Veremin Gizemli Perdesi: Kambur Vesim ve Tıp Tarihinin Unutulmuş Dehası

Veremin Gizemli Perdesi: Kambur Vesim ve Tıp Tarihinin Unutulmuş Dehası

14.01.2026 - 15:48:00

Robert Koch’un verem mikrobunu keşfetmesinden tam 150 yıl önce, İstanbul’un dolambaçlı sokaklarında sırtındaki kamburuyla yürüyen, ancak zekasıyla döneminin devlerini gölgede bırakan bir hekim yaşıyordu. Avrupa’da tıp hala "kötü hava" ve "hıltlar" (vücut sıvıları) teorileriyle boğuşurken, o sessiz sedasız tarihin en büyük tıbbi devrimlerinden birini fısıldıyordu: "Verem, irsi değil; bulaşıcıdır!" Bu hikâye, Osmanlı’nın "Kambur" lakaplı dâhisi, şair, hattat, astronom ve hekim Abbas Vesim Efendi’nin; nam-ı diğer Kambur Vesim’in, mikroskobun henüz keşfedemediği görünmez düşmanlara karşı verdiği akıl dolu savaşın hikâyesidir.

İstanbul’un Sıra Dışı Hekimi

yüzyılın sonlarında doğan Derviş Abbas Vesim, fiziksel görünümü nedeniyle halk arasında "Kambur" olarak anılırdı. Ancak onun kamburu, sadece bedenindeydi; zihni, döneminin en dik duruşuna sahipti. Hem klasik İslam tıbbını (İbn-i Sina ekolü) yutmuş hem de Avrupa’da gelişen "Tıbb-ı Cedid" (Yeni Tıp) akımını yakından takip etmişti. Latince, İtalyanca ve Fransızca biliyor, Batı’dan gelen tıp kitaplarını tercüme ediyordu.

Onu diğerlerinden ayıran şey, "eskilere" körü körüne bağlı kalmamasıydı. Galen ve İbn-i Sina gibi otoriteler "Verem (Tüberküloz) kalıtsaldır, aileden geçer" derken, Vesim Efendi gözlerini hastalarına dikmiş, bambaşka bir gerçeği fark etmişti.

"İnce Hastalık"ın Sırrı Çözülüyor

O dönemde verem, "İnce Hastalık" olarak bilinir ve romantik ama ölümcül bir kader sayılırdı. Doktorlar, hastanın ailesinde verem varsa bunun genetik bir miras olduğunu söyler, hastayı izole etme gereği duymazlardı.

Abbas Vesim Efendi ise klinik gözlemlerinde şunu fark etti: Hasta ile aynı havayı soluyan, aynı eşyaları kullanan, hiçbir kan bağı olmayan kişiler de hastalanıyordu. Hastaların balgamlarını, öksürüklerini ve yaşadıkları ortamları inceledi. Ve tıp tarihine geçecek o sarsıcı tespiti, başyapıtı Düstûru'l-vesîm adlı eserinde kaydetti:

"Verem hastalığı, sanılanın aksine sadece mizaç bozukluğundan kaynaklanmaz. Bu hastalık, hastadan sağlam kişiye geçen, bulaşıcı (sari) bir illetdir."

Bu cümle, o dönem için bir atom bombası etkisi yaratmalıydı. Çünkü mikropların varlığı henüz bilinmiyordu. Vesim Efendi, mikroskobu olmadan, sadece mantığı ve gözlemiyle "mikrop teorisini" sezmişti. O, veremin bir "tohumu" (mikrobu) olduğunu ve bu tohumun insandan insana geçtiğini savunuyordu.

Bir Ansiklopedi: Düstûru'l-Vesîm

Abbas Vesim Efendi, sadece veremle ilgilenmedi. Yazdığı "Düstûru'l-vesîm fî tıbbi'l-cedîd ve'l-kadîm" (Eski ve Yeni Tıbbın Kuralları) adlı devasa eser, Doğu ve Batı tıbbının mükemmel bir senteziydi.

Kitapta sadece hastalıklar değil, farmakoloji de vardı. O, bitkileri ve ilaçları sınıflandırırken de deneysel yöntemi benimsedi. "Kitapta yazıyor diye inanma, dene ve gör" prensibiyle hareket etti. Hatta o dönemde frengi gibi zührevi hastalıkların tedavisinde cıva kullanımının dozajları üzerine yaptığı çalışmalar, modern toksikolojinin temellerini andırıyordu.

Neden Unutuldu?

Kambur Vesim, 1760 yılında vefat ettiğinde geride paha biçilemez bir bilgi hazinesi bıraktı. Ancak ne yazık ki, Osmanlı’nın o dönemki siyasi çalkantıları ve matbaanın geç yaygınlaşması, bu devrimci fikirlerin geniş kitlelere ve Avrupa’ya ulaşmasını engelledi.

tuberculosis bacterium Mycobacterium tuberculosis under microscope resmi

Getty Images

Eğer Vesim Efendi’nin eserleri o dönemde Latinceye çevrilip Avrupa üniversitelerinde okutulsaydı, belki de Robert Koch’un 1882’de tüberküloz basilini bulmasını beklemeye gerek kalmayacak, insanlık bu sinsi hastalığa karşı önlemlerini 100 yıl önce almaya başlayacaktı.

Sonuç: Kamburundaki Dünya

Abbas Vesim Efendi, sadece bir hekim değildi; o, bilimin dogmalara karşı nasıl direnmesi gerektiğinin bir simgesiydi. "Herkes böyle söylüyor" diyerek kolaya kaçmadı, "Ben ne görüyorum?" diyerek gerçeğin peşine düştü.

Bugün bir verem savaş dispanseri gördüğünüzde veya maske takmanın önemini konuştuğumuzda, aslında Kambur Vesim’in ruhunu şad ediyoruz. O, sırtındaki yükle değil, zihnindeki ışıkla tıp tarihinin karanlık dehlizlerini aydınlatan, Doğu’nun unutulmuş Pasteur’üydü.


Kaynakça

Yerli Kaynaklar:

Yabancı Kaynaklar:

  • Encyclopaedia of Islam (Brill): Abbas Wasim Efendi. Erişim Linki.

  • History of Medicine: The transition of medicine in the Ottoman Empire. (Cambridge University Press).

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: