Mısır’ın yakıcı güneşi altında, Krallar Vadisi’nin sessizliği binlerce yıldır bozulmamıştı. Tarih 26 Kasım 1922’yi gösterdiğinde, İngiliz arkeolog Howard Carter, titreyen elleriyle, henüz keşfedilmemiş bir mezarın kapısındaki küçük delikten içeriye bir mum ışığı tuttu. Arkasında nefesini tutmuş bekleyen Lord Carnarvon sabırsızca fısıldadı: "Bir şey görebiliyor musun?" Carter, gördüğü altın parıltıları karşısında büyülenmiş bir halde, tarihe geçecek o cevabı verdi: "Evet, harika şeyler!" Ancak bu "harika şeyler", beraberinde karanlık bir fısıltıyı da yeryüzüne çıkarmış olabilir miydi? Mezarın açılmasından kısa bir süre sonra yaşanan esrarengiz ölümler, elektrik kesintileri ve açıklanamayan olaylar zinciri, dünya basınına tek bir manşetle düştü: "Firavunun Laneti". Gelin, tozlu hiyerogliflerin arasından süzülen bu gizemli hikayenin, bilimsel gerçeklerle mitolojik korkuların nasıl harmanlandığına yakından bakalım.
İlk Kurban: Sivrisinek Isırığı mı, Firavunun İntikamı mı?
Lanet söylentilerinin fitilini ateşleyen olay, kazının finansörü Lord Carnarvon’un ölümüydü. Mezarın açılmasından sadece 5 ay sonra, Carnarvon Kahire’de yüksek ateşle yatağa düştü. Doktorlar sebebini basit bir enfeksiyon olarak açıkladı: Lord, yanağındaki bir sivrisinek ısırığını tıraş olurken kesmiş ve yara enfeksiyon kapmıştı (sepsis).
Ancak hikayenin "efsaneleşen" kısmı burada başlar.
Carnarvon 5 Nisan 1923’te son nefesini verdiğinde, iddialara göre Kahire’deki tüm ışıklar gizemli bir şekilde söndü. Şehir karanlığa gömüldü. Daha da ürpertici olanı, aynı saatlerde İngiltere’de, Lord’un çok sevdiği köpeği Susie’nin acı bir şekilde uluyup aniden öldüğü rapor edildi.
Halkın hayal gücü artık durdurulamazdı. Sherlock Holmes’un yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle bile, Lord’un ölümünün mezarı koruyan "kötü ruhlar" (elementaller) tarafından gerçekleştirildiğini iddia etti. Basın, mezar kapısında "Firavunun uykusunu bozanlara ölüm ani kanatlarıyla gelecektir" yazdığını öne sürdü. (Gerçekte böyle bir yazıt mezarda hiç bulunmamıştı).

Seri Ölümler Listesi ve Medya Çılgınlığı
Medya, her ölümü lanete bağlamaya bayıldı. Liste kabarık görünüyordu:
-
Amerikalı demiryolu milyarderi George Jay Gould I, mezarı ziyaret ettikten kısa süre sonra zatürreden öldü.
-
Mısır Prensi Ali Kamel Fahmy Bey, mezarı gördükten sonra karısı tarafından vuruldu.
-
Carnarvon’un üvey kardeşi Aubrey Herbert, kan zehirlenmesinden öldü.
Hatta mezarın açılışında bulunan radyolog Sir Archibald Douglas-Reid’in de gizemli bir hastalığa yakalanması, korkuyu iyice körükledi. "Lanet", statü veya zenginlik dinlemiyordu.
Bilimin Soğuk Işığı: Mantarlar ve İstatistikler
Peki, gerçekten doğaüstü bir güç mü devredeydi? Yoksa cevap biyolojide mi saklıydı?
Modern bilim, "lanet" kavramına mikroskobik bir açıklama getiriyor: Aspergillus flavus.
