Gözle Görülmeyenin Peşinde: Akşemseddin'in Mikrop Teorisi ve Tıbba Derin Bakışı

Gözle Görülmeyenin Peşinde: Akşemseddin'in Mikrop Teorisi ve Tıbba Derin Bakışı

17.01.2026 - 01:16:00

Tarih 29 Mayıs 1453. İstanbul surlarında Osmanlı sancakları dalgalanırken, genç padişah Fatih Sultan Mehmet, beyaz atının üzerinde şehre giriyordu. Herkesin gözü genç Fatih'teydi ama Fatih’in gözü, yanında duran, ak sakallı, mütevazı bir dervişteydi. Padişah, tebrikleri kabul ederken o meşhur cümleyi kurdu: "Evet, padişah benim ama şu gördüğünüz köse sakallı zatta bir hüner vardır; güller onadır." O "köse sakallı zat", İstanbul’un manevi fatihi Akşemseddin’di. Ancak tarih kitaplarının çoğu onu sadece Fatih’in hocası ve büyük bir mutasavvıf olarak anlatıp geçer. Oysa o sarığın altında, sadece dualar eden bir derviş değil; mikroskobun icadından asırlar önce görünmez dünyayı keşfeden, kanseri tanımlayan ve modern tıbbın temellerini sarsan bir bilim dehası yatıyordu. Antoni van Leeuwenhoek merceği keşfetmeden, Louis Pasteur laboratuvarına girmeden tam 400 yıl önce... Göynük’ün ahşap evlerinde, gözle görülmeyen katillerin, yani mikropların peşine düşen bir zihnin hikayesidir bu.

"Hastalıklar Şeytanın İşi Değildir!"

Orta Çağ tıbbını hayal edin. Avrupa’da veba salgınları "Tanrı’nın laneti" veya "kötü ruhların işi" olarak görülüyor; tedaviler tütsülerle, büyülerle veya hastayı tecrit edip ölüme terk etmekle yapılıyordu. Doğu tıbbında ise Galen ve İbn-i Sina’nın "Hıltlar Teorisi" (Dört sıvı dengesi) hakimdi.

İşte tam bu atmosferde, asıl adı Mehmet Şemseddin olan bu hekim, tıp tarihinin akışını değiştirecek bir tez ortaya attı. Osmancık medresesinde müderrislik yaparken, sadece dini ilimlerle değil, tıp ve eczacılıkla da yoğrulmuştu. Ona göre hastalıklar, gökyüzündeki yıldızların dizilişinden veya görünmez cinlerden değil, bizzat yeryüzünde, aramızda yaşayan "canlılardan" kaynaklanıyordu.

Maddetü'l-Hayat: Yüzyılları Aşan Reçete

Akşemseddin, tıp konusundaki devrimci fikirlerini "Maddetü'l-Hayat" (Hayatın Maddesi) adlı eserinde topladı. Bu kitap, dönemin farmakoloji ve tıp bilgisinin bir özetiydi ama içindeki bir paragraf, bilim tarihçilerini bugün bile hayrete düşürmektedir.

Akşemseddin, o meşhur satırlarda şöyle diyordu:

"Hastalıkların insanlarda teker teker ortaya çıktığını sanmak hatadır. Hastalık, insandan insana bulaşmak suretiyle geçer. Bu bulaşma, gözle görülemeyecek kadar küçük, fakat canlı tohumlar vasıtasıyla olur."

Burada kullanılan "Canlı Tohumlar" ifadesi (Arapça metinde buzur), bugünkü "Mikrop" veya "Bakteri" kavramının tam karşılığıdır.

Düşünün; elinizde bir mikroskop yok. Petri kabı yok. Laboratuvar ortamı yok. Sadece keskin bir gözlem gücü, derin bir sezgi ve neden-sonuç ilişkisini kurabilen bir zeka var. Akşemseddin, salgın hastalıkların yayılış biçimini izleyerek, bunun cansız bir "koku" veya "hava" ile olamayacağını, etkenin mutlaka "canlı" olması gerektiğini tespit etmişti.

Pasteur ve Koch'tan 4 Asır Önce

Batı dünyasında mikrop teorisinin (Germ Theory) kurucuları olarak Fransız Louis Pasteur ve Alman Robert Koch bilinir. Bu bilim insanları, 19. yüzyılda mikroskop altında bakterileri göstererek bu teoriyi kanıtladılar.

