sadece küçük bir aynadan yansımasını görebildiği o beyaz anıta, sevgili eşinin ebedi istirahatgahına bakarak son nefesini verdi.
Sonuç: Mermerden daha fazlası
Bugün yılda 7-8 milyon turistin ziyaret ettiği Tac Mahal, hava kirliliği ve asit yağmurları nedeniyle sararma tehlikesiyle karşı karşıya olsa da, ihtişamından hiçbir şey kaybetmemiştir.
O, sadece bir imparatorun gücünün göstergesi değil; aynı zamanda kederin estetiğe, hasretin sanata dönüşebileceğinin en büyük kanıtıdır. Mermer blokların arasına sıkışmış o aşk hikayesi, yüzyıllar sonra bile ziyaretçilerine şunu fısıldar: "Her şey yok olur, taşlar bile aşınır ama sevgi, eğer yeterince güçlüyse, ölümü bile bir sanat eserine dönüştürebilir."
Kaynakça
Kitaplar:
-
Koch, Ebba. The Complete Taj Mahal: And the Riverfront Gardens of Agra. Thames & Hudson, 2006. (Tac Mahal üzerine yazılmış en kapsamlı akademik ve mimari kaynaklardan biri - Sayfa 80-120).
-
Tillotson, Giles. Taj Mahal. Harvard University Press, 2008. (Yapının tarihi, efsaneleri ve kültürel etkisi üzerine).
-
Preston, Diana & Michael. A Teardrop on the Cheek of Time: The Story of the Taj Mahal. (Şah Cihan ve Mümtaz Mahal'in aşk hikayesi odaklı anlatım).
Makaleler ve Raporlar:
-
UNESCO World Heritage Centre: Taj Mahal. (Dünya Mirası listesine alınma kriterleri ve mimari analiz). Erişim linki
-
Begley, Wayne E. "The Myth of the Taj Mahal and a New Theory of Its Symbolic Meaning". The Art Bulletin, 1979. (Efsanelerin analizi ve sembolizm).
-
Smithsonian Magazine: The True Story of the Taj Mahal.
Web Kaynakları:
-
Archaeological Survey of India (ASI): Taj Mahal History and Architecture.
-
New7Wonders Foundation: Taj Mahal - India.