Binlerce yıl kapalı kalan mezarlarda, mumyaların üzerindeki organik maddelerle beslenen küf mantarları ve bakteriler ürer. Mezar açıldığında içeri giren temiz hava, bu mikroorganizmaları ve sporları havalandırır. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler (Lord Carnarvon gibi kronik rahatsızlığı olanlar) bu sporları soluduğunda, şiddetli akciğer enfeksiyonları ve zatürre gelişebilir. Bilim insanları buna "mezar toksinleri" adını verir.
Ayrıca, istatistikler laneti yalanlamaktadır.
Mezarın açılışında veya lahdin kapağının kaldırılmasında bizzat bulunan 58 kişiden sadece 8'i sonraki on yıl içinde hayatını kaybetmiştir. Lanetin bir numaralı hedefi olması gereken, mezarı kazan, mühürleri kıran ve mumyayı yerinden oynatan Howard Carter, keşiften sonra tam 17 yıl daha yaşamış ve 64 yaşında lenfomadan doğal nedenlerle ölmüştür.
Eğer bir lanet varsa, neden baş mimarı es geçsin ki?
Antik Mısır'da Lanet Kavramı

Bir dinler tarihi araştırmacısı olarak baktığımızda, Antik Mısırlıların mezar koruma yöntemleri gerçekten de "sözlü büyülere" dayanıyordu. Ancak bu, Hollywood filmlerindeki gibi canlanan mumyalar değil, Ma'at (Kozmik Düzen) yasalarıyla ilgiliydi.
Bazı mezarlarda (Tutankhamun'unkinde olmasa da) şu tarz uyarılar bulunur:
"Her kim bu mezara zarar verirse, timsahlar ona suda, yılanlar karada saldırsın. Su aygırları ona karşı olsun."
Bu metinler, mezar hırsızlarını korkutmak ve ölünün öteki alemdeki huzurunu korumak için yazılmış psikolojik bariyerlerdi. Mısırlılar için isimlerinin silinmesi veya bedenlerinin yok olması, "ikinci ölüm" ve ebedi yok oluş anlamına geliyordu. Dolayısıyla bu uyarılar, doğaüstü bir saldırıdan çok, kutsal alana saygı çağrısıydı.
Sonuç: Efsanenin Gücü
Tutankhamun'un laneti, 20. yüzyılın en başarılı medya balonlarından biridir. Lord Carnarvon'un ölümü trajik bir tesadüf, diğer ölümler ise istatistiksel olasılıklardı. Ancak insan zihni, belirsizliğe ve kaosa anlam yüklemeyi sever. "Bakteri kaptı ve öldü" cümlesi, "Firavun intikamını aldı" cümlesi kadar heyecan verici değildir.
Bugün Tutankhamun, Kahire Müzesi'ndeki altın maskesinin ardında sessizce gülümsemeye devam ediyor. Onun asıl laneti öldürmek değil; insanlığı binlerce yıl sonra bile güzelliği ve gizemiyle kendisine hayran bırakarak peşinden sürüklemek olsa gerek. Ve bu, gerçekten de ölümsüz bir büyü.
Kaynakça
Kitaplar ve Akademik Yayınlar:
-
Reeves, Nicholas. The Complete Tutankhamun: The King, the Tomb, the Royal Treasure. Thames & Hudson, 1990. (Kazı detayları ve buluntular hakkında temel kaynak).
-
Carter, Howard. The Tomb of Tutankhamun. (Howard Carter'ın kendi kazı notları ve günlükleri).
-
Nelson, Mark R. "The Mummy's Curse: Historical cohort study." British Medical Journal (BMJ), 2002. (İstatistiksel olarak laneti çürüten akademik çalışma). Makale Erişim
Haber ve Web Kaynakları:
-
National Geographic: The Curse of the Mummy. (Lanetin bilimsel açıklamaları). Erişim Linki
-
History.com: Did the Curse of King Tut's Tomb Actually Exist? Erişim Linki
-
Encyclopaedia Britannica: Tutankhamun - The Discovery. Erişim Linki
-
Arkeofili (Yerli Kaynak): Tutankhamun'un Laneti Gerçek mi? Erişim Linki