Ancak Akşemseddin, 15. yüzyılda (1400'ler) bu tanımı yaptığında, Avrupa henüz Rönesans'ın emekleme aşamasındaydı. İtalyan hekim Girolamo Fracastoro'nun benzer bir teoriyi ("hastalık tohumları") ortaya atması bile Akşemseddin'den yaklaşık bir asır sonra (1546) gerçekleşecekti.

Bu durum, Akşemseddin'in sadece bir din alimi değil, aynı zamanda deneysel tıbbın öncülerinden biri olduğunu gösterir. O, "Bulaşıcı hastalık yoktur, kader vardır" diyen fatalist anlayışa karşı, "Hastalığın sebebi canlı tohumlardır, tedbir ve tedavi gerekir" diyerek karantina ve hijyen uygulamalarını savunmuştur.

Hekim-i Lokman Ruhlu Bir Botanikçi

Akşemseddin'in tıbbi dehası sadece mikropla sınırlı değildi. O aynı zamanda usta bir eczacıydı. Doğadaki bitkileri öylesine iyi tanırdı ki, halk arasında "Hekim-i Lokman" olarak anılırdı.

Özellikle kanser üzerine yaptığı çalışmalar dikkat çekicidir. Bazı kaynaklar, onun kanseri "insan vücudundaki yanlış hücrelerin isyanı" gibi modern bir yaklaşımla tanımladığını ve o dönemde "seretan" denilen bu hastalığı bitkisel karışımlarla tedavi etmeye çalıştığını belirtir. Hatta Fatih Sultan Mehmet’in gut hastalığını (podagra) ve sadrazamların kronik rahatsızlıklarını tedavi eden başhekim de bizzat kendisiydi.

Göynük’te Sönen Bir Yıldız

İstanbul’un fethinden sonra Fatih, hocasının yanında kalmasını çok istese de, Akşemseddin sarayın ihtişamını elinin tersiyle itti. "Dünya malı ve şöhreti, hakikat yolcusunun ayağına bağdır" diyerek Bolu’nun Göynük ilçesine çekildi.

Orada kurduğu tekkede, bir yandan talebe yetiştirirken, diğer yandan laboratuvarı gibi kullandığı hücresinde ilaçlar hazırlamaya devam etti. 1459 yılında vefat ettiğinde, geride sadece fethettiği gönüller değil, aynı zamanda yüzyıllar sonra anlaşılacak bilimsel bir miras bıraktı.

Sonuç: Bilim ve İnancın Kesiştiği Nokta

Akşemseddin’in hikayesi, bize bilimin sadece modern laboratuvarlara ve teknolojik aletlere ait olmadığını hatırlatır. O, "gözle görülmeyeni" görmek için merceğe ihtiyaç duymadı; akıl gözü ve feraseti ona yetti.

Bugün elimizdeki dezenfektanlara, antibiyotiklere ve aşı teknolojilerine bakarken, 500 yıl önce bir Anadolu kasabasında "Hastalık canlı tohumlarla geçer!" diye haykıran o beyaz sakallı bilginin hakkını teslim etmemiz gerekir. O, Fatih'in kılıcını bilerken, aynı zamanda insanlığın mikroplara karşı verdiği savaşın ilk kılıcını da çekmişti.


Kaynakça

Kitaplar ve Ansiklopediler:

  • Ünver, A. Süheyl. Tıp Tarihimizde Fatih'in Hekimbaşısı Akşemseddin. İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi Enstitüsü Yayınları, 1953. (Akşemseddin'in tıbbi yönünü anlatan en temel kaynak).

  • TDV İslâm Ansiklopedisi: Akşemseddin Maddesi - (Cilt 2, Sayfa 299-302).

  • Bayat, Ali Haydar. Tıp Tarihi. İzmir: Sade Matbaa, 2010. (Osmanlı tıbbı ve mikrop teorisi bölümü).

Makaleler ve Akademik Yayınlar:

  • Ersoy, Osman. "Akşemseddin ve Mikrop Teorisi". Türk Tıp Tarihi Yıllığı, 1995.

  • Ayduz, Salim. "Akshamsaddin: The Doctor Who Discovered the Microbe". Muslim Heritage, Foundation for Science, Technology and Civilisation. Erişim Linki

Web Kaynakları:

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: